Bu gördüğünüz onun yanağından süzülen tek gözyaşı damlası. Tek ve ona ait olmayan...This is the only place I ever even saw him use it.
11 devasal gemi limana yanaştı.Eleven giant ships enter the harbour.
Arkamıza yanaşıp, bas bir sesle şarkı söylemeye başladı.He kind of just snuck up behind us and he sang out in a low voice.
Ezilmiş vücudum bir yana, parçalanmış bisikletim başka bir yana savruldu.My mangled body flew in one direction, my mangled bike flew in the other.
Kuruluşumuzun ilk yıllarından bu yana, biz ekonomik özgürlüğü benimsedik.From our earliest days, we embraced economic liberty.
Vücudunun sıcaklığı, al yanaklarından dökülen gözyaşları, ağlamaya başladım.And the warmth of her body and the tears rolling down her rosy cheeks, and I started to cry.
Daha temiz yanan pişirme yakıtları üretemez miyiz?Can't we make cleaner burning cooking fuels?
Uçaklarmıydı yoksa yanardağ mı? havalanamayan uçaklar yada yanardağ?Was it the planes or the volcano, the grounded planes or the volcano?
Dolayısıyla, ilk sıfır-karbon yanardağımıza sahip olduk.So essentially, we had our first carbon-neutral volcano.
Arka kısmı bağlayalım, saçı bağlarken, at kuyruğunu biraz yana doğru bağladığınızdan emin olun.Lastikle saçı bağlıyoruz, saçı bağlerken, saçı serbest bıraktığınıza emin olun.
bir yöntem olarak yan yana takıyoruz,Yan yana takmak daha iyi,
Bir orman yangınında yanacak olursa da karbonu atmosfere geri verecektir.If it burns in a forest fire, it's going to give that carbon back to the atmosphere as well.
O blok orda durur ve 60 yıl boyunca yanar sonra da biter.And it just sits there and burns for the 60 years, and then it's done.
"Ben küreselleşmenin... ...dibe doğru gitmesinden yana değilim.I don't want globalization to be a race to the bottom.
Kömür üretimi İngiltere'de 1918'de doruğa ulaştı ve ondan bu yana sürekli düştü.And then, in 1918, coal production in Britain peaked, and has declined ever since.
Başını ise üzüntü içinde yana eğmiş. Serinin son sahnesine geldik.But she seems to cock her head down in a mournful way.
Sıra derken de, yan yana dizilen limon gruplarından bahsediyorumAnd a row is kind of the side to side lemons.
Size yan yana 4 tane 3 yazıp birbirine ekleyin dersem, yapacağınız işlem budur.If I told you, say, write down four threes and add them up, that's what that is.
Bu gezegenin hep değiştiğini fark etmek önemli, başlangıcından bu yana.It's important to recognize that this planet has always changed since its very beginning.
Ve sonra atlama zamanı gelince, yeşil ışık yanar ve atlama uzmanı bağırır "Atla."And then when it's time to go, a green light goes and the jumpmaster goes, "Go."
Yere serilebilirsiniz, canınız yanabilir, ve yaralanabilirsiniz.You can get knocked down, and it hurts and it leaves scars.
Fikir makine dış malzeme için çene yanlışlıklar düzeltmek için bu yanaSince the idea is to machine away material to correct the jaw inaccuracies
Çapsal ayarlama U0.008 bu yanaSince U0.008 is a diametrical adjustment
Bunlar yan yana çok uyumlular.Those are juxtaposed very nicely together.
O yüzden ben insanlı uzay uçuşlarından yanayım.That is why I am in favor of manned -- or should I say, personned -- space flight.
BENVOLIO Tut, adam, bir başkasının yanan bir yangın çıkışı yanıklar,BENVOLlO Tut, man, one fire burns out another's burning,
Şimdi depremden bu yana Tis onbir yıl; Ve o, wean'd - unutacaksın hiç'Tis since the earthquake now eleven years; And she was wean'd,--I never shall forget it--,
Ne kadar son kendinizi bu yana is't ve ben bir maske miydi?How long is't now since last yourself and I Were in a mask?
Bu, o gece yanak üzerine asılı bir Ethiop kulak zengin bir mücevher gibi görünüyor;It seems she hangs upon the cheek of night Like a rich jewel in an Ethiop's ear;
Onu yanağından parlaklığını gün ışığı lamba erdirmez gibi, bu yıldızların utanç; gözleri cennetThe brightness of her cheek would shame those stars, As daylight doth a lamp; her eyes in heaven
Diye elini üzerine onu yanağından eğilir nasıl görün!See how she leans her cheek upon her hand!
Ben o yanağına dokunmak!That I might touch that cheek!
Else kızlık allık Sen beni gece konuşmak duydum hast Bunun için yanağıma bepaint.Else would a maiden blush bepaint my cheek For that which thou hast heard me speak to-night.
Sigara, ere güneş önceden yanan göz,Non, ere the sun advance his burning eye,
Rosaline Senin solgun yanakları wash'd dediler Tuzlu su, atık atılır ne kadarHath wash'd thy sallow cheeks for Rosaline! How much salt water thrown away in waste,
Şimdi yanakları ahlaksız kan gelir,Now comes the wanton blood up in your cheeks,
Doğum ve göklerin ve yerin bu yana, her üç karşılayacak?Since birth and heaven and earth, all three do meet
Koldan kola bu yana ses hunt's gün dolayısıyla sana Avcılık, dalaş erdirmez.Since arm from arm that voice doth us affray, Hunting thee hence with hunt's-up to the day.
Sonra, davanın bu yana, bu yüzden şimdi erdirmez duruyorThen, since the case so stands as now it doth,
Keşiş [yana]FRlAR [Aside.]
Senin dudak ve yanakların gül paly küllerinden için solmaya; senin gözünde 'pencere sonbaharThe roses in thy lips and cheeks shall fade To paly ashes; thy eyes' windows fall,
Ofisime için bırakın bu yana, efendim.Since you did leave it for my office, sir.
Ve fear'st ölmek? kıtlık, seninki gözünde, senin yanakları, ihtiyacınız ve zulüm starvethAnd fear'st to die? famine is in thy cheeks, Need and oppression starveth in thine eyes,
Senin dudakların ve Senin yanakları kıpkırmızı Ve ölümün solgun bayrağı orada gelişmiş değildir .--Is crimson in thy lips and in thy cheeks, And death's pale flag is not advanced there.--
Gözyaşlarım yanaklarımdan süzülüyordu.I had tears rolling down my cheeks.
Sen yanar mıydın?And somebody took it and threw it in the fir.
Taş Devrinde kadınlarla erkeklerin yan yana oturup gökyüzüne baktıkları veThere was a time when Stone Age men and women used to sit and look up at the sky and say,
Alt tabakalar için bazı maliyetleri olsa da düzenden yanadırlar.They want order, even at some cost to those at the bottom.
Adı: yanal akış bağışıklık tahliliIt's something called a lateral flow immunoassay.
Ateşler içinde yanarsam... ...ve hasta olup yatağa düşersem... ...benim için endişelenirsin.If I boil up with a fever, and lay in bed being sick, you'll worry about me.
Bir elimi alıp yana koyuyorum. esnetiyorum ve avuç içimle yere doğru itiyorum.So, take one hand, place it by your side, flex it and press that palm down towards the ground.
Kırmızı yanarken...Just when the Iight is about to turn red...
Çünkü yaşlı bir insan ölünce, bir kütüphane yanar. Bütün dünyada, kütüphaneler alevler içinde.Because when an elder dies a library is burned, and throughout the world, libraries are ablaze.
Bir de canınız yanacak.It's also painful.
Bunu defalarca defalarca söyledim, bu beden yanan bir mum.I said again and again, this body is a burning candle.
Gece 4'ten bu yana çok daha iyi bir hale gelmişti."It had gotten a lot better since 4 a.m."
Senin. İyi yanan bir ampulü atmazsın.You don't trash a good light bulb.
Bir yana sayıyı, diğer yana da sıklığını. Sıklığını.We could write the number, and then we can have the frequency.
Aslında size bunun sırasının önemli olmadığını göstermek için şunu biraz yana alacağım. .Actually I'll take a little aside to show you it doesn't matter what order I do this in.
Yanaklarınızdaki kasları bilinçli olarak kasabilirsiniz.You can consciously contract the muscles in your cheeks.