Bazıları halâ etkin olan yanardağlar çok yüksektir.Keletas gretimų kalnų taip pat labai panašaus aukščio.
1814 - Filipinler'deki Mayon yanardağı lav püskürdü; yaklaşık 1200 kişi yaşamını yitirdi.1814 – Filipiinidel purskas Mayoni vulkaan, põhjustades umbes 1200 ohvrit.
Asama Dağı Honshū'nun en aktif yanardağıdır.Asama on Honshū saare kõige aktiivsem vulkaan.
Depremlerin ve yanardağların çoğu bu bölgelerde görülür.Suurem osa vigastatutest ja kannatanutest pärines just nendest linnadest.
1600 - Peru'daki Huaynaputina yanardağı, Güney Amerika tarihindeki en şiddetli patlamayla püskürdü.1600 – teadaolevalt ägedaim vulkaanipurse Lõuna-Ameerikas, kui Peruus elustus kihtvulkaan Huaynaputina.
Müzeyyen hanım yanarak öleceği için korkar.Pea sütitanudki ähvardaja talu põlema.
Bu ateş hiç sönmemek üzere yanardı.Tuli oli varem süüdatud.
1970 yılındaki devasa patlamasıyla tanınan başka bir yanardağ ise Deception Adası'ndadır.Tuntud on ka vulkaan Deceptioni saarel, mis sai kuulsaks võimsa purske tõttu 1970. aastal.
Eldfell, İzlanda'ya bağlı Heimaey Adası'nda bulunan 204 metre yüksekliğinde bir yanardağdır.Eldfell on kihtvulkaan kõrgusega üle 200 m Islandis Heimaey saarel.
Safları genişleyen köleler daha iyi savunulabilecek Vezüv Yanardağı eteklerine çekilirler.Nende häirehüüd aitab luitsnokkadel end lähenevate vaenlaste eest paremini kaitsta.
Gemi daha sonra yanarak patlar.Laev põles maani maha.
Ask¦nla tutusur ask¦nla yanarimأشتعل مــــن داخلي بلهيــــب حبــــك
Ateş eden adam vurduğu adamı seviyordu ve onun yanarak ölmesini istemedi.Milovala ho ale nechtěla, aby uhořel.
Ateş eden adam vurduğu adamı seviyordu ve onun yanarak ölmesini istemedi.Tipul asta îl iubea dar nu a vrut să-l lase să moară arzând.
Ateş eden adam vurduğu adamı seviyordu ve onun yanarak ölmesini istemedi.אותו בחור אהב אותו, אבל הוא לא רצה שהוא ישרף למוות.
Ateşler içinde yanarsam... ...ve hasta olup yatağa düşersem... ...benim için endişelenirsin.Και όταν είμαι ξαπλωμένος στο κρεβάτι άρρωστος με τον πυρετό μου να με καίει...
Ateşler içinde yanarsam... ...ve hasta olup yatağa düşersem... ...benim için endişelenirsin.لانه عندما سأكون مريضا ومحموما واكون مستلقيا في الفراش عندها ستكونين الى جانبي وتضعين لي ضمضات باردة
Ben Holmes, öyle ki, Lambalar yanar olmuştu, ama Perdeler olmasaydı o kanepenin üzerinde yatıyordu.A lámpák már világít, de a vakok még nem állították, hogy láttam Holmes ahogy feküdt a kanapén.
Ben Holmes, öyle ki, Lambalar yanar olmuştu, ama Perdeler olmasaydı o kanepenin üzerinde yatıyordu.나는 홈즈를 볼 수 있도록 램프가 점등했다지만, 블라인드가 그려 없었 그는 소파에 누워.
Ben Holmes, öyle ki, Lambalar yanar olmuştu, ama Perdeler olmasaydı o kanepenin üzerinde yatıyordu.Lamperne var tændt, men blinds var ikke blevet trukket, så jeg kunne se Holmes da han lå på sofaen.
Ben Holmes, öyle ki, Lambalar yanar olmuştu, ama Perdeler olmasaydı o kanepenin üzerinde yatıyordu.Lamporna hade tänts, men blinds hade inte dragits, så att jag kunde se Holmes medan han låg på soffan.
Ben Holmes, öyle ki, Lambalar yanar olmuştu, ama Perdeler olmasaydı o kanepenin üzerinde yatıyordu.Lamput oli sytytetty, mutta blindit ei ollut laadittu, niin että saatoin nähdä Holmes Maatessaan kun sohvalla.
Ben Holmes, öyle ki, Lambalar yanar olmuştu, ama Perdeler olmasaydı o kanepenin üzerinde yatıyordu.Lampy boli osvetlené, ale žalúzie neboli vypracované, takže som mohol vidieť Holmes ako on ležal na gauči.
Ben Holmes, öyle ki, Lambalar yanar olmuştu, ama Perdeler olmasaydı o kanepenin üzerinde yatıyordu.Lampy byly osvětlené, ale žaluzie nebyly vypracovány, takže jsem mohl vidět Holmes jak on ležel na gauči.
Ben Holmes, öyle ki, Lambalar yanar olmuştu, ama Perdeler olmasaydı o kanepenin üzerinde yatıyordu.Lampy były oświetlone, ale w ciemno nie został sporządzony, tak że nie widzę Holmes jak leżał na kanapie.
Ben Holmes, öyle ki, Lambalar yanar olmuştu, ama Perdeler olmasaydı o kanepenin üzerinde yatıyordu.Лампи були освітлені, але жалюзі не були намальовані, так що я міг бачити Холмса , Коли він лежав на дивані.
Ben Holmes, öyle ki, Lambalar yanar olmuştu, ama Perdeler olmasaydı o kanepenin üzerinde yatıyordu.Лампите са свети, но щори не са били изготвени, така че можех да видя Холмс като той лежеше върху дивана.
Ben Holmes, öyle ki, Lambalar yanar olmuştu, ama Perdeler olmasaydı o kanepenin üzerinde yatıyordu.Лампы были освещены, но жалюзи не были нарисованы, так что я мог видеть Холмса , когда он лежал на диване.
Ben Holmes, öyle ki, Lambalar yanar olmuştu, ama Perdeler olmasaydı o kanepenin üzerinde yatıyordu.נרות הודלקו, אך התריסים לא היו סגורים, כך שיכולתי לראות הולמס בעודו שוכב על הספה.
Ben Holmes, öyle ki, Lambalar yanar olmuştu, ama Perdeler olmasaydı o kanepenin üzerinde yatıyordu.كانت المصابيح مضاءة ، ولكن لم يوجه تم الستائر ، كي أتمكن من رؤية هولمز واستلقى على الأريكة.
Ben Holmes, öyle ki, Lambalar yanar olmuştu, ama Perdeler olmasaydı o kanepenin üzerinde yatıyordu.彼はソファに基づい横たわっている。 私は、彼は一部彼にその時点で良心の呵責にとらわれないされているかどうかわからない
Bir de depremler var, yaklaşık her beş senede bir bu alanın tamamını silen yanardağ patlamaları var.지진도 때때로 일어나고 그리고는 화산 폭발이 대략 5년에 한번씩은 일어나 이 지역을 깨끗하게 청소해 버립니다.
Bir de depremler var, yaklaşık her beş senede bir bu alanın tamamını silen yanardağ patlamaları var.5年毎くらいに起こる火山の噴火で 何もかも流されてしまいます にも関わらず1年もすれば命が戻って来ます
Bir de depremler var, yaklaşık her beş senede bir bu alanın tamamını silen yanardağ patlamaları var.A potom sú tu zemetrasenia, a tiež sopečné výbuchy raz za päť rokov, ktoré túto oblasť úplne zničia.
Bir de depremler var, yaklaşık her beş senede bir bu alanın tamamını silen yanardağ patlamaları var.Poi ci sono i terremoti, e le eruzioni vulcaniche al ritmo di una ogni 5 anni che spazzano via tutto.
Bir de depremler var, yaklaşık her beş senede bir bu alanın tamamını silen yanardağ patlamaları var.Şi apoi sunt cutremurele, şi apoi erupţii vulcanice o dată la cinci ani ce distrug toată zona.
Bir de depremler var, yaklaşık her beş senede bir bu alanın tamamını silen yanardağ patlamaları var.Und dann gibt es Erdbeben und die Vulkanausbrüche etwa alle fünf Jahre, die das ganze Gebiet völlig zerstören.
Bir de depremler var, yaklaşık her beş senede bir bu alanın tamamını silen yanardağ patlamaları var.Và rồi động đất xảy ra sau đấy là sự phun trào núi lửa, trình tự mỗi 5 năm 1 lần hoàn toàn quét sạch vùng đó
Bir de depremler var, yaklaşık her beş senede bir bu alanın tamamını silen yanardağ patlamaları var.ואז יש רעידות אדמה, ואז התפרצות געשית בקצב של פעם בחמש שנים וזה מוחק את כל האזור.
Bunlar Volvolar değil yanardağlardır ama karbondioksit yine karbondioksittir.Ce n'est pas des Volvos; ce sont des volcans. Mais le dioxyde de carbone reste du dioxyde de carbone.
Bunlar Volvolar değil yanardağlardır ama karbondioksit yine karbondioksittir.Das sind keine Volvos; das sind Vulkane. Aber Kohlendioxid ist Kohlendioxid.
Bunlar Volvolar değil yanardağlardır ama karbondioksit yine karbondioksittir.Đây không phải là Volvo; đây là những núi lửa. Nhưng CO2 vẫn là CO2.
Bunlar Volvolar değil yanardağlardır ama karbondioksit yine karbondioksittir.Dette er ikke Volvo'er; Dette er vulkaner. Men kuldioxid er kuldioxid.
Bunlar Volvolar değil yanardağlardır ama karbondioksit yine karbondioksittir.Dit zijn geen Volvo's, dit zijn vulkanen. Maar CO2 is CO2.
Bunlar Volvolar değil yanardağlardır ama karbondioksit yine karbondioksittir.볼보*문양으로 착각하지 마세요, 화산입니다. (*스웨덴의 자동차 업체, 역자주) 이산화탄소는 이산화탄소입니다.
Bunlar Volvolar değil yanardağlardır ama karbondioksit yine karbondioksittir.No son Volvos; son volcanes. Pero el dióxido de carbono es el dióxido de carbono.
Bunlar Volvolar değil yanardağlardır ama karbondioksit yine karbondioksittir.Nu e cauzat de mașini Volvo, ci de vulcane. Dar [indiferent de sursă] dioxidul de carbon e dioxid de carbon.
Bunlar Volvolar değil yanardağlardır ama karbondioksit yine karbondioksittir.Queste non sono Volvo; sono vulcani. ma il biossido di carbonio è sempre biossido di carbonio.
Bunlar Volvolar değil yanardağlardır ama karbondioksit yine karbondioksittir.Tämä ei ole tule Volvoista vaan tulivuorista. Mutta hiilidioksidia se on silti.
Bunlar Volvolar değil yanardağlardır ama karbondioksit yine karbondioksittir.To nie Volvo, to wulkan. Dwutlenek węgla to dwutlenek węgla.
Bunlar Volvolar değil yanardağlardır ama karbondioksit yine karbondioksittir.Αυτό δεν είναι Volvos, αυτό είναι ηφαίστεια. Αλλά το διοξείδιο του άνθρακα είναι διοξείδιο του άνθρακα.
Bunlar Volvolar değil yanardağlardır ama karbondioksit yine karbondioksittir.Това не е Волвос; това са вулкани. Но въглеродният двуокис си е въглероден двуокис.
Bunlar Volvolar değil yanardağlardır ama karbondioksit yine karbondioksittir.Это не Вольво — это вулканы. Но углекислый газ — это углекислый газ.
Bunlar Volvolar değil yanardağlardır ama karbondioksit yine karbondioksittir.זה לא מכוניות, אלה הרי געש. אבל פחמן דו-חמצני הוא פחמן דו-חמצני.
Bunlar Volvolar değil yanardağlardır ama karbondioksit yine karbondioksittir.هذه ليست سيارات فولفو، هذه براكين. لكن ثنائي أكسيد الكربون لا يغير من طبيعته.
Bunlar Volvolar değil yanardağlardır ama karbondioksit yine karbondioksittir.でも二酸化炭素は二酸化炭素です そしてエール大学のロブ・バーナーと
Bu, yanardağ şeridi.Aceasta este o culme vulcanică.
Bu, yanardağ şeridi.Das ist ein vulkanischer Rücken.
Bu, yanardağ şeridi.Đây là sườn núi lửa
Bu, yanardağ şeridi.Dit is een vulkanische bergrug.