yanına ile cümle
yanına kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Ricardo, Siyahlı Adam'ın yanına döner ve ona Jacob'ın verdiği beyaz taşı verir.Wręcza mu biały kamyk, który dostał od Jacoba.
1946'da yeniden Dublin'e annesinin yanına gitti.Do Polski powrócił wraz z matką w 1946.
Şafak vakti yaklaşınca Faust Marguerite'nin hayalini görür ve onun yanına gitmeyi çok arzuılar.Gdy nastaje świt, Faustowi ukazuje się wizja Małgorzaty do której tęskni.
Destek ayağınızı topun yanına koyun.Przylega doń z boku zakrystia.
Eli alan, meydandaki iki kağıdı ters çevirip yanına koyar.Zamiana miejscami dwóch wierszy, tak jak i zamiana miejscami dwóch kolumn, zmienia znak wyznacznika.
Doktor bu sefer gerçekten uyanır ve aceleyle gerçek Clara'nın yanına gider.Doktor budzi się jako następny i od razu leci do miejsca snu Clary.
Günümüzde Kalmuklar, dünyanın dört bir yanına dağılmış durumdadır.O każdej pełnej godzinie hejnał rozbrzmiewa czterokrotnie w różne strony świata.
Yanına gittim.Odeszli do Pana.
Orada kocasının ailesinin yanına yerleşir.Obok spoczywa jego żona.
Daha sonra Allah dostu zatın mezarı yenilenmiş ve yanına bir mescit yapılmıştır.Za ten grzech Bóg ukarał ich wygnaniem z ogrodu i przekleństwem.
Herkes onun yanına gelir.Wszyscy oni z nim mieszkają.
Silver, baygın Elise'in bedenini dışarıya, bir ağacın yanına bırakır ve orada Shadow ile karşılaşırlar.Gdy Silver wychodzi wraz z śpiącą Elise na zewnątrz budynku, czeka już tam na niego Shadow.
Bruce'un yanına gidip ona yardım eder.Bree kazała mu zaczekać bo mu pomoże.
Edmund, Beyaz Cadı'nın onu Narnia Prensi yapacağını düşünür, bu yüzden onun yanına gider.Czarownica proponuje, żeby przyprowadził rodzeństwo, a uczyni go księciem Narnii, a kiedyś i królem.
Bir gün köprüsünün yanına bir bölük oba yerleşir.W pobliżu mostu powstały dwa parki.
Sonradan bu yapının yanına modern bir kilise yapıldı.Wtedy od strony zachodniej został zbudowany nowoczesny kościół.
Raskoln'ü kendi yanına çeker.Gnarr o nim samym.
Yeniden arkadaşlarımızın yanına döndüğümde dostlarım sevindiler.Po powrocie do ojczyzny przyjaciele rozdzielili się.
Muhammed tesadüfen Ali'nin yanına oturur.Jego miejsce przy Aliyah zajmuje Sid.
Kontes, Chenier’nin yanına gelerek ona şiirlerinden bazılarını okumasını rica eder.Hrabina prosi poetę, by powiedział kilka swoich wierszy, ale Chenier odmawia.
Bir öğleden sonra, Katja oğlunu kocasının yanına bırakır.Pewnej nocy Carmen zastaje swojego męża martwego.
Kocasından boşanan Caroline, oğlu Toby’yi de yanına alarak 1950’lerin Amerika’sında turlamaya başlar.Bezrobotna rozwódka Caroline podróżuje po USA wraz ze swoim nastoletnim synem Tobym.
Hamsiye de Tursun'un peşinden İstanbul'a gelir ve abisi Cemal'in yanına yerleşir.Zostaje na nim palaczem i zbliża się do Ignaca.
1922 yılında 13 yaşındayken Yunanistan'a amcasının yanına göç etmek zorunda kaldı.W 1982 w wieku 13 lat wyemigrowała z rodzicami do RFN.
Sonra yanına oturttu ve hizmetlisinden yiyecek birşeyler getirmesini istedi.Poprosił, aby siostra przygotowała i podała mu jedzenie.
Wolverine isteksizce de olsa onu yanına alır.Wilk najwidoczniej chce, by je odzyskał.
Ama gerçekte onlar Sara'nın yanına gitmekteydiler.W tej historii towarzyszyła mu Susan.
Kutup ayısı, bu deliğin yanına gelir ve fok dışarı çıktığında ön pençeleriyle ona saldırır.Dlatego też trzciniaki potrafią rozpoznawać kukułkę i jeśli jest w pobliżu, zaczynają ją atakować.
Onun yanına oturdu.Usiadł obok niej.
Yanına bir şemsiye almadı.Nie wziął ze sobą parasola.
Yanına bir şemsiye almadı.Nie wzięła ze sobą parasolki.
Onun yanına oturdu.Usiadła obok niej.
Onun yanına oturdu.Usiadł obok niego.
Üftade'ye talebe olmak arzusuyla yanına gidince şu cevabı aldı: "Yazıklar olsun ey Kâdı Efendi!Sedan han tagit av kläderna sade han med hög och tydlig röst: "På dig hoppas jag, o Herre!
Joey tekrar Chandler'ın yanına taşınınca Eddie gider.Joey flyttar åter in till Chandler efter att Chandler till slut fått bort Eddie.
316 - Aredhel Gondolin'den ayrılır ve Eöl'un yanına gelir.316: Aredhel lämnar Gondolin och möter Eöl.
Yağmur yağsın yağmasın, bir kimse yanına şemsiye alabilir.Eftersom det regnar tar jag ett paraply.
Toprak mezardaki gömüt başı batıya dönük, sağ yanına hocker (ana rahmindeki gibi) yatırılmıştır.De ligger i nordsydlig riktning, med ansiktena till höger (västerut i riktning (qibla) mot Mekka).
Valinor'dan göçerken, Oromë'nin hediyesi olan köpeği Huan'ı da yanına almıştır.Från Valinor tog han med sig den mäktiga hunden Huan som han fått som en gåva av Oromë.
Buna rağmen, Ada’nın babasına ilgisi devam etti ve isteği üzerine öldüğünde babasının yanına gömüldü.Ada behöll dock sitt intresse för sin far och begravdes enligt sin sista vilja vid sidan av honom.
Renkli çizimi KV-8 (42) – KV-1 taretine makineli tüfeğin yanına ATO-41 model alev makinası takıldı.KV-8 – En KV-1 med en eldkastare (ATO-41) i tornet vid sidan av kulsprutan.
Yanına hem kendin, hem onlar için yenebilecek ne varsa al, ilerde yemek üzere depola."Alla vänta de efter dig, att du skall giva dem deras mat i rätt tid."
Ondan da ayrılıp dayısının yanına gelir ve konağa yerleşir.Han skall gå in och han skall gå ut, och han skall finna bete.
Arabanın yanına gittiğinde Başkan Yardımcısının kardeşinin çoktan ölmüş olduğunu görür.Efter att ha hittat sin farbrors bil med skotthål vid förarsättet inser han att hans farbror blivit mördad.
Michael son ziyaret için Lincoln'nün yanına gider.Därför kallar Charles på Lincoln för hjälp.
Yanına çeşme yapılmıştır.I närheten finns ett gravfält.
Berlin Duvarı'nın Kasım 1989'da yıkılmasından sonra, duvarın üç parçası anıtın yanına konuldu.När Berlinmuren föll 9 november 1989 bestämde de sig för att sätta upp The Wall där.
Poe 1831 Mart'ında Baltimore'a teyzesinin yanına döndü.Han återvände till sin faster, bror och kusin i Baltimore i mars 1831.
Bir zamanlar Kolhis'in antik kentlerinden olan Kutaisi şehri, nehrin yanına kurulmuştur.Staden Kutaisi, förr huvudstad i antikens Kolchis, ligger vid floden.
Berkyaruk tahta çıkınca onun yanına İsfahan'a gitmek için yola çıktı.Det enda sättet att stänga ner den var att resa dit där han var, på Island.
Yanına atı Şahin ve köpeği Düka'yı alarak Söğüt'ten ayrılır.Hundföraren och hunden går mot vinden.
İsa'nın ailesi ise Gize'ye dindaşlarının yanına sığınmıştır.Gudarna vill hålla gille hos Ägir.
Des Grieux Manon'u tamamiyle kaybetmek durumda olması umutsuzluğu ile Manon'un yanına gelir.Des Grieux insisterar på att Manon skall fly tillsammans med honom.
Yeniden arkadaşlarımızın yanına döndüğümde dostlarım sevindiler.När pojkarna återvände hem efter tre veckors lägervistelse var alla goda vänner.
Ama askerler Doktor'un yanına gider.Totte går till doktorn.
Ablasının yanına ABD'ye gitmiştir.Hon emigrerade till USA med sin familj.
Ardından Romeo, Juliet'in yanına yatarak zehri içer ve ölür.Romeo tror att Giulietta har dött på riktigt och tar gift.
Tessa onun şekline bürünür ve yanına Will'i de alarak de Quincey tarafından yönetilen bir baloya gider.Hon hjälper Tessa och Will i deras ansträngningar att fånga de Quincey.
Sonunda on dört yaşındayken annesi onu babasının yanına Nashville, Tennessee’ye gönderdi.Vid 19 års ålder flyttade hon till Nashville, Tennessee.
Karl'ı da yanına alan Homer takım elbise almak için alışverişe çıkar.Karl, som är mer insatt i affärsvärlden än Homer, tar med honom till en klädaffär för att köpa en kostym.
İlgili Sayfalar