Yanlış kullanılırsa, ilaç zehir olacaktır.If it is wrongly used, the medicine will be a poison.
Rapor tamamen yanlış.The report is utterly false.
Raporun yanlış olduğu ortaya çıktı.The report turned out to be false.
Cevap yanlış işaretlendi.The answer was marked wrong.
Cevap tamamen yanlıştır.The answer is completely wrong.
Cevapların her ikisi de yanlıştır.The answers are both incorrect.
Haber yanlışmış gibi görünüyor.It seems that the news was false.
Haberin doğru ya da yanlış olup olmadığı küçük bir fark yaratır.Whether the news is true or false makes little difference.
Savaş yanlış bir politikadan sonuçlandı.The war resulted from a mistaken policy.
Bu yanlış bilgiydi.This was faulty information.
Mektuba yanlış adres yazılmıştı.The letter was wrongly addressed.
Saat yanlış.The clock is wrong.
Kelimeler yanlış hecelendi.The words were spelled wrong.
Kurbanın yanlışlıkla büyük miktarda zehir aldığı düşünülüyor.The victim is thought to have taken a large quantity of poison by mistake.
Öyle bir yargılama yapmak yanlış fikirlere yönlendirebilir.Making such a judgement may lead to wrong ideas.
Haber yanlış çıktı.The news turned out false.
Üzgünüm, yanlış numara çevirdim.I'm sorry, I dialed the wrong number.
Jack yanlışlıkla benim şemsiyemi almış olabilir.Jack may have taken my umbrella by mistake.
Bunda yanlış bir şey yoktur.There is nothing wrong with this.
Hikayenin ona yanlış bir izlenim vereceğinden korkuyorum.I'm afraid the story will give him a wrong impression.
Bu sorun, karşılıklı yanlış anlamadan ortaya çıktı.This problem arose from the mutual misunderstanding.
Bu soruya verilen bütün cevaplar yanlıştı.All the answers to this question were wrong.
Bu sorunun cevabı yanlış.The answer to this question is wrong.
Bu cevap mutlaka yanlış olmayabilir.This answer may not necessarily be wrong.
Bu mektuba yanlış adres yazılmış.This letter is wrongly addressed.
Yanlış yolda gidiyorsunuz.You're going the wrong way.
Bu veri yanlıştır.This data is incorrect.
Bu zarftaki adres yanlış.The address on this parcel is wrong.
Ken kazara yanlış otobüse bindi.Ken took the wrong bus by mistake.
Ama bir şey yanlış gitti.But something has gone wrong.
Eyeri yanlış ata koymayın.Don't put the saddle on the wrong horse.
Yanlış düşünüyorsun.You are wrong.
Para çalmak yanlıştır.It is wrong to steal money.
Paranın her şeyi satın alabileceği fikri yanlış.The idea that money can buy everything is wrong.
Üzgünüm ama yanlış numara çevirmiş olmalısınız.Sorry, but you must have the wrong number.
Maalesef yanlış numara.I'm afraid you have the wrong number.
Bana paranın üstünü yanlış verdin.You gave me the wrong change.
Ben yalan söylemenin yanlış olduğunu düşünüyorum.I think it's wrong to tell a lie.
Bir toplumda doğru olan bir şey başka bir toplumda yanlış olabilir.What is right in one society can be wrong in another.
Yarışmacı, iki yanlış start yaptı.The contestant made two false starts.
Seni yanlış anladığım için üzgünüm.I'm sorry I misunderstood you.
Yanlış giden bir şeyin var mı?Is there anything wrong with you?
Maalesef beni yanlış anladınız.I'm afraid you misunderstood me.
Korkarım ki beni yanlış anladın.I'm afraid you misunderstood me.
Maalesef beni yanlış anladın.I'm afraid you misunderstood me.
Korkarım ki beni yanlış anladınız.I'm afraid you misunderstood me.
O da senin kadar yanlış içindedir.He as well as you is in the wrong.
Yanlışlıkla postanı açtığım için üzgünüm.I'm sorry I opened your mail by mistake.
Cevaplarının her zaman yanlış olduğunu söylemiyorum.I'm not saying that your answers are always wrong.
Mavi kalemini yanlış yere koydum.I misplaced your blue pen.
Tahminin oldukça yanlış.Your guess is quite wrong.
Tahmininiz yanlış.Your guess is wrong.
Söylediğin kesinlikle yanlış.What you are saying is absolutely wrong.
Size öğretilen yanlıştır.What you were taught is wrong.
Şu adam doğruyu yanlıştan ayıramaz.That fellow can't tell right from wrong.
Ordu yanlış yönde ilerliyordu.The army was advancing in the wrong direction.
Saymada yanlış yapmamaya özen göstermelisin.You must be accurate in counting.
Yanlış zamanda konuşulan bir söz iyilikten çok daha fazla zarar yapabilir.A word spoken at the wrong time can do very much more harm than good.
Bir yanlış anlaşılma olduğu görülüyor.It seems that there was a misunderstanding.
Maalesef bir yanlış anlama var.I'm afraid there's a misunderstanding.