DJ Premier'in prodüksiyon tarzı kendisinden öncekilerin New York sound'unu yansıtmaktadır.Lo stile di produzione di DJ Premier rappresenta il suono di New York.
İnsanların ilk anıları kişilik öz elliklerini yansıtmaktadır.I primi ricordi degli individui riflettono in modo significativo i tratti della loro personalità.
Yetki alanlarının bu çeşitliliği ülkenin tarihini yansıtmaktadır.La molteplicità di forme di governo locali riflette la storia del Paese.
Karanlık madde görülemez çünkü parlak değildir ve ışığı yansıtmaz.La materia oscura non può essere visualizzata in quanto non emette né riflette luce.
Suyun yokluğu aynı zamanda, ısıyı yansıtmak için neredeyse hiç buz olmadığı anlamına gelir.Caratteristico è il fatto che l'acqua non geli mai.
Işığı yansıtmak yerine emen pigmentler siyah gözükür.I pigmenti che assorbono la luce piuttosto che rifletterla danno luogo al "nero".
Sistem haberleşme sinyalini yansıtmak için yeryüzü ve iyonosferi kullanır.I sistemi di comunicazioni utilizzano la ionosfera per riflettere i segnali radio su lunghe distanze.
Kent halkının etnik bileşenleri tüm Dağıstan halklarının çeşitliliğini yansıtmaktadır.Gran parte dell'architettura di queste colonie riflette la diversità delle loro genti.
Bu tanımlamalar gerçeği yansıtmamakta ve bizi üzmektedir.Эти характеристики не отражают правду и печалят нас".
Bu onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir.И, кроме того, в их роликах звучит такое неверие в то, что они говорят!
FIFA, Sovyetler Birliği'nin elde ettiği sonuçları Rusya'ya yansıtmaktadır.ФИФА считает Россию преемником СССР.
Temiz bir devlet görevlisi karakterini yansıtmaktadır.Я смотрю на своё звание как на должность чисто служебного характера.
FIFA, Çekoslovakya'nın elde ettiği sonuçları Çek Cumhuriyeti'ne yansıtmaktadır.ФИФА считает Чехию преемником Чехословакии.
Bu bir çeşit yansıtmaydı.Это было словно откровение какое-то.
Sergilenen eserler Köln Şehri'nin tarihini yansıtmaktadır.Такое деление хорошо отражало колониальное прошлое Южно-Африканской Республики.
Onun tavrını yansıtmayan bazı eserlerinin geç dönem tabloları olduğu kabul edilir.Он признаёт, что некоторые интерпретации его работ бывают для него чрезвычайно неожиданными.
Giyim kuşamın en önemli işlevlerinden biri de kişinin stilini, zevklerini ve modayı yansıtmasıdır.Галстук в костюме делового мужчины является показателем статуса и вкуса.
Ekip, karakteri daha çok kendine özgün ve karmaşık bir karakter olarak yansıtmak istediler.Возвращение призвано показать этого персонажа как более жёсткого.
SCF yöneticileri bu seçim sonuçlarının gerçeği yansıtmadığını ileri sürdüler.زعم قادة الحزب الجمهوري الحر أن نتائج هذه الانتخابات لم تعكس الحقيقة.
Tüm bu duygular Picasso’nun o zamanki kötü vaziyetini ve toplumun haline yönelik eleştirisini yansıtmaktadır.كل هذه المشاعر تعكس مأزق بيكاسو في ذلك الوقت وانتقاده لحالة المجتمع.
Brown gerçek bir insan olmasına rağmen Cameron gerçek hayatta yaptıklarını yansıtmamayı tercih etti.وعلى الرُغم من كون مارغريت شخصيّة حقيقيّة، إلا أن كاميرون اختار عدم إظهار سلوكها الحقيقي.
Şiir serbest olmalı, hayatın canlılığını yansıtmalıdır.والشعر يجب أن يكون حراً فيعكس حيوية الحياة.
Bu onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir.وهي من قولهم اللطيف من الكلام ما غمض معناه وخفي.
Karakterleri ise geneli yansıtmaktadır.ويعكس الشخصيات بشكل عام.
Ama 1885'te tamamlanan son eser şiddeti değil, şiddetin çözümlenmesini yansıtmaktadır.لذا لم يشهد 1968 نهاية للقتال بل تكثيفا له.
Temsili demokraside ise, halkın seçtiği insanlar, halkın iradesini yansıtmaya çalışmaktadır.وسائل الإعلام تبث فقط ما توافق عليه الحكومة لتعريف الناس.
İlk olarak yoldaşından yaydığı ekstra ışığı yansıtmasının gözlenmesidir.الطريقة الأولى هي ملاحظة مقدار الضوء الذي يعكسه النجم من رفيقه.
Kent halkının etnik bileşenleri tüm Dağıstan halklarının çeşitliliğini yansıtmaktadır.يعكس الكثير من عمارة المستعمرات الوسطى تنوع شعبها.
Eserlerinde tarihi ve geleneksel temaları yansıtmaktadır.تتبدى في أعماله ظلال دينية وتاريخية.
Kerberos protokol mesajları, izinsiz dinlemelere ve yansıtma ataklarına karşı dayanıklıdır.رسائل بروتوكول كيربيروس محمية ضد هجمات التنصت.
Ayrıca Jacque Fresco'nun bazı konuşmaları da dünya vatandaşlığı idealini yansıtmaktadır.ويختلف روجرز عن فرويد أيضا بنظرته المتفائلة للطبيعة الإنسانية.
Yunanistan'ın sahip olduğu on sekiz UNESCO Dünya Mirası, ülkenin zengin tarihsel geçmişini yansıtmaktadır.وينعكس الإرث التاريخي الغني لليونان بانتساب 18 موقعا لقائمة اليونسكو للتراث العالمي.
Sonra 2001 Eylülünde Afganistan'daki savaşın izlerini yansıtmak için Hindistan'a gitti.وعاد إلى أفغانستان في عام 2001 لتغطية بداية الحرب.
Halihazırdaki Sovyetler köylü ve işçilerin taleplerini yansıtmamaktadır.Os presentes sovietes não mais expressam os desejos dos trabalhadores e camponeses.
Brown gerçek bir insan olmasına rağmen Cameron gerçek hayatta yaptıklarını yansıtmamayı tercih etti.Apesar de Brown ter sido uma pessoa real, Cameron escolheu não mostrar suas ações da vida real.
Aşağıdaki kladogram ve filogenetik tanımları, evrimsel ilişkilerin mevcut kavramlarını yansıtmaktadır.O cladograma e definições filogenéticas abaixo refletem o atual entendimento de relações evolucionárias.
Claudius'un Lyon tabletindeki konuşmasını bile imparatorun kişiliğini yansıtmayacak şekilde düzenlemişti.Até mesmo a sua versão do discurso dado por Cláudio em Lyon é apagado o rasto da personalidade do imperador.
Bu onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir.Habeant possideant (“Eles possuem”), foram as suas palavras.
2001 yılında Spielberg, Tenten'i bilgisayar animasyonuyla yansıtmak konusunda ilgisini gösterdi.Em 2001, Spielberg revelou seu interesse em fazer Tintim como uma animação computadorizada.
Görünüm gerçeği yansıtmaz.Clara não revela a verdade.
FIFA, Sovyetler Birliği'nin elde ettiği sonuçları Rusya'ya yansıtmaktadır.A FIFA considera a Rússia como a equipe sucessora da URSS.
Ancak kendi görüşlerini yansıtmaz.De outro modo, mantém sua opinião.
Yörenin kültürünü yansıtması açısından önemlidir.Importante na representação cultural do município.
Buna yansıtma denir.Dit wordt spiegelen genoemd.
Yetki alanlarının bu çeşitliliği ülkenin tarihini yansıtmaktadır.Deze grote hoeveelheid rechtsgebieden is te danken aan de geschiedenis van het land.
L.Feuerbach'a göre tanrı, insan zihninin bir yansıtmasıdır.Feuerbach was van mening dat God enkel een menselijke projectie was.
Sergilenen eserler Köln Şehri'nin tarihini yansıtmaktadır.De muurschilderingen tonen de geschiedenis van Californië.
Cetartiodactyla terimi balinaların toynaklılar içinden evrimleştiği fikrini yansıtmaktadır.De clade Cetartiodactyla benadrukt dat de walvissen binnen de evenhoevigen geëvolueerd zijn.
Yansıtma Resimler, yatay ve dikey olarak, aynadaki görüntüye benzer şekilde ters çevrilebilir.Het is mogelijk om afbeeldingen te draaien, te spiegelen en in een slideshow te bekijken.
Halihazırdaki Sovyetler köylü ve işçilerin taleplerini yansıtmamaktadır.Het werd duidelijk dat de communisten geen voeling meer hadden met de landbouwers en de arbeiders.
Bu tarihi bir yanlış algılama olup gerçeği yansıtmaz.De commissie vond dit in strijd met de waarheid en misleidend.
FIFA, Çekoslovakya'nın elde ettiği sonuçları Çek Cumhuriyeti'ne yansıtmaktadır.Według FIVB Czechy są spadkobiercami osiągnięć Czechosłowacji.
Köyün yemekleri ise yine geleneksel karadeniz mutfağını yansıtmaktadır.Ożywieniu przeszłości służą imprezy promujące tradycyjną kuchnię regionalną.
Bu öz sunum türünde dikkat çeken nokta, bireyin öz kavramına ilişkin önemli gördüğü yönlerini yansıtmasıdır.Jednak ich wyobrażenie o własnym życiu mija się z tym co mógłby pokazać w tym temacie dyrektor.
Düğünler köy kültürünü yansıtmaktadır.Tematem obrazu jest wesele wiejskie.
Temsili demokraside ise, halkın seçtiği insanlar, halkın iradesini yansıtmaya çalışmaktadır.Model demokratyczny – liczy się wola większości, a władza odwołuje się do opinii ogółu.
Bu tarihi bir yanlış algılama olup gerçeği yansıtmaz.Są one tak odrealnione, że nie mylą się z rzeczywistością.
Masson'un ilk eserleri kübizme olan ilgisini yansıtmaktadır.Massons tidiga verk visar hans intresse för kubism.
Bu tarihi bir yanlış algılama olup gerçeği yansıtmaz.Huruvida detta är sant eller ej kan inte längre historien fastställa.
Çeşitli anti yansıtma çözeltiler Bu problemi düzeltmek için kullanılmıştır.Nästan all modern antireflexbehandling görs på detta sätt.