Ana içeriğe geç
Sözlük

yansı ile cümle

yansı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bir ayna ışığı yansıtır.A mirror reflects light.
Onun sevinci yüzüne yansımıştı.His joy showed on his face.
Fiyat talebi yansıtır.The price reflects the demand.
Karar verirken kendi motivasyonunu yansıt.Reflect on your own motives when making a decision.
Olgun yansımadan sonra, onların teklifini kabul etmeye karar verdim.After mature reflection, I've decided to accept their offer.
Televizyonda gösterilen şey, sanki, toplumun neye benzediğinin bir yansımasıdır.What is shown on television is, as it were, a reflection of what society is like.
Ay ışığı göle yansımıştı.The moonlight reflected on the lake.
Biz dağların yansımasını gölde görebiliyorduk.We could see the reflection of the mountains in the lake.
Dağlar gölde yansıyor.The mountains are reflected in the lake.
Çocuklar aile ortamını yansıtırlar.Children reflect the family atmosphere.
Küçük bir yansıma sizin hatalı olduğunuzu gösterecektir.A little reflection will show you that you are wrong.
Su ışığı yansıtır.Water reflects light.
Vadi şelalenin sesini yansıtıyor.The valley echoes the sound of the waterfall.
Yaptığını yansıttı.She reflected on what she had done.
Gözlerin sesimin yankısını yansıtıyor.Your eyes reflect the echo of my voice.
Onun yüzü öfkeden daha ziyade tiksinme ve hüzün yansıtıyor.Her face reflects disgust and sadness, rather than anger.
Göldeki yansımama bakıyorum.I'm looking at my reflection in the lake.
Bu salon bir sinema değil ama burada bir film yansıtabilirsiniz.This hall isn't a movie theater, but you can project a movie in here.
Bu film, tüm izleyiciler için derin bir yansıma bırakır.This movie causes all viewers to reflect deeply.
Hoşgörüsüzlüğün güvensizliğini yansıtıyor.Your intolerance reflects your insecurity.
Tom aynada kendi yansımasını gördü.Tom saw his reflection in the mirror.
Camda yansımamı gördüm.I saw my reflection in the window.
Aynada yansımamı gördüm.I saw my reflection in the mirror.
Kar beyazdır çünkü onun molekülleri güneş ışınlarının tüm renklerini yansıtır.Snow is white because its molecules reflect all the colors of the sun's rays.
Tom aynadaki yansımasına baktı.Tom stared at his reflection in the mirror.
Tom sudaki yansımasına baktı.Tom stared at his reflection in the water.
Tom camdaki yansımasına baktı.Tom stared at his reflection in the window.
Işığı en iyi hangi renk yansıtır?What color reflects light the best?
Tom penceresindeki yansımasına bakarak orada oturdu.Tom just sat there, looking at his reflection in the window.
Çeviri çevirmenin görüşlerini yansıtmıyor.The translation does not represent the views of the translator.
Mavi gök, denize yansıyor.The blue sky is reflected in the sea.
Restoranın aynasına yansımış denizi gördük.We saw the sea reflected in the mirror of the restaurant.
Narcissus sudaki kendi yansımasına aşık oldu.Narcissus fell in love with his own reflection in the water.
Narcissus kendi yansımasına aşık oldu.Narcissus fell in love with his own reflection.
Onun yüzü sevinç yansıtıyor.His face reflects joy.
Tom'un yüzü cama yansıyor.Tom's face is reflected in the glass.
Güneş ışığı onun yüzeyinden bize geri yansıdığı için biz sadece ayı görürüz.We only see the Moon because sunlight reflects back to us from its surface.
O, aynadaki yansımasına baktı.She stared at her reflection in the mirror.
Bu bizim toplumumuzun bir yansıması.It's a reflection of our society.
Pencerede benim yansımamı görüyorum.I see my reflection in the window.
Ben senin ışığını yansıtan bir ayna gibiyim.I am like a mirror reflecting your light.
Güneşin son ışınları sonsuz deniz üzerine yansıyor.The last rays of the sun are reflected on the infinite sea.
Dil tarihi, gelenekleri ve onu konuşan insanların ruhunu yansıtır.Language reflects the history, customs, and soul of the people that speak it.
Güneş kremi mor ötesi ışıkları yansıtan ya da emen kimyasallar içerir.Sunblock contains chemicals that can reflect or absorb the ultraviolet light.
Kar ultraviyole ışığı yansıtır.Snow reflects ultraviolet light.
Işıltı şişede yansıdı.The flash was reflected in the bottle.
Narcissus, havuzdaki kendi yansımasına aşık oldu.Narcissus fell in love with his own reflection in a pool.
Dinlediğiniz müzik iç dünyanızı yansıtıyor.The music you listen to reflects your inner world.
Havuzdaki yansımamı görebiliyordum.I could see my reflection in the pond.
Yansıma nedir?What is an onomatopoeia?
Tom penceredeki yansımasına baktı.Tom looked at his reflection in the window.
Sanat, hayatı yansıtır.Art imitates life.
Hikâye ve karakterler, Tolkien ve karısı Edith Tolkien'in aşkını yansıtırlar.The story and the characters reflect the love of Tolkien and his wife Edith.
DJ Premier'in prodüksiyon tarzı kendisinden öncekilerin New York sound'unu yansıtmaktadır.DJ Premier's style of production epitomizes the New York sound of his earlier peers.
H&M, koleksiyonun Madonna'nın "zamansız, eşsiz ve daima göz alıcı stilini" yansıttığını belirtti.H&M said the collection reflected Madonna's "timeless, unique and always glamorous style."
APC fiber uçları bağlantısı koptuğunda bile düşük geri yansımaya sahiptirler.APC fiber ends have low back reflection even when disconnected.
"Erowid" adı kuruluşun eğitim felsefesini yansıtacak şekilde seçilmiştir.The name "Erowid" was chosen to reflect the organization's stated philosophy of education.
Bunlarla birlikte dahi kritik yansıma açısı enerjiye bağlıdır.Even with these the critical reflection angle is energy dependent.
Traverten tuza toleranslıdır ve düşük güneş ışığı yansımasına sahiptir.Travertine is salt tolerant and has a low sunlight reflection.
Filmin sanat tasarımı 1950'nin Broadway müzikallerini yansıtmak için tasarlanmıştır.The film's art design is intended to reflect 1950s Broadway musicals.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod