Öte yandan 11 Mayıs 1924 yılında kapanmıştır. ^Αυτό συνέβη τον Μάιο του 1913, όταν έκλεισε τα 24.
Bir yandan da Fransızca öğretmenliğine devam etti.Διδάχτηκε επίσης γαλλικά από τη θεία της.
Bir yandan Halkevleri'nin tiyatro kurslarına devam etti.Και τον ακολούθησε σχεδόν σύσσωμο το θέατρο των ταλαντούχων.
Öte yandan sesini geliştiriyor, ilerideki profesyonel yaşamına yavaş yavaş hazırlık yapıyordu.Αφού προπονήθηκε, άρχιζε σταδιακά να μπαίνει στα ρεύματα της επαγγελματικής πάλης.
Öte yandan, MİKC, bu teklifi reddetti ve ayaklanma faaliyetlerine devam ettiler.Ο Μαυρίκιος όμως απέρριψε τις προτάσεις αυτές και ο πόλεμος συνεχίστηκε.
Öte yandan Theodosius ise İznik itikatına yakından bağlıydı.Πάντως ο Αδόλφος ήταν στενά συνδεδεμένος μαζί της.
Öte yandan, tren dışındaki bir gözlemci için durum farklıdır.Ένας χωροχρόνος είναι ανεξάρτητος από κάθε παρατηρητή.
Bir yandan da eleştirilere neden oldu.Επιδόθηκε όμως και στην κριτική.
Öte yandan Loomis, çocukların panik içinde evden çıkıp koştuklarını fark eder.Loomis ser de rædselsslagne børn styrte væk fra huset og går derind.
Örneğin EcoRI restriksiyon enziminin adı yandaki kutuda açıklandığı şekilde türetilmiştir.For eksempel er navnet for restriktionsenzymet EcoRI udledt som vist I boksen til højre.
Öte yandan, eğer çok az insülin verilirse, hiperglisemi oluşacaktır.I værste fald bliver vi overhydrerede.
O, saçını iki yandan topuz yapar.Den spænder hårene ved hjælp af en skrue.
Yandaki Şekil : Sözdizimsel Analiz.Første bog: Begrebernes analytik.
Öte yandan Hitler, kuzeyde Finlerle temas kurmaya da önem veriyordu.Han ønskede også at skabe forbindelse med finnerne mod nord.
Öte yandan esas sorun başka bir yerdeydi.Årsagen ligger derfor formentlig et andet sted.
Öte yandan, öldürülmüş de olabilirdi.Man kunne let have dræbt ham hvis man ville.
Öte yandan gelenek halindeki memler, genler gibi nesilden nesile ya da kültürden kültüre aktarılabilir.Dette kan være af personlige årsager, eller hvis hun f.eks. af kulturelle årsager skal forblive jomfru.
Öte yandan, karşı çıkışlara daha sık rastlanmaktaydı.Selvfølgelig kom han oftere i kollision med myndighederne.
Öte yandan, sıcak çikolata içmenin birçok olumsuz etkisi de var.På anden side har varm chokolade visse negative effekter.
Bir yandan da polisler aşağıda konumlanmaktadır.Parallelt opleves politiets arbejde indefra.
Diğer yandan diğer adlandırmalar bu kültürün tüm niteliklerini ortaya koymaktan uzaktır.Ud over hvad billederne viser, ved man ikke meget andet om denne kultur.
Öte yandan Hollanda Kupası'nı kazandılar.Derefter vandt den hollandske vindmølle frem.
Öte yandan İngiltere Başbakanı David Lloyd George, Almanya ile makûl bir anlaşma istiyordu.Premierminister David Lloyd George ønskede også at indgå en aftale hurtigt inden USA kunne nå at blande sig.
Öte yandan bir elektrik dipolünün görüntüsü biraz daha karmaşıktır.Matrixmultiplikation er derimod en smule mere kompliceret.
Öte yandan ailesi ve arkadaşları çaresizce onu bulmaya çalışmaktadır.Samtidig, kæmper pigens familie og venner for til at klare deres tab.
Bu isimler yandaki görselde görülebilir.Et af dem kan blandt andet ses her.
Periyodik tabloda sıklıkla karşılaşılan görünüm, yandaki gibidir.Ofte var hækkene klippede, som næste billede viser.
Devrede gösteriliş şekilleri ise yandadır.Gode modelleringsvink er her.
Diğer yandan, her iki teroride de yerçekimsel dalgalar çapraz dalgalardır.Overgæret (varmgæret) ale har begge steder stor udbredelse.
Öte yandan esas sorun başka bir yerdeydi.Det største problemet lå imidlertid andre steder.
Öbür yandan petrol fiyatları Batı ülkelerinde kaos yaratır.I mellomtiden førte prissjokket til kaos i Vesten.
Bir yandan da gemide esrarengiz olaylar olmaya başlamıştır.Men imens skjer det rare ting ombord.
Diğer bir yandan Ethan, tersi yönde devam etmiştir.Polen gikk i motsatt retning.
Aynı şekilde, bir yüzü hem yandan, hem de iki gözü görülecek biçimde (karmaşık görüntü) vereceklerdir.Mellom de store øynene er en smal pannestripe (frons) og et ansikt (face).
(Öte yandan arepa tortilladan daha kalındır.)(Helvete) Hva støyer mer enn hornet?
Bir yandan da Manic Street Preachers grubunun şöforlüğünü yapmaktaydı.Hun samarbeidet med Manic Street Preachers.
Öte yandan Donanma ciddi bir akaryakıt sıkıntısı içindeydi.Deres flåte var nemlig i bedrøvelig tilstand.
Šrámek ve yandaşları komünist partisinin giderek artan rolünden endişe duymuşlardır.Šrámek og hans partifeller engstet seg for den økende rolle til kommunistpartiet.
Diğer yandan doğrular Öklid doğrularından farklıdır.For kildene er det motsatt.
Öte yandan Saint Vincent ve Grenadinler, geçmişteki oyunların hiçbirinde madalya kazanmayı başaramamıştı.Saint Vincent og Grenadinene har aldri vunnet noen medalje.
Yakalanan yandaşları idam edildi.Alle fangene de tok ble henrettet.
Yandaki Şekil : Sözdizimsel Analiz.Første bok: Begrepenes analytikk.
Diğer yanda Şef Metin’e silah kullanmasını öğretir.Han fikk bl. a opplæring i bruk av Madsen maskingevær.
John Allan üvey oğlunu bir yandan şımartırken bir yandan da katı bir disiplin uyguluyordu.John Allan vekslet mellom å forkjæle og aggressivt disiplinere sin fostersønn.
Öte yandan, eğer çok az insülin verilirse, hiperglisemi oluşacaktır.På den annen side, hvis pumpen gir for lite insulin oppstår hyperglykemi.
Bir yandan da eleştirilere neden oldu.Dette utløste endel kritikk.
Öte yandan, üst mecliste her devlet, iki senatör bulundurması garanti edildi.I tillegg er hver stat i det amerikanske senatet tildelt to senatorer.
Öte yandan, hangi durumlardan birinin olacağı bilinebilir.Man kan spørre seg hvorden dette har kunnet skje.
Bir yandan da alkol ve uyuşturucu kullanıyordu.Hun hadde også en historie med alkohol- og narkotikamisbruk bak seg.
Ama bir yandan da kalması gerektiğini düşünür.Han på sin side mener at det blir litt i overkant.
Bir yandan da mizah yazıları yazdı.I tillegg skrev han populærvitenskapelige skrifter.
Setsuna'nın yandaşları da cehennemden zamanında kaçarlar.Også Stavangerskes datterselskap vil bli slått sammen med Tide Sjø AS.
1870-1880 yılları arasında, sosyal-demokrasi, pek çok yandaş bulmuştu.Årene mellom 1801 og 1807 var en fredelig tid som så mye nedrustning.
Bir taraftan kendisi öğrenirken, diğer yandan birçok öğrenciye ders verdi.Han lærte litt av andre, men har lært mesteparten selv.
Diğer yandan Roma Dönemi çanak çömlek parçaları da ele geçmiştir.Imidlertid er behandling av rom preget av de samme elementer.
Ancak ertesi yıl 16 Mart günü imparatorun kendisi de Aetius'un yandaşı iki barbar tarafından öldürüldü.Den 16. mars 455 ble keiseren selv myrdet av to ikke-romerske tilhengere av Aetius.
Bu benzetim yandaki animasyonda verilmiştir.Konstruksjonen er vist i følgende animasjon:
Öte yandan Ege Denizi'deki Pers hakimiyeti de sona ermiştir.Æraen for store mariner er også over.
Öte yandan köpeklere, uzaydaki gıdaları olacak olan besleyici bir jel yedirildi.Hundene ble vent til en spesiell næringsrik gelé som skulle være maten deres i rommet.
Öte yandan, inanışa göre gölde bir canavar yaşamaktadır.Det går flere vandrehistorier om at det finnes et «monster» i sjøen.