Ancak kısa şiirlerinde, yaşamındaki en önemli şeyleri en etkili biçimde yansıtmaktadır.Numerärt är dock översättningarna av barnböcker det mest påtagliga i hennes verklista.
Yetki alanlarının bu çeşitliliği ülkenin tarihini yansıtmaktadır.Ця множинність юрисдикцій відображає історію країни.
Yansıtma: “Beni sevmediğini, benden hoşlanmadığını biliyorum.”Тепер вона знає напевно: «Те, що маю я, — то не любов.
Ulaan Üde sözü Sovyet devrinin ideolojik adlandırmasını yansıtmaktadır.Назва іронічно натякає на бажання «напоїти» радянського міністра.
Firmalar için üretilen logoların firmanın ürün ve hizmetlerini yansıtması gerekir.Firemní stránky, aby vydělávaly musí prodávat produkty či služby.
Bu nedenle şehrin nüfus istatistikleri şehirde yaşanlar sayını doğru yansıtmamaktadır.Tak je oficiální počet obyvatel podle sčítání nižší než množství lidí, kteří ve městě skutečně žijí.
Bu eserlerin amacı, kişinin görünüşünü, kişiliğini ve ruh hâlini yansıtmaktır.Člověk a vesmír odráží jeho osobnost, charakter a účel.
Işığı yansıtmak yerine emen pigmentler siyah gözükür.U nosní houby se preferuje černá pigmentace.
İnsanların ilk anıları kişilik öz elliklerini yansıtmaktadır.Na druhé straně muži se ve svých časných vzpomínkách zaměřují spíše na jejich individuální já.
Yapıtlarında genel olarak yaşam, doğa ve evrenin özünü yansıtmayı denedi.Ve svém identickém projevu intenzivně pátral po podstatě přírody, kosmu a univerza.
Halihazırdaki Sovyetler köylü ve işçilerin taleplerini yansıtmamaktadır.Sovietele din acel moment nu mai exprimau voința muncitorilor și țăranilor.
Nisan 1909'da Berlin Antlaşması, olguyu yansıtmak ve krizi sona erdirmek amacıyla değiştirildi.În aprilie 1909, Tratatul de la Berlin fost modificat pentru a accepta noul status quo-ul punând capăt crizei.
Bu onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir.Este un cuvânt de adevăr de care ei se îndoiesc.
Spektrometre maddeleri ışığı çarpıtıp geri yansıtmak suretiyle analiz eder.Un specrometru analizează substanțele trecând lumină prin ele și reflectând lumină din ele.
Tina'ya göre markanın genel tarzı, kendisinin ve Beyoncé'nin zevkini yansıtmaktadır.Tina Knowles spune că linia vestimentară reflectă perfect stilul și gusturile fiicei sale, Beyoncé.
Bu tarihi bir yanlış algılama olup gerçeği yansıtmaz.O idee delirantă este o idee falsă, care nu corespunde realității.
Aşağıdaki kladogram ve filogenetik tanımları, evrimsel ilişkilerin mevcut kavramlarını yansıtmaktadır.Az alábbi kladogram és a filogenetikai definíciók az evolúciós kapcsolatok jelenlegi értelmezését tükrözik.
2001 yılında Spielberg, Tenten'i bilgisayar animasyonuyla yansıtmak konusunda ilgisini gösterdi.Spielberg 2001-ben arról beszélt, hogy érdekelné Tintin számítógépes animációs feldolgozása.
FIFA, Çekoslovakya'nın elde ettiği sonuçları Çek Cumhuriyeti'ne yansıtmaktadır.Csehország eredményei Csehszlovákia eredményeit is tartalmazza.
Aşağıdaki veriler 2010 Sayım sonuçlarını yansıtmaktadır.Az alábbi táblázat a 2010-es népszámlálás eredményeit rögzíti.
Bu farklılık kaza mağdurlarının pasifliğini yansıtmamaktadır.Ez a besorolás nem tükrözi szükségszerűen a beteg panaszainak súlyosságát.
Kerberos protokol mesajları, izinsiz dinlemelere ve yansıtma ataklarına karşı dayanıklıdır.A Kerberos protokoll üzenetei védve vannak a lehallgatások és az ismétlődő támadások ellen (replay attacks).
Bu görüş hem İsrail radikal solunun hem de İsrail radikal sağının görüşünü yansıtmaktadır.Ezek nagy többsége azonban a radikális jobboldalra vagy a radikális baloldalra szavazott.
Esasen, temel yapısı 15. yüzyıl İspanyolcasını yansıtmaktadır.A kódex nyelvezete a korabeli, 15. századi magyar nyelv állapotát tükrözi.
Tipik bir dağ köyü özelliği yansıtmaktadır.Tipikus hegyvidéki völgytalpi útifalu.
Romanlarındaki mekân unsuru sosyal seviye ve yaşam tarzlarını da yansıtmaktadır.Ezek az állat ivari állapotáról vagy szociális helyzetéről tájékoztatnak.
Modern tarihçiler bunun bir gerçekleri yansıtmadığını bildirmektedirler.A modern történészek ezt nem tudják beazonosítani.
FIFA, Sovyetler Birliği ve Bağımsız Devletler Topluluğu'nun elde ettiği sonuçları Rusya'ya yansıtmaktadır.Szovjetunió és a Független Államok Közössége eredményei együtt.
Ancak aldığı bu bilgiler her zaman gerçeği yansıtmayabilir.Ezt persze titkolja, de nem mindig sikerül elrejetnie a valóságot.
Bu da, onların kuşlara özgü olan görüş yeteneklerini ve doğal yaşam ortamlarının özelliklerini yansıtmaktadır.Elokuva kertoo haiden todellisesta luonteesta ja niiden tärkeydestä luonnon ekosysteemissä.
Masson'un ilk eserleri kübizme olan ilgisini yansıtmaktadır.Massonin varhaiset teokset osoittavat hänen kiinnostustaan kubismiin.
Aşağıdaki veriler 2010 Sayım sonuçlarını yansıtmaktadır.Yllä olevat tulokset kuvaavat vuoden 2010 vaalitulosta.
Tabaka geç dönemi yansıtmaktadır.Näin tuore aihe viittaa myöhäiseen ajankohtaan.
İnsan ilişkilerinde yansıtmalı özdeşim.Tämä vaikuttaa hahmon ihmissuhteisiin.
Bu farklılık kaza mağdurlarının pasifliğini yansıtmamaktadır.Tämän vuoksi hänen työvuorollaan ei huomattu poikkeavuuksia potilaiden kuolleisuudessa.
İlçe de eğitim-öğretim açısından ileri seviyede bulunan Kars bölgesinin özelliklerini yansıtmaktadır.4. Kertoo yliopiston perustamisajankohdan epäselvyyksistä.
2001 yılında Spielberg, Tenten'i bilgisayar animasyonuyla yansıtmak konusunda ilgisini gösterdi.Το 2001, ο Σπίλμπεργκ αποκάλυψε την πρόθεσή του να γυρίσει τον Τεντέν με τη μέθοδο του computer animation.
Estonya’nın mimari tarihi ülkenin Kuzey Avrupa’daki çağdaş gelişimini yansıtmaktadır.Η αρχιτεκτονική ιστορία της Εσθονίας αντικατοπτρίζει κυρίως τη σημερινή της ανάπτυξη στη βόρεια Ευρώπη.
FIFA, Sovyetler Birliği'nin elde ettiği sonuçları Rusya'ya yansıtmaktadır.Η FIFA πέρασε τις επιδόσεις της Σοβιετικής Ένωσης ως επιδόσεις της Ρωσίας.
Bu çalışmanın ön koşulu gerçeği yansıtmaktır.Η αφήγηση της πραγματικότητας συνιστά την πραγματικότητα του ερευνητή.
Görünüm gerçeği yansıtmaz.Η έκφραση της μη αλήθειας είναι το ψέμα.
Buradaki müze bütün şehirlerin geçmişlerini yansıtmaktadır.Museet i Lejre præsenterer hele Lejre Kommunes historie fra oldtiden til nutiden.
Yansıtma: “Beni sevmediğini, benden hoşlanmadığını biliyorum.”Han har også sagt: "Hun krammer mig aldrig, hun kan ikke lide mig".
Bu nedenle şehrin nüfus istatistikleri şehirde yaşanlar sayını doğru yansıtmamaktadır.Derfor er der stor usikkerhed ved opgørelser af byers indbyggertal.
Gökküre yansıtması gökcisimlerinin konumlarının belirlenmesi için çok pratik bir yöntemdir.En meridiankreds er et instrument til nøjagtig bestemmelse af himmellegemernes positioner.
Ancak aldığı bu bilgiler her zaman gerçeği yansıtmayabilir.Men hvad de dækker over, bliver formentligt aldrig oplyst.
Bu onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir.Dette gjenspeiles i ordet: den innretningen (verket) der noe stilles.
Kerberos protokol mesajları, izinsiz dinlemelere ve yansıtma ataklarına karşı dayanıklıdır.Protokollmeldingene til Kerberos er beskyttet mot evesdropping og replay attacks.
FIFA, Sovyetler Birliği'nin elde ettiği sonuçları Rusya'ya yansıtmaktadır.FIFA betrakter imidlertid det russiske landslaget som etterfølgeren til Sovjetunionen.
Kendi duygularını başka nesnelere yansıtmak anlamında da kullanılır.Enda viktigere er imidlertid at vi kan dele våre ideer med andre.
Bu tarihi bir yanlış algılama olup gerçeği yansıtmaz.Det går fint an å si en usannhet uten å lyve.
Güneydoğu, örf, adetleri ve kültürlerini yansıtmaktadır.Upland South er beskrevet ved landformasjoner, historie og kultur.
Ancak, bu hareketsiz bir çerçeve içinde ölçülen herhangi bir cisimin hızını yansıtmaz.Namun, ini tidak mewakili kecepatan dari setiap objek tunggal yang diukur dalam kerangka inersia tunggal.
Bu farklılık kaza mağdurlarının pasifliğini yansıtmamaktadır.Papula ini tidak memengaruhi sensitivitas penis penderitanya.
Bu onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir.Dan ia membuktikan kata-katanya itu dengan perbuatan nyata.
Modern tarihçiler bunun bir gerçekleri yansıtmadığını bildirmektedirler.Namun para sejarawan modern percaya bahwa kenyataan-kenyataan ini tidak dipercaya.
Brown gerçek bir insan olmasına rağmen Cameron gerçek hayatta yaptıklarını yansıtmamayı tercih etti.Mặc dù Brown là một nhân vật có thật, Cameron quyết định không tái hiện lại những gì bà đã làm trong lịch sử.
Yetki alanlarının bu çeşitliliği ülkenin tarihini yansıtmaktadır.Tính đa dạng của các cấp chính quyền là hệ quả lịch sử của đất nước này.
Filmin sanat tasarımı 1950'nin Broadway müzikallerini yansıtmak için tasarlanmıştır.Phong cách nghệ thuật của phim mang ảnh hưởng từ các vở nhạc kịch Broadways những năm 1950.
Yansıtma: “Beni sevmediğini, benden hoşlanmadığını biliyorum.”Rồi tôi nói, 'Được rồi, ai cảm thấy không thích nó?'