Öte yandan İncil’de ya da diğer kutsal kitaplarda “vampir” sözcüğü hiç kullanılmamıştır.De fato, nesses seis livros, o Barão Sangrento nem sequer tem qualquer fala.
1538 - Jean Calvin ve yandaşları Cenevre'den sürgün edildi.1538 - Genebra expulsa João Calvino.
Bir yandan da kendisini ilmî çalışma ve teliflere verdi.Nela, aparece como homem claríssimo e realizando voto.
Kafatasının yandan görünümü.Vista lateral no crânio.
Genel yapısı yandaki resimde gösterildiği gibidir.Veja o esquema representativo na imagem ao lado.
Öte yandan bu gayretleri rakiplerinin ve düşmanlarının sayısını arttırdı.Estas façanhas aumentaram sua admiração entre inimigos e aliados.
Desteklemek için bir aday arayan Otho yandaşları, Vespasian'da karar kıldılar.Os partidários de Otão, procurando outro candidato ao trono ao que apoiar, decidiram-se por Vespasiano.
Bir yandan kurtulmaya çalışırken bir yandan da bağırarak yardım istedi.Encontrando-se cercado, gritou por ajuda.
Öte yandan Kartaca aristokrasisi bu tür yatırımlar konusunda isteksizliğini sürdürmüştür.Trump, no entanto, permanece como proprietário formal de todos estes investimentos.
Nesnelerin ikisi yakınlarındaki eşlik eden küçük galaksiyle yandan görünen galaksilerdir.Dois dos objetos são galáxias vistas de borda com pequenas galáxias companheiras próximas.
Öte yandan cephe gerisindeki partizan grupları faaliyete geçmişlerdi.Aqueles na parte de trás da emboscada se levantaram.
Savaş boyunca bir taraftan inzibat görevi yaparken, diğer yandan Ertuğrul gazetesini çıkardı.Onde a gente tinha um amigo, mandava o jornal para lá.
Diğer yandan Bingley Jane’e kız kardeşinin hoşnutsuzluğu pahasına evlenme teklif eder.Dias depois Bingley propõe casamento a Jane.
Yandaki gösterimdeki paralelkenarın kenarları; (AB), (BC), (CD) ve (DA).Usando a notação do diagrama à direita, os lados são denotados (AB), (BC), (CD), (DA).
15 Mart MÖ 44 tarihinde, Cassius yandaşlarıyla beraber harekete geçti ve Sezar'ı yüzünden bıçakladı.Nos idos de Março, de 44 a.C., Cássio instigou seus parceiros assassinos e golpeou César no rosto.
Yakalanan yandaşları idam edildi.Os acusados foram enforcados.
Bir yandan da Ángela, Bosco'dan hoşlanmaya başlamıştır.Por outro lado, Augusta gostou verdadeiramente do marido no início da união.
Bir yandan da eyaletlerden uygun vasıfta adamlar topladı.Ao mesmo tempo procurou homens elegíveis dentre as províncias.
Diğer yandan lağımcılar hisar duvarının dibine bir delik açtılar.A explosão abriu um buraco na parede do edifício.
Kayı Obası, bir yandan da göç edecek bir yurt arayışındadır.Maar diep in de aarde roert zich een wezen dat ruzie zoekt.
Bir yandan da ünlü tenor Mario del Monaco’ya eşlikçilik yaptı.Tijdens het tellen was er een optreden van de tenor Mario del Monaco.
1991'de Yandan Darbe Koruma Sistemi (SIPS - Side Impact Protection System)'i geliştirdi.1991 Introductie SIPS (Side Impact Protection System).
14 Eylül: Theo ve ailesi bir yandaki eve taşındı.Tom en zijn moeder gaan verhuizen naar een huis iets verderop in de straat.
Öte yandan Lane, sırıkla atlama müsabakalarında yarışan Albert Tyler'ın kuzeniydi.Lane was een neef van Albert Tyler, die op dezelfde Spelen deelnam aan het polsstokhoogspringen.
Chemtrail'lerin var olmadığı konusunda yapılan resmî açıklamalar, komplo teorisi yandaşlarını yıldırmamıştır.Officiële verklaringen dat chemtrails niet bestaan hebben de samenzweringsgelovigen echter niet ontmoedigd.
Öte yandan Bathory’nin kimi akrabalarının da sicili pek parlak değildi.En zeker de broer van Lilly is zeker niet mis...
Bir yandan Albert onu aramaktadır.Gaandeweg hield Albert het daar voor bekeken.
Tapınağa dört yandan girişler bulunmaktadır ki bu hoşgörü ve açıklığın önemini simgeler.De tempel heeft vier ingangen, die het belang van goedkeuring en openheid symboliseren.
Boyun her iki yanda da omuzların üzerinde geriye doğru bakar.Bisschop: recht naar beneden over beide schouders.
Öte yandan Alman 17. Ordusu, Kırım'ı tahliye etmişti.Op die manier was het 17de leger volledig geïsoleerd op de Krim.
Öte yandan Malta Şövalyeleri, Akdeniz'de Türk gemilerine taciz saldırılarına devam ettiler.Ondanks de gevaren bleven de ridders doorgaan met de overvallen op Turkse schepen.
Öte yandan, inanışa göre gölde bir canavar yaşamaktadır.Volgens een sage leeft in het meer een monster.
Yandaki grafikten incelenebilir.Zie de tekening hiernaast.
Öte yandan zeytinyağı ve şarap gibi ürünlerde bir ziyan olmayacağı da belirtilir.Eet en drink niet als een veelvraat en een dronkaard.
Öte yandan Vali, Martinez ve Shumpert'in nerede oldukları belli değildir.Van de Gouverneur, Martinez en Shumpert is echter geen spoor te bekennen.
Öte yandan hava yoluyla ikmal de yetersiz kalmıştır.De twee keren daarop stond er te veel wind.
Öte yandan "Sweet Blasphemy" aynı kaldı.Want ook "Sweet Freedom" is erg wisselvallig.
Diğer yandan koyu renkli mal görülmemektedir.Ook komt er geen zwarte kleur voor op het hoofd.
Öte yandan muharebenin uzun sürdüğünü de belirtmektedir.En sommigen vonden ook het magazijn te lang.
Öte yandan Hollanda Kupası'nı kazandılar.Hij wist er meteen de Nederlandse titel te winnen.
Öte yandan İstanbul'dan yönetilen doğu imparatorluğu, 1453 yılına kadar varlığını sürdürmüştür.Tegelijk heeft het Oost-Romeinse Rijk het tot 1453 volgehouden.
Yandaki gösterimdeki paralelkenarın kenarları; (AB), (BC), (CD) ve (DA).Met behulp van de notatie in het diagram aan de rechterkant zijn de zijden (AB), (BC), (CD), (DA).
Bir yandan da cami merdivenin başında heybetli bir ses ile Fetih Suresi okunuyordu.In het begin een duister klinkende dalende toonladder.
(NDP Diğer yandan Ordu protestoculara evlere gitmesi konusunda uyarıda bulundu.(Volgens het KNIL-reglement hadden soldaten het recht gedemobiliseerd te worden in een plaats naar hun keuze.)
Bir yandan da roman yazmaya başladı.Ook begon ze toen met het schrijven van romans.
Bir yandan da kendi eğitimini ilerletti ve antropolojiye olan ilgisini geliştirdi.Hierdoor ontwikkelde hij belangstelling voor antropologie.
Bir taraftan kendisi öğrenirken, diğer yandan birçok öğrenciye ders verdi.Doordat hij ook les gaf, leerde hij veel mensen kennen.
O, saçını iki yandan topuz yapar.Hij draagt zijn haar in een knot.
Öte yandan, öldürülmüş de olabilirdi.Mogelijk is hij vermoord.
Öte yandan sezonu yine 2 kırmızı kart ile tamamladı.In het slot van de partij vielen er nog twee rode kaarten.
Diğer yandan Maraton, Yunanistan için son derece parlak bir zaferdi.De Slag bij Salamis was een overtuigende overwinning voor de Grieken.
Mecliste Léon Gambetta'nın cumhuriyetçi yandaşlarıyla beraber oturdu.Bijzonder slecht was zijn verhouding met de republikeinse voorman Léon Gambetta.
Öte yandan bazı bitkiler ve Hayvanlarca da üretilmektedir.Bovendien komen er hier bijzondere planten en dieren voor.
Öte yandan esas sorun başka bir yerdeydi.Ondertussen ontstonden er elders problemen.
Ama şu hakarete bir de yandan bakar mısınız lütfen!Mee toezien op deze sancties. e.
Bir yandan da çeşitli çeviri eserler yayınladı.Zelf heeft hij ook diverse werken vertaald.
Öte yandan Deli Kenandan saklanan Şevket kılıktan kılığa girmiştir.Aan de andere kant, je had er rare snuiters onder.
Nathan bir yandan da bu hisseleri toplattı.Tan bleef ook aandelen opkopen.
Öte yandan 18. Ordu'nun 18 tümeninde onu, Kampfgruppe düzeyine (tabur) düşmüştü.Ondertussen bevond ook de rechtervleugel van het 18e leger zich in de problemen.
Diğer yandan Cooke bu tasarımlardan büyük bir servet kazanılabileceğini düşünüyordu.Hooke liet een bekwaam constructeur met dit ontwerp een machine maken.