yanına ile cümle

yanına kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Üftade'ye talebe olmak arzusuyla yanına gidince şu cevabı aldı: "Yazıklar olsun ey Kâdı Efendi!Lorsque, en descendant, on lui demanda le résultat de son affaire, il répétait : “Il m'a traité de lâche !”
Toprak mezardaki gömüt başı batıya dönük, sağ yanına hocker (ana rahmindeki gibi) yatırılmıştır.Le confluent de la Queue d'âne (arrivant de la droite) et de la Côle.
Şimdi askerlerinin yanına koş.Debout les officiers.
Audisio yanına gitti ve göğsüne bir kurşun daha sıktı.Il a de nouveau rechargé, et a tiré à nouveau sur sa poitrine.
Ardından seri grubu dünyanın dört bir yanına çekmiştir.Les membres de l'équipe venaient des 4 coins du monde.
Ölmek ve onun yanına gitmek istiyordur.Elle souhaite mourir avec lui.
Sokrates, bu ikisinin yanına gitmek ister.Socrate se retrouve assis entre les deux.
Kızı Sonja Yánez Betancourt ve Şilili eşi Leo Yánez Betancourt ve torunları Roberto’nun yanına yerleşirler.Elle y retrouve sa fille Sonja Betancourt Yánez, son gendre Leo Yánez Betancourt, et leur fils Roberto Yánez.
Bu nokta, yanına geldiği notayı nota değerinin yarısı kadar uzatır.La note pointée augmente de la moitié de sa durée.
Silah da kapının yanına savrulur.Leurs armes sont gravées au-dessus de la porte.
Gable yeniden evlenmesine rağmen 1960 yılında öldüğünde Lombard'ın yanına gömüldü.Malgré son remariage, Clark Gable fut enterré à ses côtés à sa mort en 1960.
Pritchard, Harris'i yanına aldı.Simone embarque Harriet avec eux.
Gidelim onun yanına.On court vers lui.
Haçlılar "San Antoni Kapısı" yanına geri çekildiller.Les Gardes arrivent devant Saint-Antonin.
Mike onu Paula'nın yanına getirir.Tommy part avec Paulie.
Bellick, Dr. Tancredi'nin yanına gider ve ona Fox River Eyalet Hapishanesinde çalışıp çalışamayacağını sorar.Bellick l'a approchée et lui a appris qu'une place de docteur était disponible à la prison de Fox River.
Yaşlı, hizmetçiyi yanına çağırdı.Elle leur envoie alors la servante.
Berlin Duvarı'nın Kasım 1989'da yıkılmasından sonra, duvarın üç parçası anıtın yanına konuldu.Après la chute du Mur de Berlin, trois pièces de béton du mur ont été installés à côté du monument.
Valinor'dan göçerken, Oromë'nin hediyesi olan köpeği Huan'ı da yanına almıştır.Proche du Vala Oromë, celui-ci lui offre le chien Huan.
Farid tekrar Menendez'in yanına gelir.Lip retourne voir Mandy.
Evine çağırırlar, gelir; ama tekrar aslanın yanına gider.Il accomplit sa mission et revient chez lui avec les vers à soie.
Başının iki yanına düşük küçük kulakları vardır.Ils ont deux petites oreilles au sommet de leur tête.
AVM'nin yanına ayrıca Anadolu yakasının en büyük oteli de inşa edilmektedir.À côté de la gare se trouve également le grand hôtel Balmoral.
Kaçanlar bir Katolik papazın yanına sığındılar.Tous deux tentent de s'échapper avec l'aide d'un prêtre.
Aile sorunları nedeniyle Knowles'ın yanına taşınan Kelly Rowland da bu gruba 1992'de dahil oldu.Kelly Rowland, qui déménage dans la maison de Beyoncé en raison de problèmes familiaux, les rejoint en 1991.
Annesi, babasını aramak üzere büyükbabasının yanına gitti, fakat babasının ailesi onlarla hiç ilgilenmedi.Ses parents viennent le rechercher et son père ne lui a pas parlé de tout le trajet.
Yanına gelenlere destan okutturup, şarkı söyletir.En retour, ils danseront et chanteront pour vous.
Orada kocasının ailesinin yanına yerleşir.On couche son corps à côté de l’époux.
Herkes onun yanına gelir ve onu kutlar.Tout le monde s’attrouperait pour le voir et l’honorer.
7. sezonun 2. bölümünde Daniel'in dönmesinin ardından halkının yanına gider.Dans la deuxième saison, son humain est Daniel.
Herkes onun yanına gelir.Tous s'y rendent.
İstanbul'a amcasının yanına yollanır.Il monte ensuite à Paris auprès de son oncle.
Ağabeyinin kendi hakkından vazgeçmesi üzerine, veliaht olarak Sırbistan'daki ailesinin yanına gitti.Son frère Đurađ repart quant à lui en Serbie.
Pluşenko, yalnız başına Mişin'in yanına gitti.Goldorak part immédiatement, seul, à sa rencontre.
Jenny, Forrest’ın yanına geri döner ve bir müddet onunla kalır.Jenny vient retrouver Forrest à Greenbow et emménage avec lui.
Dayım -o da mühendisti- beni yanına alacaktı.Son épouse, également pilote, l'accompagne dans ces missions.
Üniformayı giyerek, sakin bir şekilde, denize gemi indiren askerlerin yanına gitti.Elle entre, déguisée en militaire, escortée de soldats.
Emma ise, çocuklarını da alarak annesinin yanına yerleşmiştir.Abby revient aux urgences en compagnie de sa mère.
Yanına Dwalin, Fili,Kili'yi ve Bilbo'yu alarak orkların başında olan Azog'u öldürmeye gitmektedirler.Les dîmes se partageaient entre le seigneur des lieux, celui de Chissey, le curé et l'évêque.
Athena da Aineas şeklinde kaybolmuştur ve Hera nın yanına gitmiştir.Héléna s’enfuit également, suivie de près par Hermia.
Hutter sonunda karısının yanına gelir.Pour autant, Hank va enfin pouvoir se rapprocher de sa famille.
Ümitsizce diğerlerinin, özellikle Susannah'nın yanına ulaşmak istemektedirler.Il invite les commerçants étrangers, spécialement les Saxons à Liubice.
Fritz yanına gider ve ona yardım eder.Francis vient les aider.
İnsanlarca dünyanın dört bir yanına taşınmıştır.Les quatre ont également voyagé dans le monde entier.
Túrin bu kılıcı, Beleg'i yanlışlıkla öldürdükten sonra yanına almıştı.D'abord, une belle asiatique le secourra après lui avoir tiré dessus par erreur.
Bir süre sonra, Rick en sonunda Hershel'i ailesinin yanına dönmesi gerektiği konusunda ikna eder.Sans plus tarder, Gon part enfin rencontrer son père.
Blade'i kendi yanına alır.Chantal Blaak s'impose seule.
Uçağın koltuğuna oturur, yanına da Alexander oturur.Dans le bus, elle s'assoit à côté de Peter.
Yağmura karşı onun her yanına bir çatı kur!"Et toi, ciel, cesse (de pleuvoir)!"
Ama kısa aralarla yavrunun yanına uğrar.Puis on les voit seuls avec le bébé.
Ozzie ve Alex yeniden arkadaşlarının yanına dönerler.Spike et Alex font leur retour.
Ed, kadınların yanına gelerek işlerinin başına dönmeleri gerektiğini söyler.Elle rentre aux urgences car elle dit avoir besoin de travailler.
Köpek adamın yanına oturdu.El perro de sentó a un lado del hombre.
Tom Mary'nin yanına oturdu.Tom se sentó junto a Mary.
Tom otobüste Mary'nin yanına oturdu.Tom se sentó junto a Mary en el autobús.
Arabamı kapının yanına park ettim.Estacioné mi carro junto al portón.
Çocuk, annesini görünce yanına koşuverdi.Cuando el renegado vio a su madre, se acercó a ella, abrazándola.
1668'de Oxford'u bırakıp Londra'ya, Pall Mall'da oturan kız kardeşi Lady Ranelagh'ın yanına yerleşmiştir.En 1668 parte de Oxford hacia Londres, donde reside en casa de su hermana, lady Ranelagh, en Pall Mall.
Öyle olsaydı her tanrı kendi yarattıklarını yanına alır ve onlardan biri diğerine üstün gelmeye çalışırdı.Si así fuera, cada dios se habría atribuido lo que hubiera creado y unos habrían sido superiores a otros.
Efesli İoannes'e göre, Tiberius her akşam onların yanına gidip, her sabah Büyük Saray'a dönüyordu.De acuerdo con Juan de Éfeso, Tiberio se unía a ellas cada noche y regresaba al Gran Palacio cada mañana.
İlgili Sayfalar