yanına ile cümle

yanına kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Ölmek ve onun yanına gitmek istiyordur.He aikovat kuolla, ja palata takaisin.
Ümitsizce diğerlerinin, özellikle Susannah'nın yanına ulaşmak istemektedirler.Hän kosti ankarasti kapinallisille, erityisesti samnilaisille.
Çünkü istasyon platformu hattın her iki yanına yapıldı.Asemalle rakennettiin laiturit kummallekkin puolelle rataa.
Zeynel isiminde illerde yanına alınıyor.Se sijaitsee nimensä mukaan Isèrejoen varrella.
Yanına çok çekici bir kadın oturur ve Jack ile sohbet etmeye çalışır.Hän on homo ja seurustelee Jackin kanssa.
Onun yanına giden hırsız maskesini çıkarır.Hänet tunnistaa pääkallo-naamiosta, josta lähtee isot sarvet.
Yağmur yağsın yağmasın, bir kimse yanına şemsiye alabilir.Huppua käytettäessä sateella ei tarvita erillistä sateenvarjoa.
Tom konserde Mary'nin yanına oturdu.Tom istuutui konsertissa Maryn viereen.
Şemsiyeni yanına al.Ota sateenvarjo mukaan.
Yanına bir şemsiye almayı unutma.Älä unohda ottaa sateenvarjoa mukaasi.
Martin bir süre sonra iyileşir ve ailesinin yanına döner.Η ασθένεια του Μάρτιν θεραπεύεται και επιστρέφει σπίτι.
Orada kocasının ailesinin yanına yerleşir.Αναπαύεται δίπλα στον άντρα της.
Tsunade'nin yanına giderek ondan kendisini eğitmesini istemiştir.Για αυτό και αργότερα ζητάει από την Tsunade, να την εκπαιδεύσει ως γιατρό.
Sonra da ilk grubun yanına gelir.Μετά ανέβηκε στην πρώτη ομάδα.
Daha sonra beni abimin yanına götürdü.Σε παρακαλώ θάψε με δίπλα στο μωρό μου.
Berkyaruk tahta çıkınca onun yanına İsfahan'a gitmek için yola çıktı.Όταν αφέθηκε ελεύθερος αναχώρησε για το Ισφαχάν.
Savaşın sonunda o Göttingen’de bir akrabasının yanına gitti.Μετά το τέλος του πολέμου, φιλοξενήθηκε από ένα συγγενή του στην πόλη Γκέτινγκεν.
Glenn Abraham'ın yanına gider ve onun iyi olup olmadığını kontrol eder.Η Ωραία Ελένη, περιμένει να δει αν θα ζήσει.
Batman, Yarasa Sinyali'ni çalıştıran Gordon'un yanına gelir.Ο Γκόρντον βρίσκει το σήμα του Μπάτμαν επισκευασμένο.
Kuru incirler ayrıca aperitif olarak da yenir ya da şarabın yanına katık edilirdi.Τα ξηρά σύκα χρησίμευαν επίσης ως ορεκτικό, πίνοντας παράλληλα κρασί.
Pritchard, Harris'i yanına aldı.Ο Βλάντι έμεινε με τον Σερζ.
Dört yıl sonra babaları habersizce Stamps'a geldi ve onları annelerinin yanına St. Louis'e geri götürdü.Τέσσερα χρόνια αργότερα, ο πατέρας της επέστρεψε την ίδια και τον αδερφό της στην μητέρα τους στο St.
Ailesini de yanına getirtmiş ve ülkesine dönmemiştir.Πήρε το παιδί τους και επέστρεψε στην πατρίδα της.
Bir öğleden sonra, Katja oğlunu kocasının yanına bırakır.Τα απογεύματα, η Κάτια πηγαίνει τον γιο της στο γραφείο του Νούρι.
Yanına geldiğinizde taşlarla çevrili ve birbirinden farklı üç bölümden ibaret olduğunu fark edebilirsiniz.Όταν βλέπει τον κύριο του, χαίρεται τόσο που οι 3 σιδερένιες ζώνες έσπασαν η μία μετά την άλλη.
İspanyollar, tapınağın yanına bir yerleşim alanı inşa etmişlerdir.Ντόπιοι κάτοικοι έχτισαν σπίτια ακριβώς πάνω από εκεί που ήταν ο ναός.
Herkes onun yanına gelir ve onu kutlar.Όλοι κλαίνε και τον παρακαλούν να μείνει.
Zengin ve karizmatik bir iş adamı olan Faruk, Sürreya'yı alır ve Bursa’ya ailesinin yanına getirir.Όμως, ο Σάιτο, ένας πλούσιος επιχειρηματίας κάνει στον Κομπ μια πρόταση.
Yanına bir fotoğraf makinesi almayı unutma.Μη ξεχάσεις να πάρεις μαζί σου φωτογραφική μηχανή.
Ve Charlie Claire'in yanına döner, Claire ona medyumla ilgili hikâyesini anlatır.Charlie tager tilbage for at trøste Claire, der fortæller ham historien om mediet.
Augustus, aynı zamanda evinin yanına bir de Apollon tapınağı yaptırmıştır.Augustus byggede også et tempel til Apollo her, ved siden af sit hus.
Bu sebeple Biryu kardeşi Ojo’nun yanına gitti ve ondan Sipje tahtını istedi.Biryu gik derefter til sin broder Onjo og bad om Sipjes trone.
Michael, tehditkar bir şekilde elinde baltayla Jin'in yanına gelir ve kelepçelerini kırar.Michael går truende hen til Jin med en økse og skærer ham fri fra håndjernene.
Annesinin ölümünde sonra Dawson'un yanına işin dönmek yerine Blood ailesinin yanına taşındı.Efter moderens død flyttede hun ind hos familien Blood.
1906 yılında, Sommerfeld Debye'nin kendi yanına asistan olarak Münih'e tayin edilmesini sağladı.I 1906 fik Sommerfeld en stilling i München og tog Debye med sig som sin assistent.
Daha sonra kardeşinin yanına oturup ağlamaya başlar.Hun slår ham mens hun græder.
Cynthia, Parker'ların yanına geri döner, fakat oğlu Quanah Parker dahil çocuklarını özler.Hun vendte tilbage til sin oprindelige familie, men måtte efterlade sine børn, heriblandt Quanah Parker.
Kadının yanına gider ve ona mendilini verir.Han vil straks mødes med hende, og giver hende nogle blomster.
Ümitsizce diğerlerinin, özellikle Susannah'nın yanına ulaşmak istemektedirler.Skolen frasagde alle de andre sutraer, specielt Lotus Sutraen.
11 yaşında iken Almanya'ya ailesinin yanına gitti.Som 13 årig flyttede han til Tyskland med sin familie.
Des Grieux Manon'u tamamiyle kaybetmek durumda olması umutsuzluğu ile Manon'un yanına gelir.Des Grieux går i fortvivlelse ved tanken om at skulle skilles fra Manon for altid hen til Manon.
Poe 1831 Mart'ında Baltimore'a teyzesinin yanına döndü.I marts 1831 kom han tilbage til Baltimore for at bo hos tanten.
Şeyh’e ait olduğunu zannettiğim bu cüzleri heybeme koyarak yanına vardım.Præsten, der havde kirken nærved, lod Sigurds lig føre dertil.
Yanına pek yaklaşılmaz çünkü çok kötü kokar.Hun viser ikke så meget begejstring da hun er temmelig stresset.
Janine LaCroix (Elle Macpherson): Chandler Monica'nın yanına taşınınca Joey'nin ev arkadaşı olan kız.Joeys nye sambo, efter at Chandler flytter ind hos Monica.
İspanyollar, tapınağın yanına bir yerleşim alanı inşa etmişlerdir.Der er måske bygget en ziggurat ved siden af dette tempel.
Ölü bedeni annesinin yanına bırakıldı.Regeringen blev dog ført af hans moder.
Sun, arkalarından gelen Ben ve Locke'a katılarak Richard Alpert'ın yanına gitmek ister.Sun, Ben og Locke tager hen for at finde Richard Alpert der vil vise dem hvor de kan finde Jacob.
Gümrük Motoru derhal şamandıranın yanına geldi.Motortrafikvejen ender i Oddenvej ved Lumsås.
Bir gün Robert Hanssen adlı bir dedektifin yanına yerleştirilir.Et af universitetets auditorier er opkaldt efter Christian Hansen.
Günümüzde Kalmuklar, dünyanın dört bir yanına dağılmış durumdadır.I de 11 af årets måneder er de afskåret fra omverdenen.
Avustralya'da yaşayan babasının yanına gitmek.Han bor med sin familie i det sydøstlige Australien.
John'un yanına oturdum.Jeg sad ved siden af John.
Dört yıl sonra babaları habersizce Stamps'a geldi ve onları annelerinin yanına St. Louis'e geri götürdü.Fire år etter dukket faren opp i Stamps og tok henne med tilbake til moren i St. Louis.
Ardından Olimpos'ta diğer tanrıların yanına çıkarlar.Senere slutter de seg til gudene på Olympen.
En son caminin yanına kapalı abdesthane yapılmıştır ve cami ye tekrar bakım yapılmıştır.Den bakerste av disse (analcellen) er trukket ut til en spiss ytterst og lukker seg like før vingebakkanten.
Augustus, aynı zamanda evinin yanına bir de Apollon tapınağı yaptırmıştır.Augustus bygde også et tempel til Apollo her, ved siden av huset sitt.
1937'de babaları, ablaları İnam tarafından bakılmak üzere onları yanına geri aldı.I 1937 kalte faren dem tilbake for at de skulle bli tatt hånd om av deres eldre søster, Inam.
Çolak Ağa'ya yaptığı zulümlerin yanına kâr kalmayacağına dair bir de haber göndermiş.Et annet spørsmål er om Ono ubevisst sådde splid i gruppen.
Bruce arabadan iner ve Falcone'nin yanına gider.Bruce skammer seg, og drar for å møte Falcone.
İlgili Sayfalar