Tom yüzünü yana çevirdi.Tom looked away.
Yüzünü yana çevirdiler.They looked away.
Yüzünü yana çevirme.Don't look away.
Yüzümü yana çevirdim.I looked away.
Yana Londra'da yaşıyor.Yana lives in London.
Onun güzel al yanakları var.She has beautiful rosy cheeks.
Tom'u kurtarmak için yanan eve gittiğimde neredeyse ölüyordum.I almost got killed when I went into the burning house to save Tom.
O onun yanağını öptü.He kissed her cheek.
Sanırım yanan bir şeyin kokusunu alıyorum.I think I smell something burning.
Tom ve Mary kanepede yan yana oturuyorlardı.Tom and Mary were sitting next to each other on the couch.
O beni yanağımdan öptü.He kissed me on the cheek.
Etna İtalya'da bir yanar dağdır.Etna is a volcano in Italy.
Bunu benim için bir yana koy.Lay this aside for me.
Gözyaşları, onun yumuşak yanaklarından aşağıya süzüldü.Tears rolled down her tender cheeks.
Onlar yan yana yürüdü.They walked side-by-side.
Yanan binanın dışına asla canlı çıkamayacağımızı düşündüm.I thought we'd never get out of the burning building alive.
Tom ve Mary yan yana yürüyordu.Tom and Mary were walking side by side.
Tom ve Mary yan yana oturmuş.Tom and Mary were seated side by side.
Tom Mary'nin kaldırıma yanaşmasını söyledi.Tom told Mary to pull over.
Tom, Mary'nin yanağını öptü.Tom kissed Mary's cheek.
Tom, Mary'yi yanağından öptü.Tom kissed Mary's cheek.
Eğer patron bunu bulursa yanarım.If the boss finds this out, I'm done for.
Bir yanağına tokat atılırsa, diğer yanağını çevir.If slapped on one cheek, turn the other cheek.
Tom ve Mary yan yana holden aşağıya doğru yürüdü.Tom and Mary walked down the hall, side by side.
Tom ve Mary yan yana oturuyordu.Tom and Mary were sitting side by side.
Tom yanan evden kaçtı.Tom ran out of the burning house.
Tom ve Mary yan yana yürüdü.Tom and Mary walked side by side.
Tom ve Mary yan yana oturdular.Tom and Mary sat side by side.
Tom buna yanaşmaz.Tom won't go along with that.
Gözyaşları yanaklarına doğru süzüldü.Tears coursed down her cheeks.
Ben korkarım Tom'un canı yanabilir.I'm afraid Tom might get hurt.
Tom, Maria'yı kollarına aldı ve ona yanağından bir öpücük verdi.Tom took Maria in his arms and gave her a kiss on the cheek.
John yanak plastik cerrahi geçirecek.John will undergo a cheek plastic surgery.
Gözlerine ter kaçtığında neden yanar?Why does it hurt when you get sweat in your eyes?
Asgari ücreti tanıtmaktan yana mısınız?Are you in favor of introducing a minimum wage?
Tom yanağından bir öpücükle Mary'yi şaşırttı.Tom surprised Mary with a kiss on the cheek.
Bu yanardağ yüzlerce yıldır aktif değildir.This volcano has been inactive for hundreds of years.
Puyehue Yanardağı lav püskürtmeye devam ediyor.Puyehue Volcano keeps on spewing lava.
Senin kırmızı yanakların masumiyet saçıyor.Your red cheeks radiate innocence.
Nero Roma yanarken Roma'ya baktı.Nero looked at Rome while it was burning.
Onlar yanak yanağa dans ettiler.They danced cheek to cheek.
Tom yanan bir şeyin kokusunu aldığını düşündüğünü söyledi.Tom said that he thought he smelled something burning.
Onun yanakları kızardı.Her cheeks reddened.
Şaka bir yana!Jokes apart!
Birinin canı yanacak.Someone is going to get hurt.
Gözyaşları yanaklarından aşağı aktı.Tears streamed down her cheeks.
Yanan binadan kaçabilen tek kişisin.You're the only one who was able to escape from the burning building.
Tom Mary'ye sarıldı ve yanağına küçük bir öpücük kondurdu.Tom hugged Mary and gave her a little kiss on the cheek.
Tom öne doğru eğildi ve Mary'yi yanağından öptü.Tom leaned forward and gave Mary a kiss on the cheek.
Tom eğildi ve Mary'yi yanağından öptü.Tom leaned in and gave Mary a kiss on the cheek.
Tom eğildi ve Mary'nin yanağını öptü.Tom leaned in and kissed Mary's cheek.
Tom yatakta bir o yana bir bu yana döndü ve uyuyamadı.Tom tossed and turned in bed, unable to sleep.
Yanan evden caddeye kıvılcımlar yağdı.Sparks rained on the street from the burning house.
Tom yanan bir arabaya bindi ve yandı.Tom got in a burning car and burned.
Mutluluk gözyaşları onun yanaklarından aşağıya doğru aktı.Tears of happiness streamed down her cheeks.
O, yanakları yanıyormuş gibi hissetti.She felt as if her cheeks were on fire.
Tom boş odaya girdi ve hemen küllükte yanan bir sigara fark etti.Tom entered the empty room and immediately noticed a lit cigarette in the ashtray.
Tom bir an için Mary'ye baktı ve sonra yüzünü yana çevirdi.Tom stared at Mary for a moment and then looked away.
Yanağından bir damla ter aktı.A drop of sweat ran down his cheek.
Mary Tom'u yanağından öptü ve okula gönderdi.Mary gave Tom a kiss on the cheek and sent him off to school.