yanına ile cümle

yanına kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ama kısa aralarla yavrunun yanına uğrar.Plötzlich kommt ihr Kind herein.
Onu isyancıların yanına götürür.Außerdem soll er sie zu den Außerirdischen mitnehmen.
Ardından Romeo, Juliet'in yanına yatarak zehri içer ve ölür.Julia erwacht in dem Moment, wo Romeo das Gift trinkt.
Marty'ye geceleyin yanına gelmesini söyler.Rosie lädt James ein, die restliche Nacht bei ihr zu verbringen.
Fritz yanına gider ve ona yardım eder.Francis tritt hinzu und hilft.
Terapi için Almanya'daki akrabasının yanına tedâvi için yollandı.Zur Therapie wurde er nach Deutschland zu seinem Onkel geschickt.
Emily bir süre sonra okulu bırakarak ailesinin yanına döner.Lila kommt eines Tages neu auf die Schule.
İngiliz Savaş Bakanı Lord Kitchener bu isteklerin askeri harekat yanına olumlu yanıt vermişti.Der britische Kriegsminister Lord Kitchener erlässt einen Aufruf zur Freiwilligmeldung zum Kriegsdienst.
Telefon dükkânında Nick'in yanına bir adam yaklaşır.Im Restaurant trifft sie auf Nick.
Hayatta kalanlar ise Simko'ın yanına sığındılar.Die Überlebenden suchten Schutz bei Simko Schikak.
1913 yılından 2013 yılına kadar kullanılan eski San Mamés stadının hemen yanına inşa edilmiştir.Das neue Stadion wurde unmittelbar neben dem alten San Mamés von 1913 errichtet.
Sokrates, bu ikisinin yanına gitmek ister.Sokrates treibt seine beiden Gesprächspartner in die Enge.
Gelmesinden üç ay sonra karısı ve çocukları da yanına geldi.Drei Monate später holte er seine Frau und Kinder nach.
Ateş altından hızla geçebilmesi için paltosunu yanına bıraktırdım ve koşuşturdum.Er zog seine Schuhe aus und kippte den darin befindlichen Sand aus, um besser laufen zu können.
Tuor Ulmo'nun Huzursuzluğunu fark eder ve gemisi Eärrámë ile yanına Idril'i alarak Batıya yelken açar.Tuor selbst liebt das Meer und fährt, als er alt wird, mit Idril in den Westen.
Bu sırada bir grup öğrenci mührün yanına gelir ve bir çeşit ayin yaparlar.Dort treffen sie eine Gruppe Waisenkinder und verbringen etwas Zeit mit ihnen.
Ana Lucia, yine Michael tarafından vurularak öldürülen Libby'nin yanına defnedilir.Hurley ist gerade dabei, eine Beziehung zu Libby aufzubauen, als diese von Michael erschossen wird.
Ned, iki kızı Arya ve Sansa'yı başkente götürmek için yanına alır.Eddards beide Töchter, Sansa und Arya, sollen ihn in die Hauptstadt begleiten.
Sonradan bu yapının yanına modern bir kilise yapıldı.Südlich davon wurde eine moderne Kirche errichtet.
Carlos 2 Ağustos 2005'te Brezilya vatandaşlığının yanına bir de İspanyol vatandaşlığı ekledi.Seit dem 5. Oktober 2006 besitzt er neben der brasilianischen auch die französische Staatsbürgerschaft.
Annesinin yanına döndüğünde, onun yerinde olmadığını fark eder.Bei seiner Rückkehr in die Wohnung muss er feststellen, dass er keinen Schlüssel hat.
Yanına gittim.Dort wo ich ging.
Bir gece Huggins tekrar Maydee'nin yanına gelir.Am 1. Januar traf Edgar erneut auf Maynard.
Rudolf Platte, Berlin'deki Friedhof Wilmersdorf mezarlığına, hanımının yanına defnedildi.Rudolf Platte wurde auf dem Friedhof Wilmersdorf in Berlin neben seiner Frau beerdigt.
Daenerys Tyrion'ı danışmanı olarak yanına alır ve Jorah'ı yine sürgüne gönderir.Er will Tyrion Daenerys als Geschenk anbieten, um ihre Gunst zurückzuerlangen.
Orada kocasının ailesinin yanına yerleşir.Das Mädchen zieht dann zur Familie des Mannes.
Çünkü o zamana kadar bir kızın yanına bile doğru düzgün yanaşamamışlardır.Er hatte mit seinen Vereinswechseln bis dahin nicht wirklich Glück.
Tüm akrabalarını yitirdikten sonra annesinin ailesi yanına taşındı.Andernfalls wären sie alle nach dem Tod ihrer Mutter mittellos geworden.
Ölü bedeni annesinin yanına bırakıldı.Er wurde neben seiner Mutter beigesetzt.
11 yaşında iken Almanya'ya ailesinin yanına gitti.Im Alter von elf Jahren kam sie mit ihrer Familie nach Deutschland.
Yanına bir de hamam yapılmıştır.Ihm ist das Versepos auch gewidmet.
Oğullarını alarak babasının yanına gitti.Mit denen sei sie zu ihrem Vater zurückgefahren.
Buradan derya tercümanı Kalmaki yanına katıp oldu.Wir sprechen von der Stille hier heraußen.
Yanına da Yunan Bayrağı çektiler" şeklinde bir açıklama yapmıştır.Dort trifft er einen Zwerg, der ihm ebenfalls von Lurteun berichtet.
Daha sonra bilir ki annesinin yanına geri dönemez.Er kann es nicht ertragen, dass seine Mutter nicht mehr bei ihm ist.
Barry, Kennedy'nin yanına gider.Das Messer kommt bei Kent an.
Marty koşarak Brown'ın yanına gider.Brad distanziert sich danach von Patrick.
Çocuklara bakacak kimseyi bulamayınca, onları da yanına alarak sınır ötesindeki Meksika'ya gider.Was er dort herausfindet, führt ihn an die US-Grenze zu Mexiko.
Uberto/Kral James Elana yanına gelir ve ona alan aşkını Elena'ya bildirir..Uberto/Giacomo nähert sich Elena und erklärt ihr seine Liebe.
Yanına bir fotoğraf makinesi almayı unutma.N'oublie pas de prendre un appareil photo avec toi.
Senin yanına oturabilir miyim?Puis-je m'asseoir à côté de toi?
Onun yanına oturdu.Il s'assit près d'elle.
İkinci ayna kapının yanına asıldı.Un second miroir est suspendu à côté de la porte.
Affedersin ama senin yanına oturmak istemiyorum.Excuse-moi, mais je ne veux pas m'assoir à côté de toi.
Telefon dükkânında Nick'in yanına bir adam yaklaşır.Nick est approché par un homme dans un magasin de téléphonie.
Edgar Allan Poe 1833'te, aşağı yukarı 23 yaşındayken, West Point'ten ayrıldıktan sonra ailenin yanına taşındı.Edgar Allan Poe s'installe avec la famille en 1833 vers l'âge de 23 ans, après son départ de West Point.
1906 yılında, Sommerfeld Debye'nin kendi yanına asistan olarak Münih'e tayin edilmesini sağladı.En 1906, il accompagne Sommerfeld à Munich comme assistant.
Joker, Vicki Vale'i yanına alıp bir katedralin en üst katına çıkar.Le Joker enlève Vicki et l'emmène au sommet de la cathédrale de la ville.
Sonra yanına onu da alarak kayığına binip uzaklaşır.Cependant, lui y entre pour s'y purifier.
Ölüye ait takılar da kırılıp ezilerek ya kabın içine, ya da yanına bırakılmıştır.Ils sont ensuite tués ou capturés lorsqu’ils tentent de quitter le bâtiment.
Pallas ayrıldıktan sonra Agrippina Narcissus'u yanına çağırır.Après Pallas, Agrippine fait appeler Narcisse.
“Vivien’in yanına gitmek üzere geri döndüm.Puis il part rejoindre Viviane.
Ama gerçekte onlar Sara'nın yanına gitmekteydiler.Sur place, ils ont été rejoints par Sarah.
Ama askerler Doktor'un yanına gider.Les soldats se rallient un par un au Docteur.
Vali Michonne'nin yanına geldiğinde, Michonne, askerlerin ölümü hakkında valiyi sorgulamaya başlar.Une fois le gouverneur arrivé, Michonne l'interroge sur les détails de la mort des soldats.
Destek ayağınızı topun yanına koyun.Les mains sur la table.
Kurosava, Haziran ayında tamamen bitkin ve ev hasreti içinde Japonya'ya ailesinin yanına döndü.Kurosawa, alors épuisé et nostalgique, retourne au Japon dès le mois de juin.
Efesli İoannes'e göre, Tiberius her akşam onların yanına gidip, her sabah Büyük Saray'a dönüyordu.Selon Jean d'Éphèse, Tibère allait leur rendre visite chaque soir puis revenait au Grand Palais le matin venu.
Başka subaylar da onların yanına gelirler.D’autres officiers suivent.
Maddi güdülerden uzak olarak ailesinin yanına dönebilir çünkü artık maddi dürtülerden korkmaz.Détaché du monde, il peut retourner auprès des siens puisqu'il ne craint plus les tentations matérielles.
İlgili Sayfalar