yanlı ile cümle

yanlı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Ya o kadar çok şeyi yanlış hesapladı ki.But he has miscalculated so many things.
Ama bekleyin, bu deneyde yanlış olan ne?But wait. What's wrong with this experiment?
Finansal veya sosyal risklerden, yanlış gidebilecek vb. şeylerden.Financial or social risks, what could go wrong, et cetera.
Yanlış anlamayın.Don't get me wrong.
Yanlış yönde 15 derece.15 degrees in the wrong direction.
Afrika'yı sadece böyle anlatmak neden yanlış?Now, why is that a problem?
Yani aslında yanlış hedefe saldırıyoruz.So we're attacking the wrong target.
Ve şimdi şunu iddia ediyorum,a bi saniye burada bir yanlış yapmışım.And we're claiming that our-- oh sorry, this is the force.
Yani burası iş olmalıydı. Basınç çarpı alan kuvvettir. Yanlış yazdığım için açıklamak istedim.So work is equal to our force, which is our pressure times our area, times the distance.
Mimetik bilimi oldukça yanlış algılanmış, amacından saptırılmış ve korkulan hale gelmiş bir bilim.The whole science of memetics is much maligned, much misunderstood, much feared.
1961'de Frank Drake meşhur formülünü öne sürdü, ama bence yanlışi bir şeye konsantre oldu.In 1961, Frank Drake made his famous equation, but I think he concentrated on the wrong things.
Bence bu yanlış bir düşünce şekli.I think that's the wrong way to think about it.
Bazen bir şeyi yanlış algılıyor ya da çok geç fark ediyoruz.Occasionally we sense something wrong or too late.
Dünya hakkında bir şeyin çok yanlış olduğunu hissettim.So something felt very wrong about the world.
Yanlış kapıyı açarsam, öleceğim. -If I open the wrong door, the despair will come out and kill.
Ve adam yalancı olduğu için, yanlış kapıyı söyleyecektir. -And since he's a liar, he would tell you the incorrect door.
Yani sorumuzun cevabı yanlış kapıdır. -So the answer to this question, you would get the incorrect door.
Tekrar etmek istersek, yalancıya aynı soruyu sorunca, yine cevap olarak yanlış kapıyı alırım. -So once again, if I ask the same question of the liar, i still get the incorrect door.
Ve kime sorarsanız sorun, yanlış kapıyı söylüyorlar. -And no matter who you ask that to, they're going to answer the incorrect door.
Sevgiyi kabul edemiyoruz, nedir bizde yanlış olan?'What is it with us? We can't accept love, it's just...what's going on with us?'
Bu bir yanlış anlaşılma, Abla.It's a misunderstanding, Unni.
O konuda... Yanlış anladığınızı düşündüğümden buraya geldim.Um, I've come because I thought there was a misunderstanding.
Nasıl bir yanlış anlaşılma?What misunderstanding.
Prenses'i ilgilendiren bir yanlış anlaşılma.A misunderstanding about the princess.
Sakın yanlış anlama.Do not misunderstand.
Pansiyonda her ne duyduysan, yanlış duydun.Whatever you heard at the pension, you misheard.
Bunu yapmak zorunda kalsam bile, yanlış anlaşılmaları halletmek zorundaydım.I had to do this to clear up any misunderstanding.
Ne yanlış anlaması?How could I misunderstand that?
Bir yanlış anlaşılma var!It's a misunderstanding, really.
Kardeşin yanlış hatırlıyordur... ...ya da yalan söylüyordur.Your sister could be remembering it incorrectly or, she could be lying.
"Dr. Barricelli kodunun dogru, makinanın yanlış olduğunu iddia ediyor.""Dr. Barricelli claims machine is wrong, code is right."
Bu yüzden kopya, sonra-hayır, bu bana yanlış şeyi veriyor.So copy, then-- no, that's giving me the wrong thing.
Bugün, psikiyatri yanlısı fakat baskı karşıtı olduğumu söylemek isterim.Today, I'd like to say I'm very pro-psychiatry but very anti-force.
Neyi yanlış yaptım?What have I done wrong?
Yanlış cevap!Way wrong answer!
Hem de yanlış uygulayıp tuhaf bir makine yapmışsınız. - Projeniz, uzaya uygun değildi.Couldn't read the plans right and did a pisspoor job of putting it together.
Makinenin neresinin yanlış olduğunu öğrenmeliyiz.It's gonna try to save this planet. And we need to know what's wrong with it pretty quick.
Sence neresi yanlış olmuş?You said we did a bad job of putting it together?
Yanlış değil, berbat olmuş.No, I said you did a pisspoor job of putting it together.
Çünkü baştan aşağı yanlış olmuş, Bay Büyücü.Well, that's because your cams are all wrong, Mr. Wizard.
Yanlış ekipten bahsediyor olmalıyız. Günaydın.Talk about the wrong stuff.
Yanlış anlama, adamım, ama o hepimizin elinde büyüdü.No disrespect, man, but we all helped to raise her.
Sana yanlış yoldan gittiğimizi söylemiştim.I told you, you took a wrong way, a wrong road.
Yanlış bir fikrim vardı, bir banka olabileceğimizi düşünmüştüm.Had the wrong idea; I thought that we can be a bank.
Yani yanlış çalışabilecek 25,000 şey var.So there's about 25,000 things there that can go wrong.
Bize bir şeyin yanlış gittiğini söylüyor.It's telling us that something is going wrong.
Ancak bilimde, bazen dâhiler bile bir şeyleri yanlış anlayabilir.But, in science, even geniuses sometimes get things wrong.
Eğer B hücresi derseniz, hayır, yanlış derler.And if you said, B cell, they would say, no, wrong.
Elimizde aynı sayının pozitif halinin negatif haline bölümü Yani yanlızca -1.You have the positive version divided by the negative version of itself, so it's just negative 1.
Bu model bankacılık en azından İngiltere'de tamamen yanlış olduğunu söyledi. Öncelikle,We said that this model of banking is completely inaccurate, at least in the UK.
Düşünüyordum da, "Tamam, Peki ne gazetecilik ile yanlış gidiyor.I was thinking, "ok, well what's going wrong with journalism.
Mesele, bütün bunların yanlış yönde ilerlemesi.The trouble is, it's all going in the wrong direction.
"Yanlış slaytı mı koydular?"Have they put up the wrong slide?"
Yanlış bilgilendirmeyle alınan rıza kıymetsizdir.Misinformed consent is not worth it.
Bazıları yanlış anlamış olabilir.And I think some people may have misunderstood.
'Doğru' ve 'yanlış' olmaz; buradaki vadenizden sonrası için umudunuz kalmazdı."There would be no right or wrong and no hope beyond your brief years on Earth."
Evet, hayat anlamlı ve doğruyla yanlışın nedenleri var.Yes, there is meaning and a reason for right or wrong.
Keşke bu cümle burada olmasaydı, çünkü bence yanlış.I wish that sentence weren't in there, because I think it is false.
Bence bu yanlış.I think that's false.
Bazı yanlışlar yapmalıydı.He had to have some mistakes.
İlgili Sayfalar