"Yanan kalbim bana onun izlerini gösteriyor-- ""My burning heart shows me His traces--"
Gözyaşlarıydı Körfez'den ayırt edilemeyen yanaklarımdan süzülen.It was the tears that were indistinguishable from the Gulf that were falling down my cheek.
Her şey bir yana, aptal.More than anything, she's stupid.
Nukleer katliamı bir yana bırakın; endişelenmemiz gereken şey buradaki ayrışmadır.Forget nuclear holocaust; it's the fork that we have to worry about.
Biz istatistiklere bakacak olursak, avantajlar bizden yana değil.If you look at the statistics, the odds are not very favorable to us.
Böylece konuşmaya başladığım zamandan bu yana kabaca, 324 kişi öldü,So that would be, roughly, 324 people have died since I've begun speaking.
" Bunları yemeye köpekler bile yanaşmıyor."We can't even get the dogs to eat these damn things.
Dolayısıyla onları umutsuz görmekten yana dertliyim.So I'm troubled when I see them like there's no hope.
Parmaklarım ayrı olduğundan, yalnızca birazcık canınız yanar.It might sting you because these digits are separated.
Ama kim Queequeg gibi bir yanak gösterebilirim? çeşitli renk tonları ile men, görünüyordu,But who could show a cheek like Queequeg? which, barred with various tints, seemed
Fakat ben ayni zamanda surdurulebilirlikten (kendi kendine yetme) yanayim.But I am also for sustainability.
Şaka bir yana, burada bir fizik ders kitabından bir örnek var.Here's an example from a physics textbook.
1760'dan bu yana dünya tarihi" dersi.World: Global History since 1760.
Çünkü yaptığımız şu; popomuzdaki yağları aldırıp yanaklarımıza koydurmak.Because what we do is we take fat from our butts and put it in our cheeks.
Çoğu deprem ve yanardağ patlamaları bu sularda, okyanusun dibinde gerçekleşiyor.Most of the earthquakes and volcanoes are in the sea, at the bottom of the sea.
Bu, yanardağ şeridi.This is a volcanic ridge.
Peki cocuklugundan bu yana farkl? oldugunu hissettigin oldu mu?But do you feel that you have been a little different throughout your childhood?
Şimdi diğer bölümleri de aynı iki renk yan yana gelmeyecek şekilde renklendir. .Now you want to alternate coloring so that no 2 faces of the same color touch.
Onun kuyruk yanaşma ve kendi kendine homurdanmaya, kapıya doğru salladı.He swung towards the door, lashing his tail and growling to himself.
O zamandan bu yana yirmi bir yıl geçti.Twenty-one years have passed since then.
Kaçınız eşcinsellerin de resmi nikahla evlenmesinden yana?And how many favor the second, same-sex marriage?
Biz böyle yan yana yatacak insanlar değiliz.We don't have the sort of relationship to lie pleasantly next to each other like this.
Kafasını iki yana salladı ve:And she shook her head and said,
Ders muhteviyatları, nedenini sormak bir yana dursun, bizim tüysüz olmamızdan bile bahsetmiyor.The syilabus doesn't mention even the fact that we're naked, let alone look for a reason to it.
Zira hiç kimse size 3 milyar $ vermeye yanaşmıyor.Because no-one's willing to give you $3 billion.
Ve arkada bir yanardağ var, üzeri buzullarla kaplı.And there's a volcano behind, which has glaciers at the very top.
Otobüs şoförleri, durağa yanaştığınız ve dönüşe hazırlandığınız anlar haricindeBUS OPERATORS, DON'T DRlVE IN BlKE LANES UNLESS YOU ARE ABOUT TO PULL INTO A SERVlCE STOP,
Sağa yanaşırken daima sinyal verin.ALWAYS USE YOUR TURN SlGNAL WHEN GETTlNG READY TO PULL OVER.
Yavaşlayın ve otobüsün önünüzden sağa yanaşmasına izin verin.SLOW DOWN AND LET THE BUS PULL OVER IN FRONT OF YOU.
Kaldırım kenarına yanaşan bir otobüs sizi kolaylıkla çarpıp düşürebilir.A BUS MOVlNG TOWARD THE CURB COULD EASlLY KNOCK YOU OVER.
Sinyal verirken -ve sağa yanaşmadan önce- bisikletlinin nerede olduğuna bakın.AS YOU SlGNAL - AND BEFORE YOU MOVE TO THE RlGHT - MAKE SURE YOU KNOW WHERE THE BlKE RlDER IS.
Bunun yerine uzaktaki bir durağa yanaşabilir.INSTEAD, IT COULD PULL OVER AT A FAR SlDE SERVlCE STOP,
Dönüşlerden ve sağa yanaşmadan önce daima sinyal verin.ALWAYS SlGNAL BEFORE TURNlNG OR PULLlNG OVER.
Ön saflar tam bir cehenneme dönüyordu; sanki yanan şey toprağın kendisiymiş gibi.The front lines would turn into an inferno, making it appear as if the earth itself was on fire.
Yozlaşmayla ilgili konuşacağım fakat iki farklı şeyi yan yana getirmek istiyorum.I am going to speak about corruption, but I would like to juxtapose two different things.
Yaratıcılığımın engellenmesi bir yana, çok daha üretken, çok daha yaratıcı yazabiliyordum.Far from my creativity being inhibited,
Sizin çevresel ayakizlerinizi bir yana bırakalım.So let's forget your environmental footprint.
Ilık rüzgar denizden yana esti ve bana dedi ki,Warm wind carried on the sea, he called to me
İşte, alttada gördüğünüz gibi, bu roketin yukarı gitmesi lazımken; bir şekilde yana doğru gitt.So you see, on the bottom, that rocket was supposed to go upward; somehow it ended going sideways.
Çapraz kirişlerin biri değirmenin çatısının üzerinde yana eğrildi.One of the cross beams has gone out askew on the treddle.
Her iki yana da 7 eklersek, "iks eşittir 7" olur.But that'd be redundant. So we just get x minus 7 is 0.
Burada da, her iki yana 5 ekleriz. "iki iks" eşittir 5 olur.You get 2x is equal to positive 5. Divide both sides by 2.
Mammografi 1960'lardan beri mevcut. ve o zamandan bu yana pek az değişti.Mammograms have been around since the 1960's, and it's changed very little.
"Fizikçiyle doktor sadece fizikçi hastalanınca yan yana gelir.""The only time a physician and a physicist get together is when the physicist gets sick."
Bu üzerine belirli bir nesneyi koyduğunuzda ışıkları yanan ve müzik çalan bir kutu.This is a box that lights up and plays music when you put some things on it and not others.
Eski hatıralar her yana dağılmış durumda. işte yeni hatıralarımdan biri.Old memories are in lots of places. Here is one of my earliest memories. (POURS LlQUlD)
Şeftali tonlarına sahip bir allık, Jen' in yanakları da her zaman şeftali tonlarında.Ve adı da Magic Blush. Bakın nasıl da şeftali renginde.
Saf içerik ve saf biçim, yan yana.Pure content and pure form, side by side.
Ben de derim ki; "Tamam, plan nedir, geçtiğimiz yıldan bu yana ne yaptık?".And I say, "Okay, what's the plan, what did we do from last year to this year?"
Yanakları kiraz gibi bir burnu, gül gibi;His cheeks were like roses, his nose like a cherry;
Öncelikle, biz makine yan yana düzeyde olacaktırFirst, we will level the machine side-to-side
Şimdi biz-ecek kontrol y ekseni tablo yüzeye yan yana yönde parallelismNow we will check the parallelism of the table surface to Y-axis in the side-to-side direction
Bunlar Volvolar değil yanardağlardır ama karbondioksit yine karbondioksittir.This isn't Volvos; this is volcanoes. But carbon dioxide is carbon dioxide.
Benim okul çağımdan bu yana dünya nüfusu ikiye katlandı.The world population has doubled since I went to school.
Duyguları bir yana bırakıp dünya üzerinde sadece analitik olarak çalışan, yeni bir kategori bu.It's a new category where we take emotion apart, and we just work analytically with the world.
O zamandan bu yana işler yolunda.It's been so cool since then.
Üç milyon bir yana, 62 milyar dolar borç - araba markalarından çok daha kötü.Three million set aside, 62 billion dollar liability -- much worse than the car companies.
Sonra, "yeşil" ve "fikir" kelimeleri de yan yana görmeye alıştığımız kelimeler değil.Green and ideas, those two words never occur together, ideas and sleep, sleep and furiously.
1970'den bu yana katettiğimiz yolu üçe, 1982'den bu yana ikiye katladık.We've tripled the miles that we drive since 1970 and doubled them since 1982.
Ama verilen ödün benden yanaydı diye düşündüm çünkü insanların çoğu sandalyelerini ayarlamıyorlar.But the compromise, I felt, was in my favor because most people don't adjust their chairs.