yanlış ile cümle

yanlış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Metaksas'ın Yahudi yanlısı tutumu ve dini azınlıklara karşı hoşgörüsü.The pro-Jewish stance of Metaxas and tolerance to religious minorities.
Hadisleri Kur'an-ı Kerime göre yorumladığı ise kendisi hakkında bilinen yanlışlardandır."Those who have done wrong will know to what end they will revert" (Quran,xxvi.
Ancak oyunlaştırma yanlış algılanmaktadır.The playmaking itself is at fault.
Teofilakt Simokata, bu söylentileri iyice araştırdığını ve yanlış olduğunu bildirir.Theophylact Simocatta reports that he thoroughly investigated these rumours and found them false.
Bu yanlış hükme rağmen bütün bir gün Fransız Ordusunu ellerinde tuttular.Despite this misjudgment the two Prussian corps held the entire French army for the whole day.
MÖ 343'te Demosthenes Yanlış Elçilikte adlı konuşmasında Aeschines'e olan saldırısını yineledi.In 343 BC the attack on Aeschines was renewed by Demosthenes in his speech On the False Embassy.
Bu varsayımın yanlış olduğu ortaya çıktı.This assumption turned out to be false.
Yaşam yanlısı Roma Katolik Başpiskoposu Wolfgang Haas tarafındanda desteklenmiştir.The pro-life initiative was supported by Roman Catholic Archbishop Wolfgang Haas.
Entegrasyon yanlısı görüşlerinden dolayı Jones, Indiana’da ciddi eleştirilere maruz kalmıştı.Jones received considerable criticism in Indiana for his integrationist views.
Herkes yanlış biliyor...""Everybody Knows Everything".
Sonunda, yapılan yanlışlık anlaşılarak serbest bırakılmıştır.Luckily, the misunderstanding was solved.
Ancak yanlışlıkla Jenya'yı Leningrad uçağına bildirirler.The seatmate helps Zhenya get off the plane in Leningrad.
Bunun tam zıddını düşündüğümde, yanlışa düşüyorum.When I scored, I was totally disorientated.
Endotel ismi aslında bu hücreler için yanlış olarak kullanılmaktadır.The name Dakota Formation has been improperly used for these strata.
O yaşadığı yanlış bir şeyden dolayı Piyer’le kısa süreliğine bozuşur.He regrets the bad deal he had made with the halfling.
Willow, büyü yaparken yanlışlıkla Kennedy'nin enerjisini emmiştir.Kennedy is intrigued by Willow's use of magic.
Oyunda bu papa muhtemelen yanlış isimlendirme sonucu, gerçekte 1559'da ölen, Paul IV olarak görünür.In the play the Pope is misnamed Paul IV (he was Sixtus V, Paul IV having died in 1559).
Kaldı ki, yaptığı hesap da yanlıştır. ...Whoever made that assertion is wrong.
Lisede okuyan anne ve babası ile tanışan genç, yanlışlıkla annesinin romantik ilgisini çeker.He meets his future parents in high school and accidentally attracts his mother's romantic interest.
Spekülatörün yanlış öngörüleri zarara uğramasına neden olabilir.Viewers have to correctly guess the missing link.
Sufilere göre bu tartışma yapay ve yanlıştır.Locals say this is debatable and untrue.
Doktor, ilk başta bir şeylerin yanlış gittiğinden şüphelenmişti.Her problem was initially misdiagnosed.
Ancak sonra yaptığı yanlışın farkına varar.Then she realizes her mistake.
"Yanlış Anlama filmi çok yakında".We hope to release the film soon."
Mesela, “3 asal sayıdır ve 2+2=5'tir” yanlış bir bileşik önermedir.For example, "1+1=2" is a nonsensical proposition.
Eğer katılımcı yanlış cevap verirse tutarlılık adım büyüklüğü tarafından artar.If the participant makes an incorrect response the stimulus intensity is increased by the one size.
B'nin yanıtı 'ja' olursa, B Doğru ve C Yanlış'tır.If B answers ja, B is True and C is False.
Yaptığı yanlış şeyleri itiraf etmiş ve bütün hepsinden dolayı Clary'den özür dilemiştir.He knows what he did was wrong and he has apologised to Cheryl.
Yanlışlanabilirlik, Popper’in bilim kuramının temelidir.However, this is a misunderstanding of what Popper's philosophy of science sets out to do.
Ancak başbakan Peker uzlaşma yanlısı değildi.The Prime Minister, however, is no fool.
Ancak beceriksiz Kudret bulduğu bilgileri hep yanlış yorumlar.Dove possesses an ability known as danger sense transformation.
Yanlış Numara, televizyon filmi."TekLab – TV Movie".
Naif yanlışlama bilimsel önermeleri tek tek ele alır.Naïve falsification considers scientific statements individually.
Bir veya iki örnekle asosyalliği kısıtlamak yanlış olabilir.A single litter may be sired by two or more males.
Ancak bağımsızlık yanlısı hükümetler bu referandumu meşru kabul etmediler.The German media accepted that version without any hesitation.
Örneğin yabancı ülkelerle ilgili yanlış enformasyon eğitim sisteminde desteklenebilir.News media may shape negative stereotypes of foreign countries.
“Sakın yanlış yapmayın, biz bir aileyiz.Make no mistake, my friends, this will be a fight.
Çünkü eğer yanlış dersem öğretmen beni sınıfta bırakır.When the teacher doesn’t come to class, class is canceled.
Normalde sakindir savaş yanlısı olduğu söylenemez.I feel passionately prepared to insist that war is never an answer.
Şarkı birçok kez yanlış anlaşıldı.The song itself has often been misinterpreted.
Bundan dolayı katılımcı yanlış geri çağırım yapar.Because of this, the respondent has a false recall.
Fakat katana terimi sık sık yanlış kullanılmaktadır.However, the leasehold system is often misunderstood.
Eğer bir önerme doğruysa, o zaman tersi de yanlıştır.If a proposition is true, then its negation is false and vice versa.
Bundan dolayı da semantik bozukluklar, yanlış anlamalar ya da anlaşmazlıklar ortaya çıkmaktadır.Thus the confusion, falacies, misunderstandings, desillusions.
Ancak tugayın dört taburunun da yanlış anlaşılmalar nedeniyle yanlış yönde yürüyüşe geçmiştir.The two get off on the wrong foot due to misunderstandings.
Amacı, öncelikli olarak öğretilerin sözlü aktarımında yanlışların yaşanmamasını sağlamaktır.Finally, it allows for judges to teach when not on active duty.
Ancak yol üzerindeki tabelalar yanlış yerleştirilirse yolcu istediği noktaya ulaşamayacaktır.However more often than not the trapdoor fails to send them to their desired location.
İsrail yanlışlıkla vurduğunu iddia etmiş ve özür dilemiştir.China has also strongly condemned the action and demanded that Israel apologize for the attack.
Ancak, bir şeyler oldukça yanlış gitmektedir.Things go horribly wrong, though.
Bu deklarasyon kurulmakta olan troçkizm yanlısı enternasyonalin dayanağı olacaktır.For example, a universal affirmative statement would become a universal negative statement.
Savaştan sonra parti açıktan Almanya karşıtı ve Sovyetler yanlısı propaganda yapacaktır.After the war, its foreign policy was explicitly anti-German and pro-USSR.
Birçok cümle yanlışı da bulundurur.Many misleading phrases were included.
Cesur, tatlı, eğlenceli ve yanlış değerlendirilmiş.She's courageous and sweet and funny and misjudged.
Bu inancın yanlış olduğu sonradan anlaşılmışsa da, bu nesnelerin mahiyeti açıklanamamıştır.In spite of the ubiquity of this behaviour, the reasons for it are poorly understood.
Örneğin: Merkez Bankası yanlış bir sistem uygulamaktadır.The flat tax rubs them the wrong way.
Sergei ise bunun yanlış olduğunu savunur ve ikisi mücadele etmeye başlarlar.Greta has no idea, and the two begin to fight.
Çünkü öyle olmuş olsaydı bu hadislerin içeriğinin yanlış olması gerekirdi.Had they been, this event would have had catastrophic consequences.
Milli Mücadele üzerine yazılan en uzun kurgusal kitap olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.It will become the most popular Igort book over the years.
Sonrasında bu söylentiler yanlış çıktı.The rumours turned out to be wrong.
Ama bu yanlış bir fikir.That was just the wrong idea.
İlgili Sayfalar