Yandan görünüm.Toden näköistä.
Diğer yandan Linear B yazısı MÖ 1200 civarına kadar kullanılmaya devam edilmiştir.Lineaari-B-kirjoitus oli käytössä noin vuoteen 1200 eaa saakka.
Bir yandan da alkol ve uyuşturucu kullanıyordu.Se toi mukanaan alkoholin ja hevosen.
Diğer yandan Alman bir torpido bot filotillası Helsinki dışında toplandı.Tilalle nousi Pantterit Helsingistä.
Öte yandan, anayasa, değiştirilebilir hükümlerden mütevellit, biçimsel bir metin değildir.Kuva Yrjö Keinosesta ristiriitaisena komentajana ei muutu.
Öte yandan Saint Vincent ve Grenadinler, geçmişteki oyunların hiçbirinde madalya kazanmayı başaramamıştı.Saint Vincent ja Grenadiinit ei saavuttanut kisoissa yhtäkään mitalia.
Öte yandan esas sorun başka bir yerdeydi.Todelliset ratkaisut tehtiin kuitenkin muualla.
Öte yandan, [0,0.5) aralığı R {\displaystyle \mathbb {R} } 'de açık değildir.[0,1[:llä ei ole erakkopisteitä R {\displaystyle \mathbb {R} } :ssa.
Diğer yandan bu kitaplar dijital platformda da yer almaktadır.Tässä yhteydessä Albumit auki -aineisto linkitetään myös Kansalliseen digitaaliseen kirjastoon.
Öte yandan ailesi ve arkadaşları çaresizce onu bulmaya çalışmaktadır.Hänen perheensä ja ystävänsä lähtevät etsimään häntä.
Öte yandan Yorck'un kaptanı Piper, kurtarılanlar arasındaydı.Aluksenpäällikkö Orita oli pelastuneiden joukossa.
Öte yandan Luftwaffe de saldırıya geçti.Samanaikaisesti Luftwaffe hyökkäsi meriliikennettä vastaan.
Öte yandan 16. Ordu Smolensk'e yaklaşıyordu ve General İvan Konev'in 19. Ordu'su da Vitebsk'deydi.Lisäksi Vitebskissä oli perusteilla 19. armeija ja 16. armeija oli saapumassa Smolenskiin.
Öte yandan Avrupalı ve Amerikalı yazarların da çalışmaları yayımlandı.Vähitellen hänestä kiinnostuivat myös brittiläiset ja yhdysvaltalaiset elokuvantekijät.
Bir yandan da Tasvir-i Efkâr Gazetesi'nin muhabirliğini yapmayı sürdürmekteydi.Hän on kertonut jopa pyrkivänsä karistamaan toimittajankin kannoiltaan.
Öte yandan karanlıkta ise görmede sorun yaşayabilirler.Pimeässä on tilaa kuvitella.
Diğer yandan bebek ve çocuklar için görece daha iyi sonuçlar elde edilebilmiştir.Merkin voi saada myös muut lasten ja nuorten hyväksi merkittävää työtä tehneet kasvattajat.
Öte yandan 32 FP7 araştırma projesi hâlen sürdürülmektedir.Mallissa NF.XVII oli vielä uudempi tutka.
Diğer yandan, sadece yükü bilmek de durumun tanımlanması için yeterli değildir.Pelkkä tieto kieltotaulun sisällöstä ei kuitenkaan riitä kiellon noudattamiseksi.
Öte yandan esas sorun başka bir yerdeydi.Το πρόβλημα ήταν αλλού.
Öte yandan güzellik ideali ırkî birliği güçlendirir.Αντιστρόφως, τα ιδανικά της ομορφιάς μπορούν επίσης να προωθηθούν φυλετική ενότητα.
Diğer yandan, zamanın önemli bir kısmını da yabancı dil öğrenmeye ayırmıştı.Επίσης, αφιέρωσε πολύ χρόνο, ώστε να μάθει ξένες γλώσσες.
Öte yandan, Cinematical'dan Monika Bartyze, şarkının "berbat parça" olduğunu yazdı.Η Μόνικα Μπάρτιζελ, του Cinematical, ωστόσο, δήλωσε ότι το κομμάτι ήταν ένα «τυρώδες νούμερο».
Öte yandan, küçük üreticilerin pek çoğu özellikle İsviçre'de yeraltına geçerek üretimi sürdürdü.Από την άλλη, οι μικροί παραγωγοί ήρθαν αντιμέτωποι με μεγάλες δυσκολίες, ειδικά στην Κεντρική Αμερική.
Kranial kemikler Kafatasının yandan görünümü.Πρόσθια άποψη του ανθρώπινου κρανίου.
Bir yandan da ailesinin güvenliğini sağlamak zorundadır.. ^ FoxΕπίσης, σώζει τη ζωή της από τον σκληρό τοκογλύφο, Σάικς.
Öte yandan Centauri İmparatoru Cartagia, kişisel güç ve ihtirasları uğruna Gölgeler'le bir anlaşma yapmıştır.Ο Κενταυριανός Αυτοκράτορας Καρτάγια αναπτύσσει μία σχέση με τις Σκιές.
O, saçını iki yandan topuz yapar.Στη συνέχεια κόβει τα μαλλιά στις άκρες του κεφαλιού.
Öte yandan İngiltere de boş durmuyordu.Στο μεταξύ, όμως, οι Άγγλοι δεν έμειναν αδρανείς.
Öte yandan höyükteki yerleşimin sürekliliği de bunu desteklemektedir.Εξάλλου η θέση του Αργυροχωρίου συνηγορεί σε τούτο.
Bir yandan da öğretmenlik görevini sürdürdü.Παράλληλα ασκούσε και διδασκαλικό έργο.
Öte yandan ailesi ve arkadaşları çaresizce onu bulmaya çalışmaktadır.Οι κάπως σνομπ και βαριεστημένοι φίλοι της την ψάχνουν μάταια.
Öte yandan Roma donanması hakkında Roma ordusuna kıyasla daha az bilgi vardır.Οι γνώσεις μας για το ρωμαϊκό ναυτικό είναι συγκριτικά περιορισμένες.
Öte yandan 11 Mayıs 1924 yılında kapanmıştır. ^Αυτό συνέβη τον Μάιο του 1913, όταν έκλεισε τα 24.
Bir yandan da Fransızca öğretmenliğine devam etti.Διδάχτηκε επίσης γαλλικά από τη θεία της.
Bir yandan Halkevleri'nin tiyatro kurslarına devam etti.Και τον ακολούθησε σχεδόν σύσσωμο το θέατρο των ταλαντούχων.
Öte yandan sesini geliştiriyor, ilerideki profesyonel yaşamına yavaş yavaş hazırlık yapıyordu.Αφού προπονήθηκε, άρχιζε σταδιακά να μπαίνει στα ρεύματα της επαγγελματικής πάλης.
Öte yandan, MİKC, bu teklifi reddetti ve ayaklanma faaliyetlerine devam ettiler.Ο Μαυρίκιος όμως απέρριψε τις προτάσεις αυτές και ο πόλεμος συνεχίστηκε.
Öte yandan Theodosius ise İznik itikatına yakından bağlıydı.Πάντως ο Αδόλφος ήταν στενά συνδεδεμένος μαζί της.
Öte yandan, tren dışındaki bir gözlemci için durum farklıdır.Ένας χωροχρόνος είναι ανεξάρτητος από κάθε παρατηρητή.
Bir yandan da eleştirilere neden oldu.Επιδόθηκε όμως και στην κριτική.
Öte yandan Loomis, çocukların panik içinde evden çıkıp koştuklarını fark eder.Loomis ser de rædselsslagne børn styrte væk fra huset og går derind.
Öte yandan, eğer çok az insülin verilirse, hiperglisemi oluşacaktır.I værste fald bliver vi overhydrerede.
O, saçını iki yandan topuz yapar.Den spænder hårene ved hjælp af en skrue.
Öte yandan Hitler, kuzeyde Finlerle temas kurmaya da önem veriyordu.Han ønskede også at skabe forbindelse med finnerne mod nord.
Öte yandan esas sorun başka bir yerdeydi.Årsagen ligger derfor formentlig et andet sted.
Öte yandan, öldürülmüş de olabilirdi.Man kunne let have dræbt ham hvis man ville.
Öte yandan gelenek halindeki memler, genler gibi nesilden nesile ya da kültürden kültüre aktarılabilir.Dette kan være af personlige årsager, eller hvis hun f.eks. af kulturelle årsager skal forblive jomfru.
Öte yandan, karşı çıkışlara daha sık rastlanmaktaydı.Selvfølgelig kom han oftere i kollision med myndighederne.
Öte yandan, sıcak çikolata içmenin birçok olumsuz etkisi de var.På anden side har varm chokolade visse negative effekter.
Bir yandan da polisler aşağıda konumlanmaktadır.Parallelt opleves politiets arbejde indefra.
Diğer yandan diğer adlandırmalar bu kültürün tüm niteliklerini ortaya koymaktan uzaktır.Ud over hvad billederne viser, ved man ikke meget andet om denne kultur.
Öte yandan Hollanda Kupası'nı kazandılar.Derefter vandt den hollandske vindmølle frem.
Öte yandan İngiltere Başbakanı David Lloyd George, Almanya ile makûl bir anlaşma istiyordu.Premierminister David Lloyd George ønskede også at indgå en aftale hurtigt inden USA kunne nå at blande sig.
Öte yandan bir elektrik dipolünün görüntüsü biraz daha karmaşıktır.Matrixmultiplikation er derimod en smule mere kompliceret.
Öte yandan ailesi ve arkadaşları çaresizce onu bulmaya çalışmaktadır.Samtidig, kæmper pigens familie og venner for til at klare deres tab.
Diğer yandan, her iki teroride de yerçekimsel dalgalar çapraz dalgalardır.Overgæret (varmgæret) ale har begge steder stor udbredelse.
Öte yandan esas sorun başka bir yerdeydi.Det største problemet lå imidlertid andre steder.
Öbür yandan petrol fiyatları Batı ülkelerinde kaos yaratır.I mellomtiden førte prissjokket til kaos i Vesten.
Bir yandan da gemide esrarengiz olaylar olmaya başlamıştır.Men imens skjer det rare ting ombord.