Alevalev yanan bir ateşe atılacaktır o da.He will be roasted in the fire,
O halde tam bir eğilimle bir yana yönelip de öbürünü askıdaymış gibi bırakmayın.But do not incline (to one) exclusively and leave (the other) suspended (as it were).
Arada bocalayıp dururlar. Ne şunlardan yanadırlar ne bunlardan yana.Wavering between the two, neither with these nor with those.
"Ve sen burada ne susayacaksın ne de güneşten yanacaksın."Nor thirst nor exposure to the sun."
O kentte, hep bozgun çıkarıp barışa hiç yanaşmayan dokuz çete vardı.There were in that city nine persons who spread disorder in the land, and did not reform.
Yoksa biz bunu kendimize yanaştıramazdık."We were incapable of doing so.
Ben sizi, köpürerek yanan bir ateşe karşı uyardım.So, I warn you of the blazing Fire.
Çünkü siz, şehveti tatmin için kadınları bırakıp da şehvetle erkeklere yanaşıyorsunuz.In preference to women you satisfy your lust with men.
Bunun da ötesinde, onlar ahiretten yana kördürler.Still more, they are blind to it."
Ne yana bakarsan bak, (yığınla) nimet ve ulu bir saltanat görürsün.When you look around, you will see delights and great dominion.
(Orada) alev alev yanan bir kandil yarattık.And placed a lamp therein brightly burning.
(Ey insanlar! ) Alev alev yanan bir ateşle sizi uyardım.So, I warn you of the blazing Fire.
O, alevli bir ateşte yanacak.He will be roasted in the fire,
Bu topluma ne oluyor ki, hiç söz anlamaya yanaşmıyorlar?O, what has come upon the people that even this they fail to understand!
Ötekilerini de buraya yanaştırıvermiştik.Then We brought the others to that place.
Çünkü onlar bundan yana kördürler.Still more, they are blind to it."
Ama hüküm kendilerinden yana gözükmeye görsün, tam bir itaat içinde koşa koşa gelirler.Had right been on their side they would have come to him submissively.
Hayır, hayır onlar âhiretten yana kördürler. [18,48]Still more, they are blind to it."
O cehennem alev alev yanan bir ateştir.It is pure white flame
Güneş ile ay yan yana getirildiği zaman...And the sun and moon are conjoined,
Orada pırıl pırıl yanan bir lamba koyduk.And placed a lamp therein brightly burning.
Cehennemde yanacaklardır.Hell, where they will roast in the fire?
Daha doğrusu, onlar ondan yana tümüyle kördürler.Still more, they are blind to it."
Ancak cehennemde yanacaklar hariç.Except one who is (destined) to burn in Hell.
Cehennemde yanarlar; ne kötü bir duraktır.Hell, in which they will burn. How vile a resting place!
Onlar ateşte yanacaklar."They will roast in the fire.
Cehennem onlara yeter. Orada yanarlar; ne kötü bir duraktır orası.Hell is sufficient for them, in which they will be burnt: And what an evil consequence!
Ve bir ateşte yanacaktır.But will be roasted in the fire.
Yoksulları doyurmaya da yanaşmaz.And does not induce others to feed the needy.
Fakat onlar (hala) ondan bir kuşku içindedirler. Daha doğrusu, onlar ondan yana kördürlerOn the contrary, they are in doubt concerning it; in fact they are blind towards it.
İşte siz böylesiniz; dünya hayatında onlardan yana mücadele ettiniz.Pay heed!
Dahası, bu hususta şüphe içindedirler. Bunun da ötesinde, onlar ahiretten yana kördürler.On the contrary, they are in doubt concerning it; in fact they are blind towards it.
Nasıl döndürülüyorlar (onu tasdike yanaşmıyorlar)!Where are they being diverted?
Ama onlar bundan bir şüphe içindedirler. Çünkü onlar bundan yana kördürler.On the contrary, they are in doubt concerning it; in fact they are blind towards it.
Cehennemde yanacaklardır. Ne kötü bir duraktır o!Which is hell; they will enter it; and what a wretched place of stay!
Aslında ondan kuşku içindedirler. Daha doğrusu, onlar ondan yana tümüyle kördürler.On the contrary, they are in doubt concerning it; in fact they are blind towards it.
Şayet şeytan, onları çılgınca yanan ateşin azabına çağırmışsa da mı (buna uyacaklar)?What? Even though Satan were calling them to the chastisement of the burning?
Onların bundan yana hiçbir bilgileri yoktur. Onlar, yalnızca 'zan ve tahminle yalan söylüyorlar.'They have no knowledge of that; they are only conjecturing.
Allah ile beraber başka bir İlah(ı ortak) kılmayın. Gerçekten sizi, O'ndan yana açıkça uyarıyorum.And set not up with God another god; I am a clear warner from Him to you.
Rabbimizin dilemesi bir yana, dininize dönmek bize yakışmaz.Our Lord embraces all things in His knowledge.
İçinizden kasdederek yaptıklarınız bir yana, yanılmalarınızda size bir sorumluluk yoktur.There is no fault in you if you make mistakes, but only in what your hearts premeditate.
O sırada onlardan yana içine bir korku düştü.Then he conceived a fear of them.
Lâkin ne mümkün! O cehennem alev alev yanan bir ateştir.Nay, verily it is a furnace
Hainlerden yana olma.So be not an advocate for the traitors;
Kasıtlı olarak yaptıklarınız bir yana, yanılarak yaptığınız şeylerde size bir sorumluluk yoktur.There is no fault in you if you make mistakes, but only in what your hearts premeditate.
Doğrusu, onlar benim Zikr'imden yana şüphe içindedirler.Yea! they are in doubt concerning My admonition.
(O gün onların) Bir bölümü cennette, bir bölümü çılgınca yanan ateşin içerisindedirler.A party will be in the Garden, and a party in the Blaze.
Azabı görürler ve doğru yolda bulunmadıklarına yanarlar.Would that they had received the guidance!
Onun hakkında ayrılığa düşenler, ondan yana tam bir kuşku içindedirler.They have no (certain) knowledge, they follow nothing but conjecture.
Kendi nefislerine ihanet edenlerden yana mücadeleye girişme.And argue not on behalf of those who deceive themselves.
Eğer sana şeytandan yana bir kışkırtma (vesvese veya iğva) gelirse, hemen Allah'a sığın.And if an evil whisper comes to you from Shaitan (Satan) then seek refuge with Allah.
Onlar, yalnızca zanna uymaktadırlar. Oysa gerçekte zan, haktan yana hiçbir yarar sağlamaz.They follow but a guess, and verily, guess is no substitute for the truth.
Kendilerine hainlik edenlerden yana uğraşmaya kalkma.And argue not on behalf of those who deceive themselves.
Eğer onlar barışa yanaşırlarsa, sen de yanaş ve Allah'a güven.But if they incline to peace, you also incline to it, and (put your) trust in Allah.
Fakat barışa yanaşırlarsa sen de yanaş ve Allah'a dayan.But if they incline to peace, you also incline to it, and (put your) trust in Allah.
Eğer barışa eğilim gösterirlerse sen de buna yanaş ve Allah'a tevekkül et.But if they incline to peace, you also incline to it, and (put your) trust in Allah.
Allah onlara, ahiretten yana bir nasip vermemek istiyor.It is Allah's Will to give them no portion in the Hereafter.
Eğer onlar barıştan yana olurlarsa, sen de barıştan yana ol!But if they incline to peace, you also incline to it, and (put your) trust in Allah.
Eğer onlar barışa yanaşırlarsa sen de yanaş ve Allah'a güven.But if they incline to peace, you also incline to it, and (put your) trust in Allah.
Gözlerin, dünya hayatının süsünü isteyerek onlardan başka yana sapmasın.And do not turn your eyes away from them, desiring the glitter of this world.