Diğer yandan Ted ve Robin heyecanlı bir ilişki yaşamaktadırlar.Ted en Robin krijgen dan alsnog een relatie die een jaar stand houdt.
Ancak bir yandan da olayın Forster ile bağlantısını düşünmektedir.In de film zit overigens nog een verwijzing naar Forster.
Bir yandan da gemide esrarengiz olaylar olmaya başlamıştır.Inmiddels gebeuren er ineens allerlei vreemde dingen aan boord.
Diğer yandan Alman askerî ataşesi İngiliz Invincible sınıfı kruvazörlerin asıl özelliklerini elde etmişti.In dat opzicht leken de Sovjetschepen nog het meest op de Britse vliegdekschepen van de Invincibleklasse.
Diğer yandan Artemision Boğazı'nı tutmak için artık bir neden kalmamıştı.Tot nu toe zijn geen andere vondsten van het skelet van Longisquama gedaan.
Diğer yandan İtalya’daki savaş Fransa için tam bir yıkım olmuş, hatta Fransa kralı esir düşmüştür.Later voerde hij vooral oorlog in Italië voor de Franse koning tegen de keizer.
Bir yandan da Avustralya tiyatro eğitmenliği yapıyordu.De musical speelde ook in Australische theaters.
Öte yandan Bellick, Sucre’a şantaj yapmaktadır.Intussen wordt Bénédicte gechanteerd door Claudia.
Bir yandan da ailesinin güvenliğini sağlamak zorundadır.. ^ FoxZe denkt erover na om zijn levensverzekering op te strijken. (en) Crown v.
Aralık - Yandaki şahıs ile aradaki mesafe.Ook Dag volgt op een afstand.
Öte yandan Plutarkhos ise en güvenilir ayrıntıları vermiştir.Plutarchus gaf het meest gedetailleerde verslag van de veldslag.
Alvin Lee, bir yandan grup olarak çalışırken tek başınada 14 solo albüm çıkarmıştır.Later begon Bill Medley aan een solocarrière: hij maakte in totaal 14 soloalbums.
O ve yandaşları kendilerini "kurtarıcılar, özgürleştiriciler" (Liberatores) olarak adlandırıyordu.Hij verwees naar de kolonisten en noemde hen "Sons of Liberty".
Konuşulduğu alan pembe renkte yandaki haritada gösterilmiştir.Op plattegronden staat de lijn aangegeven in de kleur rood.
Diğer yandan Bingley Jane’e kız kardeşinin hoşnutsuzluğu pahasına evlenme teklif eder.Bingley vraagt Jane daarna vrijwel onmiddellijk ten huwelijk en Jane is in de wolken.
Genel yapısı yandaki resimde gösterildiği gibidir.De resulterende structuur is in de afbeelding hiernaast te zien.
1538 - Jean Calvin ve yandaşları Cenevre'den sürgün edildi.1538 – Jan Kalwin został wypędzony z Genewy.
O ve yandaşları kendilerini "kurtarıcılar, özgürleştiriciler" (Liberatores) olarak adlandırıyordu.Wyłoniła się grupa jego zwolenników, zwanych „Swobodniki” („Wolnościowcy”).
Bir süre sonra İmparator, Juárez yandaşlarının vurulmasını emretti.Wobec tego cesarz polecił, aby wszyscy schwytani współpracownicy Juareza byli rozstrzeliwani.
Bir yandan da Manic Street Preachers grubunun şöforlüğünü yapmaktaydı.Były członek formacji Manic Street Preachers.
Öte yandan kaç sivilin öldüğünü halen kimse bilmemektedir.Niestety nikt nie wie, ilu ludzi zginęło.
Öte yandan Cissé, Fransız komedi filmi Taksi 4'te kameo olarak yer aldı.Cissé zaliczył również epizod we francuskiej komedii Taxi 4, gdzie zagrał samego siebie.
Öte yandan, Off Broadway gösterileri Tony Ödülleri'ne aday gösterilemez.Dziełom z off-Broadwayu nie przysługują natomiast nagrody Tony Awards.
Bir yandan da sormaktadır: "What am I?"Mich spytał: "Co to jest 'ja'?"
Öte yandan Karadeniz Bölgesi ise Rum Pantus Devleti egemenliğ altıda bir bölgeydi.W kolejnym asfaltowym rajdzie, Rajdzie Francji Panizzi był szósty.
O, saçını iki yandan topuz yapar.Włosy ma zawsze splecione w dwa warkocze.
Öte yandan bu kadın da, bir başkasını sevmektedir.Kobieta bardziej kochała tę drugą.
Yandaki grafikten incelenebilir.Patrz tabliczka obok.
25 Şubat 1986'da hem Aquino, hem Marcos kendi yandaşlarınca başkan ilan edildi.25 lutego 1986 roku Aquino ogłosiła przejęcie władzy.
Öte yandan bütün bunların şakaya gelir bir yanı yok.Po czasie całość sprawy obracał w żart.
Vahdettin dışarı çıktı, yandaki odaya geçti.Cały pochód przeszedł przez komnatę i zniknął w sąsiedniej.
Bir yandan da gemide esrarengiz olaylar olmaya başlamıştır.Teraz znów na morzu mają miejsce tajemnicze wypadki.
Öte yandan sağ taraftaki Auguste Rousselin sola doğru gözlerini dikmiştir.W książce Barrie miał go zamiast prawej.
Bu etki oluşurken bir yandanda aracın altından giren hava aracı yukarıya kaldırmak için basınç uygulamaktadır.Miał również pomysł, jak inaczej można zmniejszyć ciśnienie powietrza pod samochodem.
Okurken bir yandan da Yeni Gün'de spor muhabirliği yaptı.Dla takiej jednej chwili warto urodzić się reporterem sportowym!
Yandaki resim, devre üzerinde ayarlanabilir kondansatörlerin alabileceği simgelerdir.Na drugiej szali umieszcza się przedmioty których masę chcemy ustalić.
Öte yandan köpek kemikleri de bulunmuştur.Na księżyc wysłał też inne psy.
John Allan üvey oğlunu bir yandan şımartırken bir yandan da katı bir disiplin uyguluyordu.John Allan na przemian rozpieszczał i agresywnie karał swego wychowanka.
Öte yandan Virginia, kocasının yaşadığı bu ilişkiden çok etkilenmişti.Paulina czuła, iż w zamku jej męża dzieje się coś niedobrego.
Öte yandan bir elektrik dipolünün görüntüsü biraz daha karmaşıktır.Jedyną wadą jest to, że układ elektryczny jest nieznacznie bardziej skomplikowany.
Ancak ordunun tamamı sol bir darbeye yandaş değildi.Oficerowie nie mieli zaufania do lewicy.
Öte yandan İngiltere de boş durmuyordu.Brytyjczycy także nie próżnowali.
Öte yandan Hollanda Kupası'nı kazandılar.Poza tym zdobył Superpuchar Holandii.
Bir yandan da modellik yaptı, 1998'de Find Me A Supermodel adlı yarışmayı kazandı.Wyróżnienie otrzymała w 1998 r. za sztukę How I Learned to Drive.
Öte yandan, İsa gökle ilgili bu yetkisini Ms 1914'te Şeytan ve cinlerini göklerden yere atmakla göstermiştir.Maria otrzymała od posłańca z niebios wiadomość, że za trzy dni opuści ziemskie ciało.
Diğer yanda Şef Metin’e silah kullanmasını öğretir.Dzięki niemu Tomek nauczył się po mistrzowsku posługiwać bronią palną.
Bu görevini ömür boyu sürdürdü, bir yandan da bağımsız olarak çalışıyor yarışmalara katılıyordu.Przywiązywał dużą wagę do swojej prezencji zarówno poza wyścigami, jak i podczas nich.
(Başta Patrona Halil ve Muslu Beşe olmak üzere) İçerideki silah seslerini duyan dışarıdaki yandaşları kaçtı.Własowcy na odgłos strzałów rzucili się do ucieczki.
Bir yandan da kuramı doğrulayan deneysel kanıtlar birikmeye başlar.Niespodziewanie jego eksperyment wymyka się spod kontroli.
Öte yandan emeğin nesnesi,daha önceki emekten geçirildiğinde buna hammadde adı verilir.Wyłącznie dla powołanych, przed nastaniem czasu obecnego, Pan ustanowił pokutę...
Seçilen Merkez Komitesi Lenin’in yandaşlarından oluşuyordu.Siedzibą władz gminy był Lenin.
Bir yandan da alkol ve uyuşturucu kullanıyordu.Miał także problemy z alkoholem i narkotykami.
Speer, öte yandan, “Anlamadıysam, anlamak istemediğim içindi” dedi.Định Hương powiedział: "Nawet wtedy kiedy zrozumiałem, nie różniło się to od tego, kiedy nie rozumiałem."
Avlunun biri kıblede, ikisi yanda üç kapısı vardır.Otoczone jest murem, w każdym boku posiada trzy bramy.
Öte yandan hemşirelik seçmelerine katıldı ama o dönemde hemşirelikteki iş istihdamı yoktu.Odpowiada na ofertę pracy jako prywatna pielęgniarka, choć nie ma żadnego doświadczenia.
Öte yandan, RealPlayer'ı indirmeden önce RealPlayer ile ilgili başlığa bakmanız tavsiye edilir...Główną aplikacją do odtwarzania RealAudio jest RealPlayer.
Biz de bir yandan bilgisayar oyunu yapımına devam ettik.Od tego czasu nieustannie angażował się w tworzenie gier komputerowych.
Bir yandan da Avustralya tiyatro eğitmenliği yapıyordu.W Australii występowała na scenach teatralnych.
Öte yandan, uzun zamandır Anadolu Selçukluları da Gürcistan’a karşı savaşa hazırlanıyordu.Jednocześnie Małopolanie już od jakiegoś czasu prowadzili rozmowy z Jagiełłą.
Bir yandan da uçaklara karşı olarak uçaksavar silahlar geliştirilmiştir.Byli uzbrojeni m.in. broń przeciwlotniczą.