Öte yandan Erdal giderek İdris'i kıskanmaya başlar.Після появи Отонаші починає ревнувати його до Юрі.
Diğer bir yanda Nieuwe Kerk (Yeni Kilise), Madame Tussaud's Müzesi bulunmaktadır.Має власну статую в музеї мадам Тюссо.
Diğer yandan İmparatorluk'un hiçbir sahil kesiminden birlik Ordu'da yer almamış görünmektedir.Все казало про те, що у імперської армії немає жодного шансу.
Camiye iki yandan merdivenle çıkılır.Коля збігає вниз по цих сходах.
Öte yandan kimileri Med Darius'un Gubaru olabileceği fikrini taşır.Далі Дволикий вирішує як бути з Гордоном.
Bunun için bir yandan da öyküler yazmayı sürdürüyordu.Навіть у цих умовах продовжував писати.
Öte yandan pek çok canlı da diğer canlıların ürettiği gıdalar olmadan ne büyüyebilir ne çoğalabilir.Розмножується виключно насінням, на відміну від інших видів верби нездатна розмножуватися живцями.
Öte yandan hava yoluyla ikmal de yetersiz kalmıştır.Він майже у два рази легший від повітря.
Diğer yandan I. Klomenes İsagoras'ı destekliyordu.Зрештою всі інші брати все ж підтримали Ісмаїла.
Bir yandan da geceleri ders alarak Almanca öğrendi.Одночасно викладав німецьку мову у вечірній школі.
Öte yandan Luftwaffe de saldırıya geçti.До того ж армія Цзінь перейшла у наступ.
Diğer yandan mühür buluntusu çok azdır.Для безпеки одного лише забарвлення замало.
Bir yandanda babasının yanında çalışıyordu.Поряд з ним працювала його дружина.
Diğer yandan Eretria'nin İyon Ayaklanmasını askeri yönden desteklemesinin nedenler çok açık değildir.Причини, через які Еретрія надала допомогу іонійцям, до кінця не ясні.
Öte yandan, öldürülmüş de olabilirdi.Втім, схоже, що він був просто убитий.
Öte yandan karanlıkta ise görmede sorun yaşayabilirler.Проте шиншили наділені можливістю бачити в темряві.
O ve yandaşları kendilerini "kurtarıcılar, özgürleştiriciler" (Liberatores) olarak adlandırıyordu.Вони означали, що він та його друзі хочуть бути «слугами Спасителя Ісуса».
Genel yapısı yandaki resimde gösterildiği gibidir.Виділена територія показана у збільшеному вигляді на наступному знімку.
Burun ve göz boşluklarının yandan görünümü.Горизонтальний розріз носової і очної порожнини.
Diğer yandan İtalyan Hava Kuvvetleri'nin belirgin üstünlüğü vardı.Радянські війська мали значну перевагу у повітряних силах.
Memmedkuluzade, bir yandan da öğretmenlik yapmaya devam etti ve Nûmanzâde ile birlikte bir okul açtı.Перед ним постає вибір: продовжити навчання в Парижі, або поїхати і почати нове життя з Седріком у Нанті.
Öte yandan Mihver Devletleri'yle gizli görüşmelere başladı.Почалася облога, під час якої Мухаммад почав вести таємні переговори з лідерами племен.
Öte yandan Avrupalı ve Amerikalı yazarların da çalışmaları yayımlandı.Також про команду написали американські та європейські веб-видання.
Bir yandan askerî kariyerini sürdürürken, diğer yandan resim yapmıştır.Продовжуючи військову кар’єру, він також малював.
Kocası yaşamı boyunca en yakın yandaşı oldu.Po celý profesní život byla nejbližší spolupracovnicí svého manžela.
Öte yandan kıtada pek çok mal bulunamaz hale gelmişti.Také mu nebyla vyplacena řada honorářů, na něž měl nárok.
Öte yandan bütün bunların şakaya gelir bir yanı yok.Jinak si ze všeho dělá srandu.
Ama şu hakarete bir de yandan bakar mısınız lütfen!Hej, rád by sis omakal tento kousek, že?
Bir yandan da Manic Street Preachers grubunun şöforlüğünü yapmaktaydı.Ve skutečnosti si však s Manic Street Preachers hodně nezahrál.
Öte yandan, Beyazın avantajı, hızlı oyunlar ile zayıf oyuncular arasındaki oyunlarda daha azdır.V rapidu je statistická úspěšnost menší a stejně tak při partiích slabších hráčů.
Öte yandan bir elektrik dipolünün görüntüsü biraz daha karmaşıktır.Úplný odznak je poněkud složitější.
Öte yandan sütunların kırık olması "ölümün" klasik bir tasviridir.Avšak tyto pilíře jsou zlomeny: klasický symbol smrti.
Öte yandan insanın kendisi de tanrıdadır.Kdy je člověk spravedlivý před Bohem?
Öte yandan köpek kemikleri de bulunmuştur.Kromě toho zde byl nalezen také pěstní klín z kosti.
Bir yandan doğu kültürüne ilgisini devam ettirirken batı kültürüne de ilgi duyuyordu.Díky svému pobytu na Slovensku měl zájem i o tamější kulturu.
Nesnelerin ikisi yakınlarındaki eşlik eden küçük galaksiyle yandan görünen galaksilerdir.Oba průvodci jsou slabé malé eliptické galaxie, které se nacházejí v její blízkosti.
Öte yandan karanlıkta ise görmede sorun yaşayabilirler.V opačném případě vidíte na obrazovce tmu.
Diğer yandan Gaulois ve Charlemange de hasar almaktaydı.Duncan a Farenholt byly také vážně poškozeny.
Öte yandan, hangi durumlardan birinin olacağı bilinebilir.Jak potom ale mohou lidé poznat, že je něco špatně?
Öte yandan 8. Muhafız Ordusu, Tiergarten'in güneyi boyunca ilerlemekteydi.Jižněji se jednotkám 8. gardové armády podařilo překročit kanál Landwehr a proniknout do parku Tiergarten.
Öte yandan yoğun tipide Alman Kolordusu da sevk ve idareyi yitirmiştir.Dan, německý ovčák totiž dosloužil a má být utracen.
Öte yandan esas sorun başka bir yerdeydi.Vhodné podnebí bylo i jinde.
Öte yandan Stalin'in ajanları tarafından morfin verilerek öldürülmüş olduğu da diğer bir başka söylentidir.Existuje též teorie o tom, že byl zavražděn stalinskými agenty.
Öte yandan yeni Çek hükümeti de muhtırayı reddetmiştir.Čchingská vláda také považovala nového protivníka za nebezpečného.
Betimleme için yandaki şekle bakınız.).Dále viz podrobnější výklad.)
Tüm bunları yaparken bir yandan da psikolojiyi normal dışı davranışlara uygulama fırsatı arıyordu.Nad Psyché se při plnění nemožných úkolů vždy někdo slitoval.
Öte yandan Speak Now, RIAA'den 3x platin sertifikası aldı.Album tak již, i díky streamingu, od RIAA získalo ocenění 3x platinová deska.
Dönem bir yandan III. Ur Hanedanlığı’nın yıkıldığı dönemdir.Třetí epocha nastává, když je z balíčku karet s elektrárnami otočena karta „3. epocha“.
Öte yandan İngiltere de boş durmuyordu.Británie nechtěla zůstat pozadu.
Bir yandan da gemide esrarengiz olaylar olmaya başlamıştır.Po výstupu z mlhoviny se začnou na lodi dít prapodivné věci.
Öte yanda STAVKA birkaç seçenek üzerinde çalıştı.Místo přistání bylo vybráno na základě několika podmínek.
Öte yandan bu gayretleri rakiplerinin ve düşmanlarının sayısını arttırdı.Tím se ale samozřejmě zvýšil počet nepřátel, kteří usilovali o jeho zničení.
Öte yandan uçları açık olmayıp Baltık Denizi'nden Karadeniz'e kadar uzanır.Dolní tok pak níže až k ústí do Baltského moře.
Diğer yandan muhtemelen güneydoğudan gelen Arami göçleri de bölge üzerine yayılmıştır.Ale informace o lesnaté zemi na jihozápadě už mezi osadníky kolovala.
Öte yandan terapinin geleneksel tıp tarafından tamamıyla onaylandığı konusunda tartışmalar bulunmaktadır.Jednotlivé postupy veskrze přejaty z tradiční medicíny přírodních léčitelů.
Bir yandan da yazmaya devam etti.I zde pokračoval v psaní.
Öte yandan bu dönemde, höyüğün yer aldığı ovada zaman zaman gölleşme olduğu düşünülmektedir.V této souvislosti je třeba zmínit, že hrad se na jistý čas stal sídlem hlavy státu.
Diğer yandan, zamanın önemli bir kısmını da yabancı dil öğrenmeye ayırmıştı.De asemenea, ea a dedicat o mare parte a timpului liber pentru a învăța limbi străine.
Hiza - Yandaki (aynı sıradaki) şahıslar ile aynı hizada olma.Să nu ascuzi pe cel care se închină idolilor .
Öte yandan, inanışa göre gölde bir canavar yaşamaktadır.Există o legendă conform căreia un monstru ar locui în lac.