Arkadaşlar birbirlerini yanaktan öptüler.The friends kissed each other on the cheek.
Vücut yanarak tanınmaz hale gelmiş.The body was burned beyond recognition.
Ben Alman imla reformundan yanayım.I am in favor of a German orthographic reform.
Poposu yanan kişi kabarcıkların üstünde oturmak zorundadır.The one whose butt got burned has to sit on the blisters.
Bu ikisi yan yana duruyor.These two are standing abreast.
O, köleliğin kaldırılmasından yana biri değildi.He was not an abolitionist.
Vay be, Daniel'ı son gördüğümden bu yana çok kilo almış.Wow, Daniel has put on a lot of weight since the last time I saw him.
Onu yanağından öptü.She kissed him on the cheek.
O, ona yanaştı ve adının ne olduğunu sordu.She walked up to him and asked him what his name was.
İzlanda'da birçok yanardağ vardır.Iceland has many volcanoes.
Kuru ahşap iyi yanar.Dry wood burns well.
Tom yanan bir binadan bir çocuğu kurtarmaya çalışırken öldü.Tom died trying to save a child from a burning building.
Tom Mary'yi yanağından öptü.Tom kissed Mary on the cheek.
Tom Mary'nin yanağını öptü.Tom kissed Mary on the cheek.
Tom Mary'yi yanağından hafifçe öptü.Tom kissed Mary lightly on the cheek.
Tom Mary'nin yanağına bir öpücük kondurdu.Tom gave Mary a peck on the cheek.
Tom'un Mary'yi yanağından aceleyle öptüğünü gördüm.I saw Tom give Mary a peck on the cheek.
Mary, Tom'un sağ yanağına tokat attıktan sonra, sol ayağının üstünde tepindi.After slapping Tom's right cheek, Mary stomped on his left foot.
Tom Mary'yi kucakladı ve yanağından öptü.Tom gave Mary a hug and a kiss on the cheek.
Tom her zaman Mary'den yana olur.Tom sides with Mary all the time.
Tom odunla yanan aşçı sobası için odun yardı.Tom chopped wood for his woodburning cook stove.
Polisler Tom'un vücudunda yanan sigaranın resimlerini çekti.The police took pictures of the cigarette burns on Tom's body.
O bizi yanağımızdan öptü ve bize iyi bir gece diledi.She kissed us on the cheek and wished us a good night.
Tom yanan arabadan Mary'yi çıkardı.Tom pulled Mary out of the burning car.
Tom görevin durdurulmasından yanaydı.Tom was in favor of aborting the mission.
Gemi yanaşmadan sonra asma merdivenini indirdi.The ship lowered its gangway after docking.
Zaman benden yana.Time is on my side.
Ahşaptan yapılan evler taştan yapılanlara göre daha çabuk yanar.A wooden house burns more easily than a stone house.
Üç yaşındaki yeğenim beni yanaktan öptü.My three-year-old niece kissed me on the cheek.
O, uykusunda bir o yana bir bu yana döndü.He rolled over in his sleep.
Resmi savaş beyanları 1942 yılından bu yana ABD tarzı değildir.Formal declarations of war haven't been the United States's style since 1942.
Herkes yeni projeden yana.Everyone is in favor of the new project.
Babam öldüğünden bu yana 5 yıl oldu.It's been five years since my father died.
O, erkek kardeşiyle yan yana oturuyordu.He was sitting side by side with his brother.
Yeşil düğmeye bas. Öyle yaparsan ışık yanacak.Press the green button. If you do so, the light will go on.
Yeşil butona bas ve ışık yanacaktır.Push the green button and the light will go on.
Yanaklarımdan gözyaşları döküldü.Tears ran down my cheeks.
Papaz, Tom'un cehennemde yanacağını söyledi.The pastor said Tom's going to burn in hell.
Tom onu yanağından öptü.Tom kissed her on the cheek.
Senden yana çok hayal kırıklığına uğradım.I'm very disappointed in you.
Tom kaldırıma yanaştırıldı.Tom was pulled over.
Bir yağmur damlası onu yanağına sıçradı.A raindrop splashed on her cheek.
Almanlar kemer sıkmaktan yana.The Germans are in favor of austerity.
Yana, Yekaterinburg'da astrofizik okuyor.Yana studies astrophysics in Yekaterinburg.
Diğer yanağını çevir.Turn the other cheek.
Tom Mary'yi her iki yanağından öptü.Tom kissed Mary on both cheeks.
Tom Mary'yi yanağından öptü ve sonra onun arabasına bindi.Tom kissed Mary on the cheek and then got into his car.
Onlar öneriden yanalar.They are in favor of the proposition.
Bütün geceyi yatakta bir o yana bir bu yana dönerek geçirdim.I spent the whole night tossing and turning.
Gemi henüz rıhtıma yanaşmadı bile.The ship hasn't even docked yet.
Seni gördüğümden bu yana uzun zaman geçti.It's been a long time since I've seen you.
Seni gördüğümden bu yana uzun zaman oldu.It's been a long time since I've seen you.
Birisinin canı yanabilir.Someone might get hurt.
Yüzünü yana çevir.Look away.
Kurbanların çoğu ya yanarak ya da boğularak öldü.Many of the victims either burnt to death or suffocated.
Kadınların güzel yanakları var.Women have beautiful cheeks.
Benim yanağımı öptü.She kissed my cheek.
Beni yanağımdan öptü.She kissed my cheek.
Yanakları kıpkırmızıydı.His cheeks were bright red.
Onun yanakları kıpkırmızı oldu.Her cheeks were bright red.