Ve eğer Amerikanın bu bölgesindenseniz burası için için yanan kömür yığınına benzer.Se já estiveram nesta parte do país, é este o aspeto das pilhas de queima latente de resíduos de carvão.
Ve eğer Amerikanın bu bölgesindenseniz burası için için yanan kömür yığınına benzer.Y si han estado en esa parte del país, es así como lucen aquellos montones de desechos de carbón ardientes.
Ve eğer Amerikanın bu bölgesindenseniz burası için için yanan kömür yığınına benzer.А ако сте били в онази част от страната, така изглеждат онези купчини горящи, тлеещи въглища.
Ve eğer Amerikanın bu bölgesindenseniz burası için için yanan kömür yığınına benzer.А якщо ви бували в тій частині країни то ось так виглядають купи вугілля, що горять і димлять.
Ve eğer Amerikanın bu bölgesindenseniz burası için için yanan kömür yığınına benzer.Если вы были в тех краях, то вот как выглядят эти кучи горящего и дымяшего каменного угля.
Ve eğer Amerikanın bu bölgesindenseniz burası için için yanan kömür yığınına benzer.وإذا ذهبتم لهذا الجزء من البلاد، هذه ما تبدو عليه هذه الأكوام المحروقة من مخلفات الفحم.
Ve eğer Amerikanın bu bölgesindenseniz burası için için yanan kömür yığınına benzer.これは燃えくすぶる石炭廃棄物の山の様子なのです 私はこの地域を去り
Ve şu anda işini dolaşıp onun gözü, arka kısmında yanan gün batımını yakaladı kendi karşı tepede.And 현재 그의 작품에서 방황하는 그의 눈이, 뒤에서 타오르는 석양을 잡은 자신에 대한 이상있는 언덕.
Ve şu anda işini dolaşıp onun gözü, arka kısmında yanan gün batımını yakaladı kendi karşı tepede.És a szem, jelenleg vándorolva munkáját, elkapta a naplemente lángoló hátul A hegy felett ellen saját.
Ve şu anda işini dolaşıp onun gözü, arka kısmında yanan gün batımını yakaladı kendi karşı tepede.І його очі, в даний час кочують з його робіт, зловив заходу палаючий на спині пагорба що проти його власної.
Ve şu anda işini dolaşıp onun gözü, arka kısmında yanan gün batımını yakaladı kendi karşı tepede.彼自身の真向かいにある丘の。 分間、おそらく彼は、上記の豊かな黄金色を眺め、口の中にペン、座っ
Ve üçüncü günde altı kemoterapiden sonra içimde yanan ateş dünyanın ormanlarında yanan ateşle aynı ateş.화학요법의 제 3일에서 제6일까지동안 제 안에서 타오르는 불은 세상의 숲에서 타오르는
Ve üçüncü günde altı kemoterapiden sonra içimde yanan ateş dünyanın ormanlarında yanan ateşle aynı ateş.A oheň, ktorý vo mne horel v tretí až šiesty deň chemoterapie, je oheň, ktorý horí v lesoch nášho sveta.
Ve üçüncü günde altı kemoterapiden sonra içimde yanan ateş dünyanın ormanlarında yanan ateşle aynı ateş.El fuego que me quema el tercer día, de seis de quimio, es el fuego que está quemando los bosques del mundo.
Ve üçüncü günde altı kemoterapiden sonra içimde yanan ateş dünyanın ormanlarında yanan ateşle aynı ateş.E o fogo que arde em mim no terceiro dos seis dias de químio é o fogo que grassa nas florestas do mundo.
Ve üçüncü günde altı kemoterapiden sonra içimde yanan ateş dünyanın ormanlarında yanan ateşle aynı ateş.És a fájdalom, ami a kemo hat napjából a harmadik napon lángol bennem az a tűz, ami a világ erdeiben lángol.
Ve üçüncü günde altı kemoterapiden sonra içimde yanan ateş dünyanın ormanlarında yanan ateşle aynı ateş.И огънят, който гори в мен в ден трети до шести на химиотерапията е огъня, който гори в горите на света.
Ve üçüncü günde altı kemoterapiden sonra içimde yanan ateş dünyanın ormanlarında yanan ateşle aynı ateş.והאש שבערה בי בימים שלוש עד שש בטיפול הכימותרפיה היא האש הבוערת
Ve üçüncü günde altı kemoterapiden sonra içimde yanan ateş dünyanın ormanlarında yanan ateşle aynı ateş.والنار التي تحرق في داخلي في اليوم الثالث للعلاج الكيميائي للسرطان هي النار التي تحترق
Ve üçüncü günde altı kemoterapiden sonra içimde yanan ateş dünyanın ormanlarında yanan ateşle aynı ateş.我做化療嘅第3日到第6日時, 我感覺到嘅果種如被火燒嘅痛苦, 就好似,世界上嘅森林,
Ve üçüncü günde altı kemoterapiden sonra içimde yanan ateş dünyanın ormanlarında yanan ateşle aynı ateş.私の身体を焼いた火は 世界の森林を 焼き尽くしつつある火なのです
Ve yanan tüm bu petrol ve gazlar, tüm fosil yakıtları, atmosferi büyük ölçüde değiştiriyor.A všetko to spaľovanie ropy, uhlia, plynu a všetkých fosílnych palív nesmierne zmenilo atmosféru.
Ve yanan tüm bu petrol ve gazlar, tüm fosil yakıtları, atmosferi büyük ölçüde değiştiriyor.Dan semua pembakaran minyak, batu-bara dan gas, semua bahan bakar fosil, telah sangat merubah atmosfer.
Ve yanan tüm bu petrol ve gazlar, tüm fosil yakıtları, atmosferi büyük ölçüde değiştiriyor.En al het opbranden van olie, kolen en gas alle fossiele brandstoffen, hebben de atmosfeer flink veranderd.
Ve yanan tüm bu petrol ve gazlar, tüm fosil yakıtları, atmosferi büyük ölçüde değiştiriyor.기름, 석탄, 가스 그리고 모든 화석연료의 연소는 대기에 많은 변화를 가지고 왔습니다.
Ve yanan tüm bu petrol ve gazlar, tüm fosil yakıtları, atmosferi büyük ölçüde değiştiriyor.Şi toată arderea de petrol şi cărbuni şi benzină, toţi combustibilii fosili, au schimbat radical atmosfera.
Ve yanan tüm bu petrol ve gazlar, tüm fosil yakıtları, atmosferi büyük ölçüde değiştiriyor.Spalanie ropy, węgla i gazu, wszystkich paliw kopalnych bardzo zmieniło atmosferę.
Ve yanan tüm bu petrol ve gazlar, tüm fosil yakıtları, atmosferi büyük ölçüde değiştiriyor.Và tất cả việc đốt dầu, than đá và khí gas, các loại nhiên liệu hóa thạch, đã làm khí quyển biến đổi mạnh mẽ.
Ve yanan tüm bu petrol ve gazlar, tüm fosil yakıtları, atmosferi büyük ölçüde değiştiriyor.Veškeré spalování ropy, uhlí a plynu a všech fosilních paliv nesmírně změnilo atmosféru.
Ve yanan tüm bu petrol ve gazlar, tüm fosil yakıtları, atmosferi büyük ölçüde değiştiriyor.Сжигание нефти, угля и газа и всех ископаемых видов топлива, значительно изменило атмосферу.
Ve yanan tüm bu petrol ve gazlar, tüm fosil yakıtları, atmosferi büyük ölçüde değiştiriyor.וכל שריפת הנפט והפחם והגז, ודלקי המאובנים, שינו מאד את האטמוספרה.
Ve yanan tüm bu petrol ve gazlar, tüm fosil yakıtları, atmosferi büyük ölçüde değiştiriyor.وكل تلك المواد النفطية والزيوت والوقود الاحفوري الذي يتم حرقه في كوكبنا قد غير الغلاف الجوي بصورة كبيرة
Ve yanan tüm bu petrol ve gazlar, tüm fosil yakıtları, atmosferi büyük ölçüde değiştiriyor.所有燃燒嘅燃油、煤、燃氣 所有化石燃料 已經嚴重影響大氣層
Ve yanan tüm bu petrol ve gazlar, tüm fosil yakıtları, atmosferi büyük ölçüde değiştiriyor.石油 石炭 ガソリンなどを 燃やすことによって 大気は大きく変化し CO2レベルも上がり続けています
Yahya, yanan ve ışık saçan bir çıraydı. Sizler onun ışığında bir süre için coşmak istediniz.Egli era una lampada che arde e risplende, e voi avete voluto solo per un momento rallegrarvi alla sua luce
Yahya, yanan ve ışık saçan bir çıraydı. Sizler onun ışığında bir süre için coşmak istediniz.Ele era a lâmpada que ardia e alumiava; e vós quisestes alegrar-vos por um pouco de tempo com a sua luz.
Yahya, yanan ve ışık saçan bir çıraydı. Sizler onun ışığında bir süre için coşmak istediniz.Él era antorcha que ardía y alumbraba, y vosotros quisisteis regocijaros por un poco en su luz
Yahya, yanan ve ışık saçan bir çıraydı. Sizler onun ışığında bir süre için coşmak istediniz.Er war ein brennend und scheinend Licht; ihr aber wolltet eine kleine Weile fröhlich sein in seinem Lichte.
Yahya, yanan ve ışık saçan bir çıraydı. Sizler onun ışığında bir süre için coşmak istediniz.Giăng là đuốc đã thắp và sáng , các ngươi bằng_lòng vui tạm nơi ánh_sáng của người .
Yahya, yanan ve ışık saçan bir çıraydı. Sizler onun ışığında bir süre için coşmak istediniz.Giăng là đuốc đã thắp và sáng, các ngươi bằng lòng vui tạm nơi ánh sáng của người.
Yahya, yanan ve ışık saçan bir çıraydı. Sizler onun ışığında bir süre için coşmak istediniz.Hän oli palava ja loistava lamppu, mutta te tahdoitte ainoastaan hetken iloitella hänen valossansa.
Yahya, yanan ve ışık saçan bir çıraydı. Sizler onun ışığında bir süre için coşmak istediniz.Han var den brinnande, skinande lampan, och för en liten stund villen I fröjdas i dess ljus.
Yahya, yanan ve ışık saçan bir çıraydı. Sizler onun ışığında bir süre için coşmak istediniz.Han var det brændende og skinnende Lys, og I have til en Tid villet fryde eder ved hans Lys.
Yahya, yanan ve ışık saçan bir çıraydı. Sizler onun ışığında bir süre için coşmak istediniz.Han var det brennende og skinnende lys, men I vilde bare en tid fryde eder i hans lys.
Yahya, yanan ve ışık saçan bir çıraydı. Sizler onun ışığında bir süre için coşmak istediniz.Ioan era lumina, care este aprinsă şi luminează, şi voi aţi vrut să vă veseliţi cîtăva vreme la lumina lui.
Yahya, yanan ve ışık saçan bir çıraydı. Sizler onun ışığında bir süre için coşmak istediniz.Jean était la lampe qui brûle et qui luit, et vous avez voulu vous réjouir une heure à sa lumière.
Yahya, yanan ve ışık saçan bir çıraydı. Sizler onun ışığında bir süre için coşmak istediniz.Johannes was een helder schijnende lamp en u hebt een korte tijd van dat licht genoten.
Yahya, yanan ve ışık saçan bir çıraydı. Sizler onun ışığında bir süre için coşmak istediniz.요한은 켜서 비취는 등불이라 너희가 일시 그 빛에 즐거이 있기를 원하였거니와
Yahya, yanan ve ışık saçan bir çıraydı. Sizler onun ışığında bir süre için coşmak istediniz.Õ az égõ és fénylõ szövétnek vala, ti pedig csak egy ideig akartatok örvendezni az õ világosságában.
Yahya, yanan ve ışık saçan bir çıraydı. Sizler onun ışığında bir süre için coşmak istediniz.On bol sviecou, horiacou a svietiacou, a vy ste sa chceli na chvíľu pokochať v jeho svetle.
Yahya, yanan ve ışık saçan bir çıraydı. Sizler onun ışığında bir süre için coşmak istediniz.Onci był świecą gorejącą i świecącą, a wyście się chcieli do czasu poradować w światłości jego.
Yahya, yanan ve ışık saçan bir çıraydı. Sizler onun ışığında bir süre için coşmak istediniz.Onť jest byl svíce hořící a svítící, vy pak chtěli jste na čas poradovati se v světle jeho.
Yahya, yanan ve ışık saçan bir çıraydı. Sizler onun ışığında bir süre için coşmak istediniz.Εκεινος ητο ο λυχνος ο καιομενος και φεγγων, και σεις ηθελησατε να αγαλλιασθητε προς ωραν εις το φως αυτου.
Yahya, yanan ve ışık saçan bir çıraydı. Sizler onun ışığında bir süre için coşmak istediniz.Он был светильник, горящий и светящий; а вы хотели малое время порадоваться при свете его.
Yahya, yanan ve ışık saçan bir çıraydı. Sizler onun ışığında bir süre için coşmak istediniz.Той був сьвітильник горючий і сьвітючий; ви ж хотіли повеселитись на часину еьвітлом його.
Yahya, yanan ve ışık saçan bir çıraydı. Sizler onun ışığında bir süre için coşmak istediniz.הוא היה הנר הדלק והמאיר ואתם רציתם לשוש כשעה לאורו׃
Yahya, yanan ve ışık saçan bir çıraydı. Sizler onun ışığında bir süre için coşmak istediniz.كان هو السراج الموقد المنير وانتم اردتم ان تبتهجوا بنوره ساعة.
Yahya, yanan ve ışık saçan bir çıraydı. Sizler onun ışığında bir süre için coşmak istediniz.約 翰 是 點 著 的 明 燈 . 你 們 情 願 暫 時 喜 歡 他 的 光
Yahya, yanan ve ışık saçan bir çıraydı. Sizler onun ışığında bir süre için coşmak istediniz.約翰 是 點著 的 明燈 . 你 們情願 暫時 喜 歡 他 的 光
Yanan bir evdeysen seni kurtarmak için yanan eve girecektir.E se la casa va a fuoco, vi porterà tutti in salvo.