Öte yandan, etsiz beslenmenin daha sağlıklı olduğu gerekçesiyle etyemez olanlar da vardır.כמו כן, עליהן להימנע גם מאכילת בשר שאינו מבושל די הצורך.
Öte yandan yüzey çalışmaları Geç Kalkolitik Çağ'dan bulgular vermektedir.כמו כן, בעת החפירות נמצאו ממצאים נוספים על פני השטח מהתקופה הכלקוליתית.
Öte yandan Hitler, kuzeyde Finlerle temas kurmaya da önem veriyordu.Той също иска да се свърже с финландците на север.
Öte yandan, Beyazın avantajı, hızlı oyunlar ile zayıf oyuncular arasındaki oyunlarda daha azdır.Въпреки това, предимството на белите е по-незначително в блиц партии и игри между новаци.
Öte yandan İngiltere de boş durmuyordu.Британците обаче също не бездействат.
Bir yandan da 14 yaşında oyunculuk eğitimi almaya başladı.Започва да учи актьорско майсторство на 14 години.
Bir yandan da Ángela, Bosco'dan hoşlanmaya başlamıştır.Първата е, че той ненавижда Париж.
Bir yandan da roman yazmaya başladı.Едновременно с това започва да пише романи.
Diğer yandan baba pozitif bir idealist ve kültürlü bir adamdı.Той ме нарече сантиментален идеалист и беше прав.
Öte yandan karanlıkta ise görmede sorun yaşayabilirler.Човекът, от друга страна, може да види истината в тях.
Bir yandan bağırarak ağlar, bir yandan kusar.Тя се изпуска от едно тяло и се поглъща от друго.
Öte yandan Malta Şövalyeleri, Akdeniz'de Türk gemilerine taciz saldırılarına devam ettiler.Междувременно Рицарите продължават да дебнат турски кораби.
Öte yandan, yaşamının sonuna kadar kimi eserlerini Fransızca yazmaya devam etti.Започва да пише отново на английски, макар че френският остава да присъства до края на живота му.
Öte yandan köpeklere, uzaydaki gıdaları olacak olan besleyici bir jel yedirildi.Кучетата били обучени и да ядат специален високохранителен гел, които щял да бъде тяхната храна в космоса.
Burun ve göz boşluklarının yandan görünümü.Характеризира се с носни и очни изтечения.
Diğer yandan Kaniş'te Asurlu tüccarların dışında başka kentlerden tüccarların olduğu da biliniyor.Друга версия сочи, че в крайпътния хан отсядали търговци и други пътници.
Bir yandan da Manic Street Preachers grubunun şöforlüğünü yapmaktaydı.Работила е съвместно и с Manic Street Preachers и Sparklehorse.
Diğer yandan M1909/37 ler sağlam ve güvenilirdi.През 1907 г. е основано читалище „Трудолюбие – 1907“ .Районът е подходящ за отдих и отмора.
Öte yandan terapinin geleneksel tıp tarafından tamamıyla onaylandığı konusunda tartışmalar bulunmaktadır.За това съществуването им се оспорва от конвенционалната медицина.
Bir yandan da ona karşı hissettikleri öfkenin rüyasını görürler.Тя с вълнение си спомня за чувствата си към него.
Dört bir yandan hekimler getirilmiş, kızın derdine bir çare bulsunlar diye.Там я откриват четирите му дъщери и я питат откъде е.
Öte yandan, Almanya'nın doğal gaz boru hatları ağı yoğun ve iyi bağlantılıdır.Като цяло речната мрежа на Удмуртия е гъста и силно разклонена.
Öte yandan İzmir mutfağında İtalyan ve Fransız etkileri de hissedilir.В същото време отсъстват характерните за кухнята в Лаос френски и виетнамски влияния.
Fakat öte yandan, Sean'ın öfkesini anlıyorum ve inan bana, ona pek çok kez vurmak istedim.S druge strane razumijem Seanovu ljutnju, i vjerujte mi da sam ga hjela udariti puno puta.
Bir yandan da sormaktadır: "What am I?"Promrmlja, "Tko sam ja?
Öte yandan, Word'de bestelenen HTML mesajları, yazara göründükleri gibi görünürler.S pozitivne strane, HTML poruke stvorene u Wordu izgledaju kao što ih je zamislio autor.
Diğer yandan uçmayan kuşların hepsi, Paleognathae alt sınıfının üyeleri değildir.No s druge strane, nisu sve ptice koje ne lete u skupini Paleognathae.
Öte yandan bu kadın da, bir başkasını sevmektedir.Ispostavlja se pak da su voljeli istu ženu.
Bu görevini ömür boyu sürdürdü, bir yandan da bağımsız olarak çalışıyor yarışmalara katılıyordu.Zanimljivo je kako je to napravio dok se još uvijek natjecao za posao.
Bir yandan da ut ve gitar çaldım.Pjevalo se i sviralo uz gitaru.
Öte yandan Alman 6. Ordusu Stalingrad içindeki çatışmalarda büyük ölçüde zayiat vermişti.Šesta armija je pretrpila velike gubitke tijekom borbi u Staljingradu.
Öte yandan Kuzey ve Güney Ordular Grubu cephesinde kış boyu ağır bir Sovyet baskısı yaşanmamıştı.Grupa armija Sjever i Grupa armija Jug nisu sudjelovale u teškim borbama te zime.
Ama diğer yandan ise bu şarkı "diğerleri" için bir şarkı.Nakon tog koncerta pjesma je prema mnogima postala "više od pjesme".
Onsuz hiçbir şey olmazdı ama diğer yandan onunla da yürüyemezdi.On može biti i bez nje, ali ona ne može biti bez njega.
Bir yandan da alkol ve uyuşturucu kullanıyordu.Tijekom života, često je uzimao drogu i alkohol.
Bir yandan da Manic Street Preachers grubunun şöforlüğünü yapmaktaydı.V skutočnosti si však s Manic Street Preachers veľa nezahral.
Diğer yandan enerjisinin değeri, geceleri gündüze, pazar günleri iş gününe oranla daha düşüktür.Spotreba energie počas dňa kolíše, v noci je nižšia ako cez deň.
Bir yandanda babasının yanında çalışıyordu.Z prípadu na prípad spolupracovali so svojím otcom.
Diğer yandan, partizanlar Gestapo Karargâhını işgal etti.Budovu obsadili fašistické vojská a zriadili tu svoj štáb a veliteľstvo gestapa.
Her ikisi yandan altı köşeli yıldız resmini verir.Po jej stranách sa nachádzajú dve šesťcípe hviezdy.
Bir yandan da sormaktadır: "What am I?"A čo tým myslím, keď hovorím, kto som?
De Ceremoniis bağlamında diğer yandan en yalın haliyle "birlik" ya da " gemi" olarak da okunabilir.Preto sa v rámci jednoty tohto kontextu môže hovoriť rovnako o "slavení" ako aj o "prijímaní".
Nathan bir yandan da bu hisseleri toplattı.Bernini do prác na tejto fontáne zapojil viacero svojich spolupracovníkov.
Öte yandan 8. Muhafız Ordusu, Tiergarten'in güneyi boyunca ilerlemekteydi.Južnejšie sa jednotkám 8. gardovej armády podarilo prekročiť kanál Landwehr a preniknúť do parku Tiergarten.
Öte yandan, ilk yayın tarihi ile ilgili çelişkili bilgiler de bulunmaktadır.Zaujímavá je tiež protikladnosť posledných noviniek.
Öte yandan bir elektrik dipolünün görüntüsü biraz daha karmaşıktır.V skutočnosti je situácia s elektrónovou konfiguráciou ťažších prvkov o niečo zložitejšia.
Bir yandan da alkol ve uyuşturucu kullanıyordu.S kamarátmi pil alkohol a vyskúšal drogy.
Yandan taş alan kişi o taşı kullanarak elini açmak zorundadır.Hráč, ktorý je na ťahu, si vytiahne kameň.
Öte yandan masum, naif bir yanı da vardır.Majú zvláštny, naivný a súčasne zlovestný výraz.
Öte yandan Hollanda Kupası'nı kazandılar.Titul získali Holanďania.
Öte yandan ailesi ve arkadaşları çaresizce onu bulmaya çalışmaktadır.Rodina a priatelia po nej začali pátrať, no neúspešne.
SS Savannah, 1818 yılında inşa edilmiş yandan çarklı bir Amerikan gemisidir.SS Savannah je bila ameriška hibdridna ladja (parnik/jadrnica), ki so jo zgradili leta 1818.
Bir yandan da eleştirilere neden oldu.Priobčeval je tudi kritike.
Bir yandan da alkol ve uyuşturucu kullanıyordu.Seveda, še več pitja in drog.
Diğer bir yandan Ethan, tersi yönde devam etmiştir.Vendar pa Jefferson nadaljuje v drugo smer.
Öte yandan esas sorun başka bir yerdeydi.Avari so imeli težave drugod.
Bir yandan da sormaktadır: "What am I?"In oče me je vprašal, 'Kaj je to?
Bunun için bir yandan da öyküler yazmayı sürdürüyordu.Iz teh vam poskusim napisati nekaj zgodbic.
Öte yandan, inanışa göre gölde bir canavar yaşamaktadır.Prva pravi, da je v jezeru živel zmaj.
Öte yandan Kuzey Ordular Grubu'nun durumu da kritik bir hal almıştır.To je hkrati pomenilo, da je stanje na bojišču kritično.