Ana içeriğe geç
Sözlük

yanda ile cümle

yanda kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Öte yandan, hangi durumlardan birinin olacağı bilinebilir.Und wer weiß, irgendwann vielleicht mal...
Diğer yanda Laurie ise o gece Tommy Doyle'a bakıcılık yapacaktır.In der Halloween-Nacht soll Laurie im Haus der Familie Doyle auf den kleinen Tommy aufpassen.
Öte yandan okyanuslar da diğer önemli potasyum kaynağıdır.Kartoffeln bilden außerdem eine wichtige Ballaststoffquelle.
Bir yandan da Manic Street Preachers grubunun şöforlüğünü yapmaktaydı.Das Lied wurde außerdem von der Band Manic Street Preachers gecovert.
Diğer bir yandan Ethan, tersi yönde devam etmiştir.Poli hingegen zog es in die andere Richtung.
Öte yandan köpek kemikleri de bulunmuştur.Auch Hundeknochen wurden gefunden.
Madonna pirsing: Çoğunlukla kadınlar tarafından seçilen, üst dudağa yandan takılan pirsing.Das Madonna-Piercing wird meistens von Frauen getragen und ist seitlich oberhalb der Oberlippe positioniert.
Öte yandan Minogue, 2000 yapımı Avustralya filmi Haykırış'ta (Cut) Molly Ringwald ile birlikte rol almıştı.2000 spielte sie neben Molly Ringwald in dem australischen Horrorfilm Cut.
Bir yandan da alkol ve uyuşturucu kullanıyordu.So gab er unter anderem Alkohol und Drogen auf.
O, saçını iki yandan topuz yapar.Das Haar verläuft über der Stirn in zwei Richtungen.
Diğer yandan İsviçre Uluslararası Kakao Örgütünün (ICCO) de bir üyesidir.Die Schweiz ist Mitglied der Internationalen Kakao-Organisation (ICCO).
Öte yandan sağ taraftaki Auguste Rousselin sola doğru gözlerini dikmiştir.Dabei hat Lavigne ihr Gesicht leicht nach links gedreht.
Öte yandan bazı lüks malların ticareti yasaklanmıştır.Jedoch war auch der Handel mit anderen Waren nicht untersagt.
Bir yandan askerî kariyerini sürdürürken, diğer yandan resim yapmıştır.Auch als er sich zu einer militärischen Laufbahn entschloss, blieb seine Neigung zur Malerei bestehen.
Onun vuruşunda top yandan auta çıktı.In dem Gefecht wurde ihm die rechte Hand abgeschlagen.
Öte yandan Marić ise hiçbir çalışma yayınlamamıştır.Soweit heute bekannt ist, hat Marić keine eigenen wissenschaftlichen Arbeiten hinterlassen.
Svanidze bir yandan bilimsel faaliyetlerine de devam ediyordu.Daneben betätigte sich Spiethoff auch weiterhin auf wissenschaftlichem Gebiet.
Öte yandan esas sorun başka bir yerdeydi.Seine wahren Interessen lagen jedoch auf anderem Gebiet.
Babası genel kömür şirketini yöneten tutucu, kraliyet yandaşı olan bir Anglikan’dı.Ihr Vater, ein konservativer, royalistischer Anglikaner, unterhielt dort eine Kohlefabrik.
Collins tüm ülkede dolaşıp yandaşlar topluyordu.Er reiste durch das ganze Land, um Reden zu halten.
Öte yandan elde edilen her 5 şampiyonluğu temsilen, takım logosunun üzerine bir yıldız konulmaktadır.Für jeweils fünf gewonnene Meisterschaften erhält eine Mannschaft einen Stern.
Zamanla geniş bir yandaş kitlesi edindi.Von nun an stellte er sich auf einen langen Waffengang ein.
Bir yandan da yeni bir kitap yayınlamaya hazırlanıyordu.Dort wurde ein weiteres Kapitel zum Buch veröffentlicht.
Bir yandan palantirden Sauron'un hamleleri hakkında bilgi almaya çalışmıştır.Um Eindruck zu erwecken erzählt er ihr von dem Bären Sackerson.
Diğer yandan Magnesia sahillerindeki fırtınada gemilerin yaklaşık üçte birinin kaybedildiğini bildirmektedir.In der folgenden Nacht verloren die Mongolen durch einen Sturm etwa ein Drittel der Flotte.
Bu sistemde dosyayı indiren kişi bir yandan da yüklemektedir.Derjenige, der diese Karte abgelegt hatte, erhält einen Punkt.
Öte yandan Waters sözlere katkıda bulundu.Später bedauerte Watsuji seine Äußerungen.
Bir yandan da sormaktadır: "What am I?"Wie eine Frage nach „Was wäre wenn…“.
Şehirde El-Kaide yandaşlarının yaşadığı iddia edilmektedir, ancak kanıtlanmamıştır.Die Amerikaner wollten uns überzeugen, IS wäre Teil der al-Qaida, aber unseres Wissens stimmt das nicht.
Öte yandan Alman 17. Ordusu, Kırım'ı tahliye etmişti.Gleichzeitig kämpfte die Rote Armee die Krim gegen die dort zurückgebliebene 17. Armee frei.
Öte yandan cephe gerisindeki partizan grupları faaliyete geçmişlerdi.Unmittelbar hinter der Front rückten Angehörige der Einsatzgruppen in Polen ein.
Bir yandan da Alexandria Üniversitesinin rektörlüğünü kuruyordu.Er gründete die Katechetenschule von Alexandria.
Öte yandan, ilk yayın tarihi ile ilgili çelişkili bilgiler de bulunmaktadır.Zum Erstflug gibt es widersprüchliche Angaben.
Diğer yandan İtalyan Hava Kuvvetleri'nin belirgin üstünlüğü vardı.Auch die italienische Luftwaffe war zahlenmäßig überlegen.
Diğer yandan bu olaylar ile beraber Humeyni kadınları örtünmeye mecbur kılmıştır.Er musste dafür aber die Kommende Hemmendorf (und Rexingen) abgeben.
Öte yandan Karadağ'da toplanan bir ulusal meclis de Sırbistan'a katılma kararı aldı.Der international anerkannte Abgeordnetenrat floh daraufhin nach Tobruk.
Diğer yandan, ağdan düşen genç civcivlere Heimaey'de çok iyi muamele edilir.Doch bald darauf ereignen sich mysteriöse Vorfälle im Umfeld des jungen Damien.
Bir yandan bağırarak ağlar, bir yandan kusar.Sie sind seitlich etwas zusammengedrückt und mit einer Rinne auf der Oberseite versehen.
Burada çalışırken bir yandan da yeni bir dövüş sanatı arayışı içerisindedir.Damit unzufrieden suchte er nach einer anderen Kampfkunst.
Öte yandan varlığın hata yapma kaygısıyla girişimlerden kaçmaması gerekir.Dem Täter muss bei Begehung der Tat die Einsicht fehlen, Unrecht zu tun.
Öte yandan uzun mesafeli ticaret büyük ölçüde kesilmiştir.Der Fernhandel brach weitgehend zusammen.
Öte yandan sütunların kırık olması "ölümün" klasik bir tasviridir.Dennoch ist das Sujet des gebrochenen Wahlversprechens ein Klassiker.
Öte yandan o sene Afro-Asya Uluslar Kupası'nı Fildişi Sahili'ni yenerek kazandılar.Im Gegensatz zum Vorjahr konnten auch westeuropäische Eishockeyverbände gewonnen werden.
Öte yandan bu kadın da, bir başkasını sevmektedir.Leider liebt sie einen anderen.
Bir yandan da eleştirilere neden oldu.Deshalb hat er auch einiges an Kritik hervorgerufen.
Öte yandan, bu sisteme getirilen eleştiriler de mevcuttur.Es wurde auch scharfe Kritik am bestehenden System geübt.
Fakat öte yandan, Sean'ın öfkesini anlıyorum ve inan bana, ona pek çok kez vurmak istedim.Mais d'autre part, je comprends la colère de Sean et croyez moi, j'ai voulu le frapper à plusieurs reprises.
Öte yandan batı illerine mevsimlik işçiliğe (inşaat) giden gençler de vardır.Les jeunes mâles sont testés sur descendance en même temps que leur semence est recueillie et congelée.
Betimleme için yandaki şekle bakınız.).Récit d'une pensée.)
55 yılında Neron, Agrippina yandaşlarıyla çatışmaktan yorulduğundan dolayı Pallas'ı görevinden uzaklaştırdı.En 55, Néron retira Pallas du service, fatigué d’avoir à traiter avec les alliés d’Agrippine.
Onsuz hiçbir şey olmazdı ama diğer yandan onunla da yürüyemezdi.Ça n'aurait pas pu avoir lieu sans lui, mais en même temps, ça n'aurait pas pu continuer avec lui.
Ekim 1944 yılında, Alman ordusunun çekilmesinden sonra, yandaşları ile beraber Selanik'e girdi.En octobre 1944, après le retrait de l'armée allemande, il entre à Thessalonique avec ses hommes.
İzin isteyen Gotlar arasında Valens yalnızca Fritigern ve yandaşlarına izin verdi.Valens accepte de laisser entrer Fritigern et ses partisans.
De Ceremoniis bağlamında diğer yandan en yalın haliyle "birlik" ya da " gemi" olarak da okunabilir.Dans le contexte du De Ceremoniis, cependant, le terme peut aussi signifier « unité » ou « navire »,.
Öte yandan, Karay Musevileri sadece Yazılı Tora'nın vahyolunduğuna inanırlar.Le Risale-i Nur (Traités de Lumière) est une exégèse du Coran écrite par le penseur Said Nursi.
Öte yandan esas sorun başka bir yerdeydi.Mais l'origine de ses ennuis se situait très certainement ailleurs.
Mecliste Léon Gambetta'nın cumhuriyetçi yandaşlarıyla beraber oturdu.Il siégea au groupe de l'Union républicaine de Léon Gambetta.
Öte yandan bir ölçek un yeteri kadar su ile karıştırılarak bulamaç haline getirilir.Puis fut construite une œuvre plus vaste pour pouvoir dériver une majeure quantité d'eau.
Roberto Calvi, Licio Gelli'nin gizli mason locası P2 locasının yandaşlarından biriydi.Roberto Calvi est alors membre de la loge P2, dirigée par Licio Gelli.
Slovak ve Kiedis, albümleri kaydederken bir yandan da uyuşturucuya gitgide bağımlı oluyorlardı.Slovak et Kiedis s'enfoncent dans leur addiction aux drogues en devenant dépendants à l'héroïne.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
yanda ile cümle - Sayfa 10 - yanda kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App