yanına ile cümle
yanına kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Ben işin biraz daha sezgisel yanına bakıcam.Tam se tomu věnuji do většího detailu.
Ben küçükken, bir akşam babam beni yanına oturtup dedi ki,Als ich klein war, hat sich mein Vater mit mir abends hingesetzt und gesagt:
Ben küçükken, bir akşam babam beni yanına oturtup dedi ki,Amikor kicsi voltam, apám este leültetett, és azt mondta:
Ben küçükken, bir akşam babam beni yanına oturtup dedi ki,Cuando era niña papá me sentaba para hablarme y me decía:
Ben küçükken, bir akşam babam beni yanına oturtup dedi ki,Deci când eram mică, tatăl meu mă punea în pat noaptea şi spunea,
Ben küçükken, bir akşam babam beni yanına oturtup dedi ki,Když jsem byla malá, táta mě v noci posadil a řekl:
Ben küçükken, bir akşam babam beni yanına oturtup dedi ki,제가 어렸을 때, 아빠는 밤에 저를 앉혀 놓고 말씀하시길,
Ben küçükken, bir akşam babam beni yanına oturtup dedi ki,Ko sem bila majhna, mi je oče ob večernih pogovorih rekel:
Ben küçükken, bir akşam babam beni yanına oturtup dedi ki,Nên khi tôi còn nhỏ, bố tôi hay đặt tôi ngồi xuống vào ban đêm và nói
Ben küçükken, bir akşam babam beni yanına oturtup dedi ki,Op een dag, toen ik jong was, kwam mijn vader naast me zitten en zei
Ben küçükken, bir akşam babam beni yanına oturtup dedi ki,Quando ero bambina, la sera mio padre mi faceva sedere e mi diceva,
Ben küçükken, bir akşam babam beni yanına oturtup dedi ki,Quando eu era mais pequena, o meu pai sentava-se comigo e dizia:
Ben küçükken, bir akşam babam beni yanına oturtup dedi ki,Όταν ήμουν μικρή, ο πατέρας μου με έβαζε τα βράδια να καθίσω και μου έλεγε,
Ben küçükken, bir akşam babam beni yanına oturtup dedi ki,Когато бях малка, баща ми ме караше да седна през нощта и ми казваше:
Ben küçükken, bir akşam babam beni yanına oturtup dedi ki,Когда я была маленькой девочкой, мой папа каждый вечер садился со мной и говорил:
Ben küçükken, bir akşam babam beni yanına oturtup dedi ki,Коли я була маленька, батько, бувало, мене перед сном усаджував і казав:
Ben küçükken, bir akşam babam beni yanına oturtup dedi ki,אז כשהייתי קטנה, אבי היה מושיב אותי בלילה ואומר,
Ben küçükken, bir akşam babam beni yanına oturtup dedi ki,عندما كنت صغيرة .. كان والدي يجلس معي في آخر النهار ويقول لي
Ben küçükken, bir akşam babam beni yanına oturtup dedi ki,係我好細個果陣,夜晚我老窦會叫我坐低跟住同我講:
Ben küçükken, bir akşam babam beni yanına oturtup dedi ki,「未来の時間と空間について教えてあげよう」
Benyamin ve Yahudaoğullarından bazı kişiler de Davutun yanına, saklandığı yere gittiler.A prišli aj niektorí zo synov Benjaminových a Júdových až k pevnosti za Dávidom.
Benyamin ve Yahudaoğullarından bazı kişiler de Davutun yanına, saklandığı yere gittiler.Asimismo, algunos de los hijos de Benjamín y de Judá fueron a David, a la fortaleza
Benyamin ve Yahudaoğullarından bazı kişiler de Davutun yanına, saklandığı yere gittiler.Av Benjamins och Juda barn kommo några män till David ända till bergfästet.
Benyamin ve Yahudaoğullarından bazı kişiler de Davutun yanına, saklandığı yere gittiler.Det kom også nogen av Benjamins og Judas barn til David, helt til fjellborgen.
Benyamin ve Yahudaoğullarından bazı kişiler de Davutun yanına, saklandığı yere gittiler.Engang kom nogle Benjaminiter og Judæere til David i Klippeborgen;
Benyamin ve Yahudaoğullarından bazı kişiler de Davutun yanına, saklandığı yere gittiler.Es kamen aber auch Kinder Benjamins und Juda's zu David an seinen sichern Ort.
Benyamin ve Yahudaoğullarından bazı kişiler de Davutun yanına, saklandığı yere gittiler.Igualmente alguns dos filhos de Benjamim e de Judá vieram a Davi, ao lugar forte.
Benyamin ve Yahudaoğullarından bazı kişiler de Davutun yanına, saklandığı yere gittiler.Il y eut aussi des fils de Benjamin et de Juda qui se rendirent auprès de David dans la forteresse.
Benyamin ve Yahudaoğullarından bazı kişiler de Davutun yanına, saklandığı yere gittiler.In prišli so nekateri iz sinov Benjaminovih in Judovih v trdnjavo k Davidu.
Benyamin ve Yahudaoğullarından bazı kişiler de Davutun yanına, saklandığı yere gittiler.Jövének Dávidhoz a Benjámin és a Júda fiai közül is az erõsségbe.
Benyamin ve Yahudaoğullarından bazı kişiler de Davutun yanına, saklandığı yere gittiler.베냐민과 유다 자손 중에서 견고한 곳에 이르러 다윗에게 나오매
Benyamin ve Yahudaoğullarından bazı kişiler de Davutun yanına, saklandığı yere gittiler.Lại có người thuộc về Bên-gia-min và Giu-đa cũng đi tới cùng Ða - vít trong đồn người .
Benyamin ve Yahudaoğullarından bazı kişiler de Davutun yanına, saklandığı yere gittiler.Lại có người thuộc về Bên-gia-min và Giu-đa cũng đi tới cùng Ða-vít trong đồn người.
Benyamin ve Yahudaoğullarından bazı kişiler de Davutun yanına, saklandığı yere gittiler.Myöskin benjaminilaisia ja Juudan miehiä tuli Daavidin vuorilinnaan.
Benyamin ve Yahudaoğullarından bazı kişiler de Davutun yanına, saklandığı yere gittiler.Ook vanuit Benjamin en Juda kwamen mannen naar David toe.
Benyamin ve Yahudaoğullarından bazı kişiler de Davutun yanına, saklandığı yere gittiler.Přišli také někteří z synů Beniaminových a Judových k pevnosti Davidově.
Benyamin ve Yahudaoğullarından bazı kişiler de Davutun yanına, saklandığı yere gittiler.Przyszli także niektórzy z synów Benjaminowych i z Judowych, do miejsca obronnego, do Dawida.
Benyamin ve Yahudaoğullarından bazı kişiler de Davutun yanına, saklandığı yere gittiler.Şi din fiii lui Beniamin şi ai lui Iuda au fost unii cari s'au dus la David în cetăţuie.
Benyamin ve Yahudaoğullarından bazı kişiler de Davutun yanına, saklandığı yere gittiler.Suatu waktu sekelompok orang dari suku Benyamin dan Yehuda pergi ke kubu tempat tinggal Daud
Benyamin ve Yahudaoğullarından bazı kişiler de Davutun yanına, saklandığı yere gittiler.Ηλθον ετι εκ των υιων Βενιαμιν και Ιουδα εις το οχυρωμα προς τον Δαβιδ.
Benyamin ve Yahudaoğullarından bazı kişiler de Davutun yanına, saklandığı yere gittiler.Пришли также и из сыновей Вениаминовых и Иудиных в укрепление к Давиду.
Benyamin ve Yahudaoğullarından bazı kişiler de Davutun yanına, saklandığı yere gittiler.Също и от вениаминците и юдейците дойдоха при Давида в канарата.
Benyamin ve Yahudaoğullarından bazı kişiler de Davutun yanına, saklandığı yere gittiler.ויבאו מן בני בנימן ויהודה עד למצד לדויד׃
Benyamin ve Yahudaoğullarından bazı kişiler de Davutun yanına, saklandığı yere gittiler.وجاء قوم من بني بنيامين ويهوذا الى الحصن الى داود.
Benyamin ve Yahudaoğullarından bazı kişiler de Davutun yanına, saklandığı yere gittiler.又 有 便 雅 憫 和 猶 大 人 到 山 寨 大 衛 那 裡
Benyamin ve Yahudaoğullarından bazı kişiler de Davutun yanına, saklandığı yere gittiler.又 有 便 雅憫 和 猶大人 到 山寨 大衛 那 裡
Ben yanına gelinceye dek kendini topluluğa Kutsal Yazıları okumaya, öğüt vermeye, öğretmeye ada.A míg oda megyek, legyen gondod a felolvasásra, az intésre és a tanításra.
Ben yanına gelinceye dek kendini topluluğa Kutsal Yazıları okumaya, öğüt vermeye, öğretmeye ada.até que eu vá, aplica-te � leitura, � exortação, e ao ensino.
Ben yanına gelinceye dek kendini topluluğa Kutsal Yazıları okumaya, öğüt vermeye, öğretmeye ada.Dokiaľ neprijdem, buď bedlivý čítania, napomínania, učenia.
Ben yanına gelinceye dek kendini topluluğa Kutsal Yazıları okumaya, öğüt vermeye, öğretmeye ada.Dokler ne pridem, bodi priden v branju, opominjanju, poučevanju.
Ben yanına gelinceye dek kendini topluluğa Kutsal Yazıları okumaya, öğüt vermeye, öğretmeye ada.Dokudž k tobě nepřijdu, buďiž pilen čítání, a napomínání, i učení.
Ben yanına gelinceye dek kendini topluluğa Kutsal Yazıları okumaya, öğüt vermeye, öğretmeye ada.Entre tanto que voy, ocúpate en la lectura, en la exhortación y en la enseñanza
Ben yanına gelinceye dek kendini topluluğa Kutsal Yazıları okumaya, öğüt vermeye, öğretmeye ada.Fino al mio arrivo, dèdicati alla lettura, all'esortazione e all'insegnamento
Ben yanına gelinceye dek kendini topluluğa Kutsal Yazıları okumaya, öğüt vermeye, öğretmeye ada.Halte an mit Lesen, mit Ermahnen, mit Lehren, bis ich komme.
Ben yanına gelinceye dek kendini topluluğa Kutsal Yazıları okumaya, öğüt vermeye, öğretmeye ada.Hãy chăm chỉ đọc sách, khuyên bảo, dạy dỗ, cho đến chừng ta đến.
Ben yanına gelinceye dek kendini topluluğa Kutsal Yazıları okumaya, öğüt vermeye, öğretmeye ada.Hãy chăm_chỉ đọc sách , khuyên_bảo , dạy_dỗ , cho_đến chừng ta đến .
Ben yanına gelinceye dek kendini topluluğa Kutsal Yazıları okumaya, öğüt vermeye, öğretmeye ada.Indtil jeg kommer, så giv Agt på Oplæsningen, Formaningen, Undervisningen.
Ben yanına gelinceye dek kendini topluluğa Kutsal Yazıları okumaya, öğüt vermeye, öğretmeye ada.Jusqu`à ce que je vienne, applique-toi à la lecture, à l`exhortation, à l`enseignement.
Ben yanına gelinceye dek kendini topluluğa Kutsal Yazıları okumaya, öğüt vermeye, öğretmeye ada.내가 이를 때까지 읽는 것과 권하는 것과 가르치는 것에 착념하라
Ben yanına gelinceye dek kendini topluluğa Kutsal Yazıları okumaya, öğüt vermeye, öğretmeye ada.Legg vinn på oplesningen av Skriften, på formaningen, på læren, inntil jeg kommer!
İlgili Sayfalar