yapış ile cümle
yapış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
NATO'nun komuta yapısı Soğuk Savaş boyunca ve bunun sonrasında gelişme gösterdi.A estrutura de comando da OTAN evoluiu durante a Guerra Fria e no período posterior.
"Yeni karanlık", uygulama mağazalarının kapalı yapısına atıfta bulunur.A "nova escuridão" refere-se à natureza fechada das tradicionais lojas de aplicativos.
Bu görüntüleri temel alan Rosalind Franklin 1955 yılında virüsün tam yapısını keşfetti.Com base nos seus quadros, Rosalind Franklin descobriu a estrutura completa do vírus em 1955.
Geç Cumhuriyet'in lejyonları yapısal olarak neredeyse bütünüyle ağır piyadeydi.As legiões de final da república eram compostas por infantaria pesada quase na íntegra.
Lee Marvin'le ilişkili olduğunu ya da onun oğlu olduğunu kanıtlayacak bir yüz yapısına sahip olman gerekiyor.Você tem que ter uma estrutura facial, que poderia estar relacionada, ou ser um filho de Lee Marvin.
DNA'nın yazılımı (transkripsiyonu), kendi yapısı tarafından belirlenmektedir.A transcrição do DNA é ditada por sua estrutura.
Kilisenin yapısı ve teolojik konular nesiller boyu süren ateşli bir tartışma konusunu oluşturdu.A estrutura e a teologia da Igreja tornaram-se alvo de uma disputa feroz durante gerações.
Temelde bir ağın topolojik yapısı fiziksel veya mantıksal olarak tasvir edilebilir.Essencialmente, é a estrutura topológica da rede, e pode ser descrito física ou logicamente.
Estonya yapısal düzenlemeler konusunda da mükemmel bir yol kat etmiştir.A Estônia também tem feito excelente progresso em relação a ajustes estruturais.
Bilimsel Devrimlerin Yapısı (1962), Thomas S. Kuhn'un bilim tarihi üzerine bir analizidir.A Estrutura das Revoluções Científicas (Thomas Kuhn, 1962) é uma análise sobre a história da ciência.
Bir nokta parçacık boyutu, şekli ve yapısı verilen içerikle alakasız nesnelerin uygun bir gösterimidir.Ficou estabelecido, acima, o que deve ser conceituado acerca da severidade e da clemência.
Bu jandarma yapısı, ordu ve polis arasında bir kuvvet aracı olarak tasarlanmıştır.A Gendarmeria existe como uma estrutura de força intermediária entre o exército e a polícia.
Geleneksel Miskito toplumu iyi tanımlanmış politik yapısı ile yüksek derecede yapısaldır.A sociedade misquito tradicional é altamente hierárquica, com uma estrutura política definida.
1924'te grafit'in yapısını belirledi.Em 1924 determinou a estrutura molecular do grafite.
Bu filmde o pantolonuna rastgele nesneleri yapıştırma bir tuhaf alışkanlığı vardır.Neste filme, ele tem um hábito estranho de colar objetos aleatórios nas calças.
Yazarlar, animasyondan yararlanmak için bu anlatım yapısını izlemeye karar verdiler.Os escritores decidem seguir esta estrutura narrativa para aproveitar a animação.
Genç bir nüfus yapısına sahiptir.Tem um público target jovem.
İmparatorlukHetaireia'nın kökeni, rolü ve yapısı açık değildir.A origem, funções e estrutura da Heteria imperial não são claras.
Taçküre yapısının farklı güneş lekeleri ile birlikte görünüşü, Ekim 2010.Uma vista da estrutura coronal sobre uma mancha solar diferente, vista em outubro de 2010.
Bu yükseltme 2001 yılına kadar Mac OS’in mimari yapısını oluşturdu.Ele manteve a base de arquitetura do Mac OS até 2001.
Genellikle monohidrat form halinde bulunur ve rombik bir kristal yapısına sahiptir.Ele normalmente é disponível como monohidrato, o qual tem uma estrutura cristalina rômbica.
Enzimlerin etkinliği onların üç boyutlu yapısı tarafından belirlenir.A atividade das enzimas são determinadas pela sua estrutura quaternária.
Aşağıdaki tablo sistemin mevcut yapısını gösterir.A tabela seguinte mostra a estrutura do atual sistema.
Enzimin yapısının bilinmesi kinetik verilerin yorumlanmasında faydalıdır.O conhecimento adquirido acerca da estrutura das enzimas é útil na interpretação dos dados cinéticos.
Bazı kodlamayan DNA dizileri kromozomlar için yapısal rol oynarlar.Algumas sequências de ADN não codificante têm um papel estrutural nos cromossomas.
Kule, 2011 yılında tamamlanmış olup 211 metre yüksekliği ile Türkmenistan'ın en yüksek yapısıdır.Torre Turcomenistão: Foi concluída em 2011 e, com seus 211 metros de altura, é a estrutura mais alta no país.
Çubuklu balinaların ise fonik dudak yapısı yoktur.As baleias de barbatana não possuem lábios fônicos.
Gerçekliğin yapısındaki boşluk.A Ontologia da Realidade.
Yaklaşık 18-19 tonluk ağırlığıyla yapısal olarak Salyut 3'e benziyordu.Estruturalmente similar à Salyut 3, ela possuía uma massa total de aproximadamente 18-19 toneladas.
Bazı türlerde yumurtalar kayaların altına yapışır.Em alguns locais há serpentes escondidas debaixo das rochas.
Güncel - Service worker yapısı sayesinde her zaman güncellenir.Atual - Sempre atualizado graças ao processo de atualização do service worker.
Siyasi hürriyet ve insan hakları açık toplum yapısının temel taşlarıdır.Liberdade política e direitos humanos são os princípios fundamentais que regem a sociedade aberta.
Bu teknolojide destek yapısı kullanılmaz.Não existem tecnologias viáveis para reciclar esse material.
İşlevselcilik YapısalcılıkFundação Laboral de Construção
Bu nedenle çok yönlü bir yapısı var."Precisa funcionar em uma grande escala."
İmparatorluk gücünün törensel merkezindedir ve Çin'in ayakta kalabilmiş en büyük ahşap yapısıdır.É o centro cerimonial do poder imperial, e a maior estrutura em madeira sobrevivente na China.
1990'lardaki Japon durgunluğu keiretsu yapısı üzerinde derin etkilere sahipti.A recessão japonesa na década de 1990 teve profundos efeitos nos keiretsu.
Ne var ki bu ölçüt, günümüzün değişken ekonomik yapısıyla pek uyumlu değildir.Um tema semelhante é a insatisfação com o próprio mundo moderno.
Yapısı çok basittir.É uma construção muito simples.
Yapraklarında Betula pendula gibi reçine bezeleri bulunmadığından, bunların yaprakları yapışkan değildir.Como a palma, os poros sudoríparos não dispõem de glândulas sebáceas.
Romalıların başarısı imparatorluğun yaygın yapısına ve örgütlenmesine bağlıydı.Contudo, o êxito dos Romanos dependeu de uma organização extensa à estrutura do seu império.
2000 yılında babası Rot-Weiss Essen alt yapısına yazdırdı.Tornou-se técnico em 1967, comandando o Rot-Weiss Essen.
Kısa ve kalın bacak yapısı jaguarın iyi tırmanmasını, sürünerek ilerlemesini ve yüzmesini sağlar.A forma corporal atarracada e robusta torna a onça-pintada capaz de nadar, rastejar e escalar.
Hamile kadının bebeğini besler, yapısındaki potasyum çocukların büyümesini sağlar.Pois teu solo, tão fecundo, Alimenta os filhos teus.
Antikorların yapısıyla ilgili keşifleri Nobel Ödülü'nü kendisine kazandırmıştır.Esta foi a descoberta que garantiu-lhe o prêmio Nobel.
Şato yapısı 1554 yılında Frands Brackenhaus tarafından inşa edildi.A estrutura do castelo foi erguida por Frands Brockenhuus em 1554.
Avrupa Birliği nüfus yapısı hayli nüfuslanmış,kültürel farklılığı olan 27 üye devleti gösterir.A União Europeia é muito povoada, culturalmente diversa pela união de 27 Estados-Membros.
Dolayısıyla bir betik dili yapısına da sahiptir.Além disso, ele fez uma operação de bifurcação da língua.
Özdeş alt birimlerden kapalı bir kabuk oluşturmanın en iyi yolu düzenli bir ikozahedron yapısıdır.Uma boa tentativa de se criar um sistema isolado é encerra-lo em uma garrafa térmica.
Sülükler kloaka ve bazen de boğaz keselerine yapışabilir.Dor no pescoço e às vezes nos ouvidos.
Bir süre sonra da ülkenin adını Yugoslavya olarak değiştirdi ve yerel yönetim yapısını yeniden düzenledi.Em outubro, alterou o nome do país para Reino da Iugoslávia e reorganizou as divisões territoriais.
Klasik bilgisayarlar bitlerden oluşan hafıza yapısına sahiptir.Um computador clássico tem uma memória feita de bits.
DNA böylede biyolojik bilgi taşımak için değil, yapısal bir malzeme olarak kullanılır.Neste caso, o ADN utiliza-se como um material estrutural, mais que como um portador de informação biológica.
Sovyetler Birliği ekonomisi, Sovyetler Birliği'nin ekonomik yapısını tanımlar.Mais informações: Economia da União Soviética.
Toplumsal cinsiyet, bir cinsiyet yapısından daha fazlasıdır.Por exemplo, um gênero politípico tem mais de uma espécie.
DNA ve RNA'nın yapısına katılır.Está presente no DNA e no RNA.
Yine farklı gruplarda, diğer yüzgeçlerde görülen yapısal değişiklikler, sistematik açıdan önem taşır.Para a generalização a outros projetos, variam-se esses mesmos fatores sistematicamente.
O dönemde yakışıklı jön rolleri üzerime yapışmıştı.Tinha os seios lindos naquela ocasião.
Yeni bir organizasyon yapısı oluşturur.É criada uma pessoa jurídica nova.
Eksozomun çekirdeği başka proteinlerin bağlı olduğu altı elemanlı halka yapısını içerir.O núcleo do complexo possui estrutura anular formada por seis membros, ao qual se acoplam outras proteínas.