Bir yandan iklim değişikliği, tüm teorilerimizi ve tahminlerimizi alaşağı edecek gibi.Zmiana klimatu na pewno wywróci nasze przewidywania do góry nogami.
Bir yandan iklim değişikliği, tüm teorilerimizi ve tahminlerimizi alaşağı edecek gibi.Η κλιματική αλλαγή είναι βέβαιο ότι θα μεταβάλλει εντελώς όλες τις θεωρίες και τις προβλέψεις μας.
Bir yandan iklim değişikliği, tüm teorilerimizi ve tahminlerimizi alaşağı edecek gibi.А климатичната промяна сигурно ще преобърне всичките ни теории и предвиждания с главата надолу.
Bir yandan iklim değişikliği, tüm teorilerimizi ve tahminlerimizi alaşağı edecek gibi.Изменение климата безусловно перевернёт все наши теории с ног на голову.
Bir yandan iklim değişikliği, tüm teorilerimizi ve tahminlerimizi alaşağı edecek gibi.ושינוי האקלים בהחלט הולך להפוך את כל התאוריות והתחזיות שלנו על ראשן.
Bir yandan iklim değişikliği, tüm teorilerimizi ve tahminlerimizi alaşağı edecek gibi.وتغير المناخ بالتأكيد سوف ينقلب ضدنا في فترة ما
Bir yandan iklim değişikliği, tüm teorilerimizi ve tahminlerimizi alaşağı edecek gibi.理論や予測を覆してしまうでしょうね これには今も懸命に取り組んでいます
Bir yandan kafamdan ter damlıyor. Çünkü Homer Simpson'u bu pozisyonda yapmak durumundayım.Also tropft Schweiß von meiner Stirn, denn ich muss Homer Simpson in Form schneiden, in diese Position.
Bir yandan kafamdan ter damlıyor. Çünkü Homer Simpson'u bu pozisyonda yapmak durumundayım.Há suor a pingar da minha cabeça, porque tenho que esculpir o Homer Simpson assim, naquela posição.
Bir yandan kafamdan ter damlıyor. Çünkü Homer Simpson'u bu pozisyonda yapmak durumundayım.Và mồ hôi nhỏ từng giọt trên trán tôi, bởi vì tôi cần phải khắc Homer Simpson ở ngay vị trí đó.
Bir yandan kafamdan ter damlıyor.Donc, la sueur coule goutte à goutte de ma tête.
Bir yandan kafamdan ter damlıyor.Entonces sí que sudé la gota gorda.
Bir yandan kafamdan ter damlıyor.Het zweet droop van mijn voorhoofd.
Bir yandan kafamdan ter damlıyor.Kapie mi pot z czoła.
Bir yandan kafamdan ter damlıyor.머리에선 땀이 떨어지더군요.
Bir yandan kafamdan ter damlıyor.Poi c'è il sudore che gocciola dalla fronte.
Bir yandan kafamdan ter damlıyor.Transpirația curge de pe capul meu.
Bir yandan kafamdan ter damlıyor.Z čela mi kvapkal pot.
Bir yandan kafamdan ter damlıyor.От главата ми капе пот.
Bir yandan kafamdan ter damlıyor.Пот капает у меня с головы.
Bir yandan kafamdan ter damlıyor.וזיעה נוטפת לי מהראש.
Bir yandan kafamdan ter damlıyor.والعرق الذي يتقطرمن جبهتي
Bir yandan kafamdan ter damlıyor.ホーマー・シンプソンを あんな格好に削らないといけないからね
Bir yandan kahve içiyor bir yandan yazıyorum.Scrivo questo con una tazza di Café Lareño in mano.
Bir yandan kahve içiyor bir yandan yazıyorum.Ya puedo notar cómo poco a poco la gente está ahorrando la batería de su teléfono para la emergencia.
Bir yandan test inputlarında iyi bir test girdisi oluşturulması gerekiyor ki çıktılar istenen gibi olsunمن ناحية أخرى ، هناك أمران في هذه الرسمة هنا - هما اختيار مجموعة جيدة من الإدخالات التجريبية
Bir yandan, topçular oyunların sonucuna hâlihazırda gereğinden fazla etki ediyor.D'un côté, l'artillerie joue actuellement un rôle trop important dans le résultat des batailles.
Bir yandan, topçular oyunların sonucuna hâlihazırda gereğinden fazla etki ediyor.Einerseits beeinflusst die Artillerie den Ausgang der Spiele mehr als unbedingt nötig.
Bir yandan, topçular oyunların sonucuna hâlihazırda gereğinden fazla etki ediyor.Na jednu stranu nyní dělostřelectvo ovlivňuje výsledek hry více, než je potřeba.
Bir yandan, topçular oyunların sonucuna hâlihazırda gereğinden fazla etki ediyor.Z jednej strony, artyleria ma obecnie zbyt duży wpływ na wynik rozgrywek.
Bir yandan tüm bunlar olurken, bir taraftan da 1804 yılında Almanya İngiltere ile savaştaydı.A tak máme v roce 1806, nebo řekněme na konci roku 1805, nejdominantnější stát Evropy, Francii.
Bir yandan tüm bunlar olurken, bir taraftan da 1804 yılında Almanya İngiltere ile savaştaydı.그리고 이 모든 일이 일어나는 동안,
Bir yandan tüm bunlar olurken, bir taraftan da 1804 yılında Almanya İngiltere ile savaştaydı.И така, флотата на Наполеон е унищожена. Но той не се отказва.
Bir yandan yemek kültürü de değişmektedir.De todos modos, la cultura gastronómica va cambiando.
Bir yandan yemek kültürü de değişmektedir.D’un autre côté , la culture culinaire évolue.
Bir yandan yemek kültürü de değişmektedir.Toisaalta ruokakulttuuri muuttuu.
Bir yandan yemek kültürü de değişmektedir.В то же время кулинарная культура меняется.
Bir yandan yemek kültürü de değişmektedir.من الناحية الأخرى ثقافة الطعام تتغير.
Bizi kutsallarımızın değerleriyle çevreler ama bir yandan da tarafsız gerçeklere karşı bizi kör ederler.윤리는 우리가 신성한 가치를 위해 뭉치게 하지만 한편 객관적인 사실을 외면하게 합니다.
Bizi kutsallarımızın değerleriyle çevreler ama bir yandan da tarafsız gerçeklere karşı bizi kör ederler.Ne adună în grupuri ce se învârt în jurul valorilor sacre prin urmare devenim orbi la realitatea obiectivă.
Bizi kutsallarımızın değerleriyle çevreler ama bir yandan da tarafsız gerçeklere karşı bizi kör ederler.Nos une en equipos que rodean valores sagrados pero nos ciega a la realidad objetiva.
Bizi kutsallarımızın değerleriyle çevreler ama bir yandan da tarafsız gerçeklere karşı bizi kör ederler.Wiąże nas w grupy krążące wokół świętych wartości, jednak czyniąc nas ślepymi na obiektywną rzeczywistość.
Bizi kutsallarımızın değerleriyle çevreler ama bir yandan da tarafsız gerçeklere karşı bizi kör ederler.אני פסיכולוג חברתי, ואני חוקר את המוסר, ואחד העקרונות החשובים של המוסריות הוא שהמוסריות מחברת ומעוורת.
Bizi kutsallarımızın değerleriyle çevreler ama bir yandan da tarafsız gerçeklere karşı bizi kör ederler.تربطنا في دوائر تدور حول قيم مقدسة و بالتالي تعمينا من الحقيقة الموضوعية.
Bizi kutsallarımızın değerleriyle çevreler ama bir yandan da tarafsız gerçeklere karşı bizi kör ederler.それによって客観的に 現実が見えなくなってしまうのです このように考えてみてください
Böylece biraz tamir yapmaya başladık. Diğer bir yandan, fizyoterapistlerden birisiCominciammo a fare alcune riparazioni, e uno dei fisioterapisti disse che potevamo dare
Böylece hiç kimse bir yandan fırsatları arayıp bir yandan da kendisini tehlikeden koruyamazdı.Così che il corpo possa andare alla ricerca di opportunità e allo stesso tempo proteggersi dal pericolo.
Böylece hiç kimse bir yandan fırsatları arayıp bir yandan da kendisini tehlikeden koruyamazdı.Damit kann der Körper nach Chancen suchen und sich gleichzeitig vor Gefahr schützen.
Böylece hiç kimse bir yandan fırsatları arayıp bir yandan da kendisini tehlikeden koruyamazdı.그래서 신체는 기회를 찾을수도 있고 또한 동시에 위험으로부터 자신을 보호할 수도 있습니다
Böylece hiç kimse bir yandan fırsatları arayıp bir yandan da kendisini tehlikeden koruyamazdı.Nên cơ thể có thể tìm kiếm cơ hội và cùng lúc đó, bảo vệ mình khỏi bị nguy hiểm.
Böylece hiç kimse bir yandan fırsatları arayıp bir yandan da kendisini tehlikeden koruyamazdı.Para que el cuerpo pueda buscar oportunidades y protegerse del peligro, al mismo tiempo.
Böylece hiç kimse bir yandan fırsatları arayıp bir yandan da kendisini tehlikeden koruyamazdı.Pour que le corps puisse à la fois rechercher des occasions, et aussi se protéger du danger, en même temps.
Böylece hiç kimse bir yandan fırsatları arayıp bir yandan da kendisini tehlikeden koruyamazdı.Se poate să cauţi oportunităţi şi să te protejezi de pericole, în acelaşi timp.
Böylece hiç kimse bir yandan fırsatları arayıp bir yandan da kendisini tehlikeden koruyamazdı.Zodat het lichaam tegelijkertijd naar kansen kan zoeken en zichzelf beschermen tegen gevaar.
Böylece hiç kimse bir yandan fırsatları arayıp bir yandan da kendisini tehlikeden koruyamazdı.Така че тялото да може както да търси възможности, така и да се защитава от опасности същевременно.
Böylece hiç kimse bir yandan fırsatları arayıp bir yandan da kendisini tehlikeden koruyamazdı.אז הגוף יכול גם לחפש הזדמנות וגם להגן על עצמו מפני סכנה, בו-זמנית.
Böylece hiç kimse bir yandan fırsatları arayıp bir yandan da kendisini tehlikeden koruyamazdı.بحيث يستطيع الجسم البحث عن الفرصة وأيضاً حماية نفسه من الخطر ، في الوقت نفسه.
Böylece hiç kimse bir yandan fırsatları arayıp bir yandan da kendisini tehlikeden koruyamazdı.危険から身を守ることの両立ができるのです これらは二つの相反しながらも
Böylece konuşurken bir yandan şuursuz biçimde yemiyorsunuz.식당에서의 가족단위 식사를 즐기기 보단,
Böylece konuşurken bir yandan şuursuz biçimde yemiyorsunuz.כך שניתן לאכול בזמן שמדברים, בלי לשים לב,