Öte yandan, yenidoğanlara dahi oseltamivir verilebilmektedir.なお、この"祖谷編(仮称)"は大晦日から正月にかけての話である。
Bir yandan Albert onu aramaktadır.ある日彼のもとへアルバートが仕事の依頼を申し込む。
Öte yandan, inanışa göre gölde bir canavar yaşamaktadır.それによれば、果無山脈にはある怪物が棲んでいた。
Öte yandan köpek kemikleri de bulunmuştur.当時は犬用も存在した。
Nesnelerin ikisi yakınlarındaki eşlik eden küçük galaksiyle yandan görünen galaksilerdir.2つは、真横を向き近隣に小さな伴銀河を伴った円盤銀河である。
Öte yandan masum, naif bir yanı da vardır.少々、無邪気な面もある。
Öte yandan ailesi ve arkadaşları çaresizce onu bulmaya çalışmaktadır.取り巻く家族や友人たちは、うわべでは彼の回復を望む一方、何かを隠している。
Ancak ertesi yıl 16 Mart günü imparatorun kendisi de Aetius'un yandaşı iki barbar tarafından öldürüldü.翌年3月16日、ウァレンティニアヌスは、アエティウスと同じく蛮族出身だったアエティウスの後任者2名によって暗殺された。
Öte yandan Luftwaffe de saldırıya geçti.また、基地航空隊も攻撃を行った。
Bir yandan da eleştirilere neden oldu.なお一部からは批判も挙がった。
Bunun üzerine Yang ve binlerce yandaşı kılıçtan geçirildi.多くの千人同心に剣術を教えた。
Diğer yandan İtalyan Hava Kuvvetleri'nin belirgin üstünlüğü vardı.イタリア空軍については、イギリスの航空戦力より優勢であり、数も多かった。
Ama şu hakarete bir de yandan bakar mısınız lütfen!どうかそういう私たちをお見守り下さいますように。
Fakat öte yandan, Sean'ın öfkesini anlıyorum ve inan bana, ona pek çok kez vurmak istedim.私は少し広いショットにしてグリードが先に撃ったのを明確にしたのだが、皆はハンが先に撃ったのだと思いたかったのだ。
Öte yandan esas sorun başka bir yerdeydi.異変は別の場所でも起きていた。
Öte yandan Gilbreth'ler süreçlerde daha çok hareketleri azaltarak verimlilik sağlamaya çalışıyordu.対照的にギルブレスは、関連する動きの減少によって工程の効率化に努めた。
O ve yandaşları kendilerini "kurtarıcılar, özgürleştiriciler" (Liberatores) olarak adlandırıyordu.彼の学生や支持者たちは自らを「ラムヴァの者たち」や「旅人たち」と呼ぶようになった。
Onun vuruşunda top yandan auta çıktı.「ピストルが鳴った瞬間勝ったと思った。
Öte yandan hayranları onun ilk isminin “Marcus” olmasını istiyordu.愛称はファーストネームに準えた「スーパーマリオ」。
Diğer yandan geyik, ileriki evrelerde avlanır olmuştur.そしておそらく祖先たちはこの平原で狩りをしていた。
Öte yandan arazi yapısı, savunmacılar açısından avantajlar sağlamaktadır.更に、地形は防御側に有利であった。
(NDP Diğer yandan Ordu protestoculara evlere gitmesi konusunda uyarıda bulundu.(後に、BAT社はホームページ上でこの件について否定している。
Aynı şekilde, bir yüzü hem yandan, hem de iki gözü görülecek biçimde (karmaşık görüntü) vereceklerdir.諱は景行/景之(かげゆき)とも、景継(かげつぐ)とも伝わる。
Düşüncenin evrene benzediğini bir yanda maddenin diğer bir yanda sezginin olduğunu öne sürdü.彼の心はどこか他所にあるかの如くで、まるで石のようであったという。
Boyun her iki yanda da omuzların üzerinde geriye doğru bakar.両之肩に刀目を入。
İçinde iki yanda 124 dükkân vardır.初期オープン時点では121店舗。
Aynı yandaki bacaklarını birlikte kaldırarak kendine özgü bir biçimde koşar.前後の同じ側の脚を同時に動かす、いわゆるだく足で走る。
Öte yandan yörenin bu yapısı büyük tehlikeleri de içeriyordu.しかしながら、ジャンヌの存在は大きな危険をもはらんでいた。
Öte yandan bir ölçek un yeteri kadar su ile karıştırılarak bulamaç haline getirilir.降水量(こうすいりょう)とは、大気から地表に落ちた水(氷を含む)の量。
Bir pn asal kuvvetinin bir yandaş sayı olup olmadığı bilinmez.一介の巡査がいきなりSPになれるのか不明である。
Öte yandan, düşüncelerin paragraflara göre düzenlemesi gerekir.通説によると、意思表示に関する規定等により処理される。
Bir yandan da yazmaya devam etti.そのかたわらで執筆も続けていた。
Öte yandan bu sos şiş kebabına her zaman eşlik eder.また、彼は彼と共に園芸スクープをいつも運びます。
Bu üçgen lamın tabanı iç yanda; tepesi dış yandadır.鈍角三角形の垂心は、その三角形の外部にある。
Öte yandan Eylül ile Ali Evlenir.9月、クララと結婚。
Yandaki şekilde bu durumu anlatan bir çizim görülebilir.のちにこれの影響がみられる絵を残している。
(Öte yandan arepa tortilladan daha kalındır.)(ただし石膏ボードよりは高い。
Öte yandan yüksek dozda ilaç alan Dr. Tancredi’nin durumu kritiktir.多数派として認められたメダロット博士などに対し嫉妬している。
Diğer yanda Şef Metin’e silah kullanmasını öğretir.ダンカンは万一に備えてカミーユに銃の使い方を教えることにした。
Bir yandan da mizah yazıları yazdı.そのほか、叙事詩も書いた。
Öte yandan Hristiyanların kayıpları çok yüksekti.とりわけキリスト教徒からの誹謗は強かった。
Öte yandan bütün bunların şakaya gelir bir yanı yok.そのため、冗談が冗談に聞こえないことも。
Diğer yandan da Aralık 1940'ta Yugoslavya ile uzun ömürlü olmayan "Sonsuz Dostluk Antlaşması"'nı imzaladı.^ ハンガリーは1940年1月20日にユーゴスラビアと「恒久友好条約」を結んでいた。
Diğer yandan doğrular Öklid doğrularından farklıdır.一方反対側は非常に直線的である。
Öte yandan Pers kraliyet ailesi ile artık daha soğuk ilişkiler içinde olacaktı.その後、貴族たちの王家に対する干渉が強くなっていった。
Diğer yandan, His etiketi diğer etiketlere göre toplanmaya ve çözünürlüğünü kaybetmeye daha çok eğilimlidir.その一方でHisタグは他のアフィニティタグと比べて凝集して不溶化しやすいと言われている。
Öte yandan küçüğü olabildiğince hoş ve bir melek kadar nazik.その少年は余りにも可憐で天使のようだった。
Apaz: Teknenin rüzgarı yandan aldığı ve açının 90 derece olduğu seyirdir.銀緯は銀河面を天球上に投影した銀河赤道を0度とし、それに垂直な方向を90度とする。
Bir yandan da ailemin geçimine yardımcı olmak zorundaydım.家族を養う助けになる必要があったからだった。
Gandi ve yandaşları Hindistan'a hemen bağımsızlık verilmezse savaşa destek vermeyeceklerini açıkça belirtti.甘地和他的支持者們清楚地說,如果印度不能獨立,就不支持戰爭。
Başkan Bolivya Ordusu'na Guevara'yı ve yandaşlarını takip edip yakalama emrini verdi.他下令玻利維亞軍隊四處搜尋格瓦拉和他的追隨者。
Öte yandan, Karay Musevileri sadece Yazılı Tora'nın vahyolunduğuna inanırlar.畢達哥拉斯的信徒認為,詩人“奧菲斯”的詩其實是由是某個信仰奥菲斯教的詩人(澤康)寫的。
Öte yandan bazı lüks malların ticareti yasaklanmıştır.禁止奢侈品出口。
Öte yandan, karşı çıkışlara daha sık rastlanmaktaydı.但是,更常遇到的是逆反問題。
Öte yandan, iktidarlar da aynı sebeple kitleyi hedef alırlar.我們也可選出其他的權重來達成相同的目標。
Bu sırada Edward kendisine iki yeni yandaş buldu: Baba oğul Hugh le Despenser'lar.此时爱德华二世又有了两个新的宠臣:德斯彭瑟父子,他为他们分封土地的做法受到贵族们的激烈反对。
Öte yandan küçüğü olabildiğince hoş ve bir melek kadar nazik.如天使般善良而美麗。
Betimleme için yandaki şekle bakınız.).(請看對角論證法)。
Öte yandan 32 FP7 araştırma projesi hâlen sürdürülmektedir.隨後流星F.2計劃被取消。
O, saçını iki yandan topuz yapar.兩旁的頭髮用髮蠟往後梳。