yapış ile cümle
yapış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Genellikle cümle yapısı özne + yüklem + tümleç şeklindedir.A forma mais simples de estruturar uma frase é verbo + complemento + sujeito.
Kendine özgü bir tonu ve kasa yapısı vardır.Jack encontra água fresca e um caixão.
Albümün müzikal yapısı bubblegum pop ağırlıklı olup çoğu yerde disco ve funk ögeleri içerir.O estilo musical do álbum contém pop bubblegum misturado com influencias de funk e disco.
Gövde yapısı gemi tipine göre değişmektedir.A patente do imediato varia conforme o tipo de navio.
Köprünün özgün yapısı çöktükten sonra yeni bir köprü 1945 yılında inşa edilmiştir.Devido ao desaparecimento dos destroços, foi construído um novo em 1935.
Minenin yapısındaki en önemli proteinler "Enomelin ve Amelogenin" dir.As proteínas que integram a estrutura do tecido são: enamelina e amelogenina.
Halkın etnik yapısı Yörük olup Karakeçili Boyu'ndandır.A religião do homem hierarquizada é organizada e multinacional.
Şubat 2007'de, Burç Halife dünyanın en çok katlı yapısı olan Sears Kulesi'ni geçmişti.Fevereiro de 2007 Burj Khalifa ultrapassa a Willis Tower e é o edifício com mais andares.
Dâhili sürücü Seviye 2 PostScript yapısını ve Seviye 3'ün büyük bölümünü destekler.O driver interno também suporta a criação de PS de nível 2 e uma grande parte do subset de nível 3.
Her müzik aletinin farklı bir harmonik yapısına sahiptir.Cada musica tem um mood diferente.
Yapıştırıcı bitümlü ısısı 140 °C aşağı düşmeyecektir.A temperatura xarope não deve exceder 30 C°.
Kolkhis aile yapısında kadın önemli bir yere sahipti.Na classe samurai, a mulher ocupava uma posição importante na família.
Törenlerin bu yapısı 1933 yılına kadar devam etti.Entretanto, a associação continuou organizando concertos até 1933.
Bu özellikleri esasen termoplastiklerin molekül yapısından ileri gelmektedir.Isto alterou-se por completo quando apareceram os métodos de clonagem molecular.
Yapışkan yumurtalarını göl kıyısında kumluk ve çakıllık yerlere bırakırlar.Eles costumam colocar seus ovos em locais rochosos perto da água.
Çin Weiqi Derneği bugünkü bilinen yapısını 1973 yılında almıştır.O Comitê Olímpico Chinês, em sua forma atual, foi reconhecido em 1979.
Bir jeolog o alanı incelemiş ve mağara yapısına benzer hiçbir şeye rastlamamıştır.Um geologista examinou a área e não encontrou qualquer sistema subterrâneo.
Ortasında havuz olan umumi tuvalet yapısı, aynı zamanda toplanma yeri olarak da kullanılmıştır.Os banhos públicos tornaram-se também incorporada no sistema social como pontos de encontro.
Kayalar ve çökeltiler, değişik sebeplerle buzulların yapısına eklenir.As rochas e os sedimentos são incorporados às geleiras por vários processos.
Köy toplamda on bir mahalleden oluşup dagınık ve engebeli bir arazi yapısına sahiptir.É constituída por doze aldeias que faz a unidade espacial e funcional.
Dubai Marina inşaatında Kanada, Vancouver'de bulunan False Creek'in yapısından esinlenilmiştir.Dubai Marina foi inspirado no projeto "Concord Pacific Place" em False Creek, Vancouver, no Canadá.
Bu yapısal modelin dayanıklılığına pek çok çevre tarafından kuşkuyla bakıldı.A eficiência deste plano, porém, foi muito questionada.
Kuarklar; elektrik yükü, renk yükü, spin ve kütle gibi çeşitli yapısal özelliklere sahiptir.Quarks possuem várias propriedades, como a carga elétrica, a massa, a carga de cor e o spin.
Köy, genel olarak engebeli bir arazi yapısına sahiptir.O Campus, no seu conjunto, tem uma dimensão majestosa.
Genel yapısı yandaki resimde gösterildiği gibidir.Veja o esquema representativo na imagem ao lado.
Bu da, söz konusu bağlacın yapısıyla ilgilidir.Tudo relacionado com a estrutura das obrigações.
Çubukların konumu ve yapısı beslenme tarzı ile yakından ilişkilidir.A nutrição dos poliquetas está diretamente relacionada ao seu hábito de vida.
Kilisenin yapısı Çarıklı Kiliseye çok benzer.É tão ruim quanto a igreja.
Kazılar sırasında, Denizli Müzesi uzmanları, uzun yazıtlı bomoslu bir mezar yapısı bulmuşlardır.Nela os trabalhos arqueológicas descobriram sepulcros com câmara mortuária e estrutura social articulada.
Belirgin özelliği glandüler yapısıdır.Seu principal negócio é a fabricação de vidros especiais.
Penismerkezcilik ya da Fallogomerkezcilik, yapısökümcü feminizm akımının ortaya çıkardığı bir kavramdır.A noção de brancura, ou a falta dela, é uma questão-chave dentro do movimento feminista pós-colonial.
Başlangıçta "Oldukça Yapışkan" olarak adlandırılan bu, daha sonra, Pritt Stick'e yoğunlaştırıldı.Inicialmente bastante ligado ao chamado pós-hardcore.
Yapısalcılığın ikinci bir kullanımı matematik felsefesinde ortaya çıkmıştır.Um uso secundário do estruturalismo tem sido visto recentemente na filosofia da matemática.
Balkanlar coğrafyası, Balkan bölgesinin çeşitlilik oluşturan coğrafi yapısıdır.A bipolaridade seria típica de regiões em que existem conflitos capazes de polarizar o sistema de estados.
XML dokumanları ağaç veri yapısında olurlar.Documentos QML descrevem uma árvore de elementos.
Yapışan geliştirmelerle, dar dönüşlerde arabalar artık daha fazla yol tutuşuna sahiptir.Com a chave do carro recuperada, os amigos continuam a viagem.
Ritmik yapısından ötürü bu müzik pek çok dansçıyı da kendine çekmiştir.Segundo Harry essa música o assustava muito.
Deriye yapışan dar elastik giysi deriye karşı kararlı bir basınç uygular.Basicamente, a vestimenta deve prover: Uma pressão atmosférica interna estável.
Bu ve diğer projeler devlet bütçesinin yapısını daha kötü hale gelmesine yol açtı.Estas e outras funções aumentaram drasticamente a importância dos ministros religiosos.
Bu kuram çerçevesinde toplumun yapısı ve işlevleri dikkate alınır.Sua gestão necessita do entendimento das estruturas e funções do corpo humano.
Genel olarak, dentinin yapısı şöyle tarif edilebilir.O parafuso de Arquimedes pode ser assim classificado.
Elastin fibroblast hücreleri tarafından üretilen yapısal bir proteindir.A elastina é uma proteína de função estrutural que forma fibras elásticas.
Köyün gelişmiş bir tarım yapısı yoktur.A cidade não possui um nível avançado de urbanização.
Toprak yapısı tarım için oldukça uygun ve verimlidir.A matéria-prima deve ser renovável e economicamente viável.
Redis bir veri yapısı sunucusudur.Redis é uma estrutura de dados do servidor.
Yapısal olarak, üç uygulama birer uygulamadır ancak her biri kendi kullanıcı arabirimine sahiptir.Trata-se na verdade de três prédios distintos, porém com uma única fachada, todos com 8 pavimentos.
Japonlar ayrıca sahilin yapısının sağladığı avantajları da kullandılar.Os japoneses também usaram o terreno difícil das praias em seu favor.
Sıçan kangurusugillerin vücut yapısı Kangurugiller'e benzer.Os rooeys são criaturas semelhantes a cangurus.
Köy, İslam Dini kültür yapısını, Türk kültür yapısı ile birleştirerek uygulamaktadır.Os Estados Unidos criaram a ideia de combinar a conservação da cultura com a conservação da natureza.
Transformatör yapısı.A Economia da Transformação.
Yapısal olmayan programlama, program yazılış sırası ile işletilirler.Não tem um horário fixo, seus programas são mostrados durante a programação.
Payın serbest devredilebilirliği anonim şirket için yapısal bir unsurdur.A Exclusão do Acionista Controlador na Sociedade Anônima.
Huni, bir gemi üst yapısı ve ana güvertesi üzerinde yapılan metalik bir yapıdır.Funil é a denominação dada a uma construção feita sobre a superestrutura e convés principal de um navio.
Birbirine iliştirilmiş bileşenler, asıl program yapısını temsil eden bir ağacı biçimlendirir.De gekoppelde componenten vormen een boom die de eigenlijke programmastructuur representeert.
Dâhili sürücü Seviye 2 PostScript yapısını ve Seviye 3'ün büyük bölümünü destekler.De interne driver biedt volledige ondersteuning voor PostScript Level 2 en deels Level 3.
Geleneksel Miskito toplumu iyi tanımlanmış politik yapısı ile yüksek derecede yapısaldır.De traditionele Miskito gemeenschap is zeer gestructureerd, ook politiek.
Japonlar ayrıca sahilin yapısının sağladığı avantajları da kullandılar.De Japanners gebruikten ook het strand in hun voordeel.
Bu arada şehrin nüfus yapısı da değişmeye başlar.Ook het uitzicht van de binnenstad begint te veranderen.
1953 - Francis Crick ve James D. Watson, DNA molekülünün yapısını keşfettiler.1953 - Francis Crick en James Watson ontdekken de structuur van het DNA-molecuul.
Çubuklu balinaların ise fonik dudak yapısı yoktur.Baleinwalvissen hebben geen fonetische lippenstructuur.