Eğer bir yanlış görürsen sonra lütfen düzelt.If you see a mistake, then please correct it.
Yanlış anlaşılabilen herhangi bir şey olacaktır.Anything that can be misunderstood will be.
Mantık, yanlış sonuca inançla ulaşmanın sistematik bir metodudur.Logic is a systematic method of coming to the wrong conclusion with confidence.
Sen yanlış anahtarı aldın.You took the wrong key.
Doğru ve yanlışı ayırt etmelisin.You should distinguish between right and wrong.
Cevabınız yanlış.Your answer is wrong.
Cevabınızın yanlış ya da doğru olması önemli değil.It doesn't matter whether your answer is right or wrong.
Senin politikan yanlış.Your policy is mistaken.
Senin tahminin tamamen yanlış.Your guess is entirely off the mark.
Sanırım temel teorin yanlış.I think your basic theory is wrong.
Yanlışlıkla senin şemsiyeni aldım.I took your umbrella by mistake.
Yanlışlıkla ters yöne giden bir trene bindim.By mistake I boarded a train going in the opposite direction.
Korkarım ki yanlışlıkla senin şemsiyeni aldım.I'm afraid I took your umbrella by mistake.
Maalesef yanlışlıkla sizin şemsiyenizi aldım.I'm afraid I took your umbrella by mistake.
Tüm yanlış cevapların üstünü çiz.Cross out all the wrong answers.
Yanlış malı geri göndermemiz gerekiyor mu?Should we send back the wrong merchandise?
Yanlış zamanda, yanlış yerde.The wrong time, the wrong place.
Bana yanlış bir sipariş gönderdiğini düşünüyorum.I think you have sent me a wrong order.
Hatalar yapmak her zaman yanlış değildir.To make mistakes is not always wrong.
Ben yanlışlıkla başka birinin odasına girdim.I entered someone else's room by mistake.
Yanlışlıkla eldivenlerimi ters yüz giydim.I put my gloves on inside out by mistake.
Yanlış numara çevirdiniz.You have the wrong number.
Faturamda bir yanlışlık olduğunu düşünüyorum.I think there's a mistake in my bill.
Bana öyle geliyor ki biz onu yanlış anlıyoruz.It appears to me that we misunderstand him.
Doğruyu yanlıştan ayırt etmek zorundayız.We have to distinguish right from wrong.
Yanlış yaptığımız şeyi düzeltmek zorundayız.We have to put right what we have done wrong.
Bazen her şey yanlış gidiyor.Sometimes everything goes wrong.
Neyin yanlış gittiğini tam olarak öğrenmeliyim.I need to find out exactly what went wrong.
Ben burada bir yanlış anlama olduğunu düşünüyorum.I think there has been some misunderstanding here.
Bir şeyin yanlış olduğunu hissediyorum.I feel that something is wrong.
Söylenti yanlış çıktı.The rumor turned out false.
Yalan söylemek yanlıştır.It is wrong to tell a lie.
Genel düşünce onun yanlış olduğudur.The general feeling is that it's wrong.
Rehberimiz bize otelin yeriyle ilgili yanlış bilgi verdi.Our guide misinformed us about the location of the hotel.
Adresi yanlış belirtilen mektup, ona hiçbir zaman ulaşmadı.Having been wrongly addressed, the letter never reached him.
Yanlış yaptığınızda hemen özür dilemek zorundasınız.You have to apologize at once when you have done wrong.
Öğretim tarzımın yanlış olduğunu düşünüyor musun?Do you think that my way of teaching is wrong?
Eğer yanlış yaparsam beni düzeltCorrect me if I am wrong.
Bu yanlışsa o yalancıdır.If that's false, she's a liar.
Elbette bana güvenebilirsin. Ben hiç daha önce seni yanlış yönlendirdim mi?Of course you can trust me. Have I ever given you a bum steer before?
Mektubunu yanlışlıkla açtığım için özür dilerim.Excuse me for opening your letter by mistake.
Mike'ın yanlış otobüse bindiği açık.It is clear that Mike took the wrong bus.
Betty neyin doğru neyin yanlış olduğunu söyleyemez.Betty can't tell right from wrong.
Bill'in ani tavrı onun yanlış anlaşılmasına neden oluyor.Bill's abrupt manner causes him to be misunderstood.
Yanlış otobüse binmem dikkatsizlikti.It is careless of me to take the wrong bus.
Ben yanlış bir otobüse bindim.I took the wrong bus.
Niçin yanlış yaptım?Why did I go wrong?
Herhangi bir yanlış anlama olmasını istemiyorum.I don't want there to be any misunderstanding.
Kartlarda hile yapmak yanlıştır.It is wrong to cheat at cards.
Ağlama. Yanlış bir şey yok.Don't cry. There's nothing wrong.
Bana bir şey yanlış gibi görünüyor.It seems to me that something is wrong.
Bir bakışta yanlış bir şey olduğunu söyleyebildim.I could tell at a glance that something was wrong.
Bir yanlış anlama var gibi görünüyor.There appears to be a misunderstanding.
Bu yanlış anlama nasıl ortaya çıktı?How did this misunderstanding ever arise?
Bilgi çoğunlukla yanlıştır.The data is often inaccurate.
Dikkatli değildim ve yanlışlıkla hatalı otobüse bindim.I wasn't being mindful and got on a wrong bus by mistake.
Birisi yanlışlıkla benim şemsiyemi almış olmalı.Someone must have taken my umbrella by mistake.
Ben yanlış olsam bile, sen çok da doğru sayılmazsın.Even if I am wrong, you are not quite right.
O tamamen yanlış.That's altogether wrong.
Bunu yanlış anlayamazsın.You can't mistake it.