yanına ile cümle

yanına kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Telefon görüşmesinden sonra, içi parçalanan Elio şöminenin yanına oturur.Después de colgar, un acongojado Elio se sienta junto al fuego.
Onu Capua'ya davet ettikten sonra, Pandulf onu görevden aldığı Capua başpiskoposunun yanına hapse attı.Tras invitarle a Capua, Pandulfo le encarceló junto con el arzobispo de Capua.
1948’de Heiligenblut/Großglockner’de annesi ve iki kız kardeşinin yanına yerleşti.En el año 1948 vive en Heiligenblut en la región del Großglockner donde vive con su madre y sus dos hermanas.
Halkı kendi yanına çekip, kesin bir zafer elde etmek istiyordu.Su pasión lo impulsaba hacia los varones: pero los quería vigorosos y maduros.
Dawn onların yanına hediye almaya kiminle gideceğini sormak için gider ama hepsi bir işle meşguldür.Dawn necesita ir a comprar un regalo para su hermana pero todos están ocupados.
Stuart'ın yanına gittiğimde ve çatısına çıktığımızda 'Tatlım, ben dans etmek istiyorum.' modundaydık.Cuando iba a casa de Stuart y subía a su desván, era como ‘cariño, quiero bailar’.
Şimdi askerlerinin yanına koş.Pues adelante con mi tropa.
Warren yanına gelir ve ona yapacak çok işleri olduğunu söyler.Holden se marcha diciendo que tiene cosas por hacer.
Yıllar geçer, Çakır bir sipahi olmuştur ve süt annesinin yanına gider.Años atrás, una tormenta de nieve se llevo la vida de su madre.
Ayla, kızıyla beraber akrabalarının yanına gider.Consuela llega a su casa con su familia.
Eudoksia'nın gümüş heykeli, İoannis'in katedralinin yanına dikildi.Una estatua de plata de Eudoxia se erigió cerca de su catedral.
Yaşlı, hizmetçiyi yanına çağırdı.Embarcó junto con su criada.
1687 yılında Yunanistan'dan alınan iki aslan yanına eklendi.Dos leones traídos de Grecia fueron añadidos en 1687 a ambos lados de la puerta.
Gidelim onun yanına.Por favor vete allí.
TARDIS, Xeros adlı gezegendeki Uzay Müzesinin yanına gelir ama bir zaman yörüngesinden atlar.La TARDIS aterriza cerca de un enorme museo espacial en el planeta Xeros, pero se ha saltado hacia el futuro.
Ölülerin yanına standart hale gelmiş gömü hediyeleri konulmaktadır.Era común dejar regalos junto al cadáver.
Şafak vakti yaklaşınca Faust Marguerite'nin hayalini görür ve onun yanına gitmeyi çok arzuılar.Mientras se acerca el amanecer, Fausto tiene una visión de Marguerite y la llama.
Uberto/Kral James Elana yanına gelir ve ona alan aşkını Elena'ya bildirir..Uberto/Jacobo se acerca a Elena y le declara su amor.
Yanına yaklaşıldığında bir kolunu uzatarak durumu inceler.Mientras se acerca a ella, ésta le rompe el brazo.
Desdemona ve Emilia bahçede dolaşmaktayken Cassio Desdemona'nın yanına gelri.Desdémona y Emilia caminan por el jardín, Cassio se acerca a Desdémona.
Bu nokta, yanına geldiği notayı nota değerinin yarısı kadar uzatır.El puntillo aumenta la duración de esa nota en la mitad de su valor original.
Gordon Direniş üyeleriyle beraber, Combine ve striderlar ile savaşır ve Gordon Barney ve Dog'un yanına ulaşır.Gordon se vuelve a encontrar con Barney y Dog.
Müslümanlar ise kendileriyle birlikte Kureyş kabilesini yanına aldı.Bien al contrario, se unieron a ellos.
Chantale, kumsala doğru bakan Hubert'in hemen yanına oturur.Chantale se sienta junto a Hubert con vistas a la playa.
Annesinin yanına döndüğünde, onun yerinde olmadığını fark eder.Al llegar a casa, ve que su madre no está.
Aralık 2001'de Kandahar'daki eşinin yanına gitti.Luego, en marzo de 1999, se fugó de la prisión de Kandahar.
Serginin ardından birkaç aylığına Paris'teki eşinin yanına gitti.En verano con su esposa pasó un mes en París.
Vücudu, Arlington Ulusal Mezarlığı'nda bulunan kardeşi John'un yanına gömüldü.Su cuerpo fue enterrado cerca de su hermano John en el Cementerio Nacional de Arlington.
Kont, onun geçmişini öğrenip yanına alır.El Conde quiere saber su identidad.
Moran, adı kendisi gibi Jacques olan inatçı oğlunu da yanına alarak yola çıkar.Inicia la búsqueda, llevando con él a su hijo recalcitrante, también llamado Jacques.
Kuteybe, bunun üzerine Nizek'i yanına çağırdı ve boynunu vurdu.Después de mover la estera de ella, él le grita y la empuja lejos de su estera.
Renkli çizimi KV-8 (42) – KV-1 taretine makineli tüfeğin yanına ATO-41 model alev makinası takıldı.KV-8 (42) – Un KV-1 equipado con un lanzallamas en la torreta junto a la ametralladora.
İnsanlarca dünyanın dört bir yanına taşınmıştır.UU., trasladándose al resto del mundo.
Herkes onun yanına gelir.En verdad, todos vamos a él.
Daha sonra 624 denek Hawaii'nin dört bir yanına dağıldı.Se reunieron 245 jefes para repartirse las tierras de Hawaii entre sí.
Galaud ona Pelleas'ı yanına alarak onunla birlikte gitmesini tavsiye eder .Golaud le dice que vaya junto con Pelléas a buscarlo.
Blade'i kendi yanına alır.Cuida de Blay.
Yanına gelenlere destan okutturup, şarkı söyletir.A la que más venero con gran cariño voy a cantar.
Daha sonra bilir ki annesinin yanına geri dönemez.Ella tiene miedo que él nunca más se acuerde de la madre de ella.
Ablasının yanına ABD'ye gitmiştir.Emigró junto a su familia a los Estados Unidos.
Ümitsizce diğerlerinin, özellikle Susannah'nın yanına ulaşmak istemektedirler.Con frecuencia intenta hacer todo lo posible por complacer a los demás, especialmente a Suzuna.
Fritz yanına gider ve ona yardım eder.Locke aparece y le ayuda.
William annesinin yanına oturur ve annesi Spike'ı tetikleyen şarkıyı söylemeye başlar.Marie cierra la ventana y canta una nana a su hijo.
İspanyollar, müttefik kabile Tlaxcala'nın yanına geri çekildi.Finalmente los conquistadores pudieron llegar al territorio aliado de Tlaxcala.
Çolak Ağa'ya yaptığı zulümlerin yanına kâr kalmayacağına dair bir de haber göndermiş.Le advirtieron, eso sí, que no dejara entrar a nadie mientras ellos estuvieran en las montañas.
7. sezonun 2. bölümünde Daniel'in dönmesinin ardından halkının yanına gider.En el episodio 25, regresa a su reino.
1995 yılında Rudolf Hess'in ölen eşi de onun yanına gömülmüştür.En 2001, su hermana Vera Constantinovna de Rusia fue enterrada a su lado.
Annesi serbest bırakıldıktan sonra yanına döndü.Era la primera vez que volvía después de su liberación.
Ölü bedeni annesinin yanına bırakıldı.Su cadáver es encontrado por su esposa.
Herkes onun yanına gelir ve onu kutlar.Otros acuden y le patean.
Şeyh İshâk Konya’da Mevlânâ’nın yanına vardığında onu zikr’üs-semâ’yla meşgul buldu.Luego, cuando dejó una porción de ella misma, el Autades la agarró, y eso se convirtió en una deficiencia.
Atın iki yanına asılan kırbalar meşin kovalarla doldurulur, hortum sokarak boşaltılırdı.Dos cavidades en su cabeza probablemente estaban destinadas a recibir los cuernos de un ciervo.
Alex'in yanına gittim konuşmaya çalıştım ama o arkasını dönüp gitti.Haré la cama, Ella dijo, pero se dio la vuelta.
Yanına çeşme yapılmıştır.Después hicieron un cementerio a su lado.
Geri Noriko'nun ve Noren'in yanına giderler.Huye junto a Noriko.
Yanına da bir kartal bırakır.También es representado con un águila que le sobrevuela.
Silah da kapının yanına savrulur.¡Tira el arma hacia aquí!
Neyse ki cenaze levazımatçısı Mr. Sowerberry’nin yanına çırak olarak verilir.El comportamiento agresivo del huérfano es debidamente informado a Mr. Sowerberry y a Mr. Bumble.
Akıcı bir şekilde Fransızca konuştuğunu fark edince jandarmanın yanına geri döner ve ona her şeyi anlatır.Cuando ella le habla en francés, se vuelve loco y le besa todo el brazo.
1900'lü yıllarda eşiyle sorunlar yaşayıp, zaman zaman ülkesine, akrabalarının yanına gitti.Por esos años continuó efectuando viajes con su esposa, dentro y fuera del país.
İlgili Sayfalar