‹Biri yanımdan ayrıldı. Besbelli bir hayvan parçaladı, bir daha göremedim onu.Ten jeden vyšiel odo mňa, a povedal som: Je isté, že ho roztrhala divá zver. A nevidel som ho doteraz.
‹Biri yanımdan ayrıldı. Besbelli bir hayvan parçaladı, bir daha göremedim onu.um saiu de minha casa e eu disse: certamente foi despedaçado, e não o tenho visto mais;
‹Biri yanımdan ayrıldı. Besbelli bir hayvan parçaladı, bir daha göremedim onu.Uno partì da me e dissi: certo è stato sbranato! Da allora non l'ho più visto
‹Biri yanımdan ayrıldı. Besbelli bir hayvan parçaladı, bir daha göremedim onu.Unul a ieşit dela mine, şi cred că a fost sfîşiat negreşit de fiare, căci nu l-am mai văzut pînă astăzi.
‹Biri yanımdan ayrıldı. Besbelli bir hayvan parçaladı, bir daha göremedim onu.και ο εις εξηλθεν απο πλησιον μου και ειπα, Βεβαιως κατεσπαραχθη υπο θηριου και δεν ειδον αυτον εως του νυν
‹Biri yanımdan ayrıldı. Besbelli bir hayvan parçaladı, bir daha göremedim onu.Единият излезе от мене и си рекох: Навярно звяр го е разкъсал; и до сега не съм го видял;
‹Biri yanımdan ayrıldı. Besbelli bir hayvan parçaladı, bir daha göremedim onu.один пошел от меня, и я сказал: верно он растерзан; и я не видал его доныне;
‹Biri yanımdan ayrıldı. Besbelli bir hayvan parçaladı, bir daha göremedim onu.ויצא האחד מאתי ואמר אך טרף טרף ולא ראיתיו עד הנה׃
‹Biri yanımdan ayrıldı. Besbelli bir hayvan parçaladı, bir daha göremedim onu.فخرج الواحد من عندي وقلت انما هو قد افترس افتراسا. ولم انظره الى الآن.
‹Biri yanımdan ayrıldı. Besbelli bir hayvan parçaladı, bir daha göremedim onu.一 個 離 開 我 出 去 了 、 我 說 、 他 必 是 被 撕 碎 了 、 直 到 如 今 我 也 沒 有 見 他
‹Biri yanımdan ayrıldı. Besbelli bir hayvan parçaladı, bir daha göremedim onu.一 個離開 我 出去 了 、 我說 、 他 必是 被 撕碎 了 、 直 到 如今 我 也 沒 有 見他
Bir şeylerin yanlış gittiğini anlayan en iyi arkadaşım Steve benim yanımda olabilmek için저의 절친인 스티브는 뭔가 크게 잘못되었다는 것을 느끼고는
Bir şeylerin yanlış gittiğini anlayan en iyi arkadaşım Steve benim yanımda olabilmek içinMi mejor amigo, Steve, presintiendo que ocurría algo grave, viajó hasta New Haven para estar conmigo.
Bir şeylerin yanlış gittiğini anlayan en iyi arkadaşım Steve benim yanımda olabilmek için New Haven'a geldi.A legjobb barátom, Steve érezte, hogy valami szörnyen nem stimmel, és elrepült hozzám New Havenbe.
Bir şeylerin yanlış gittiğini anlayan en iyi arkadaşım Steve benim yanımda olabilmek için New Haven'a geldi.Il mio migliore amico, Steve, sentendo che qualcosa non andava, prese un aereo per New Haven per stare con me.
Bir şeylerin yanlış gittiğini anlayan en iyi arkadaşım Steve benim yanımda olabilmek için New Haven'a geldi.Mijn beste vriend Steve, die aanvoelde dat het helemaal fout ging, vloog naar New Haven om me bij te staan.
Bir şeylerin yanlış gittiğini anlayan en iyi arkadaşım Steve benim yanımda olabilmek için New Haven'a geldi.Min bästa vän Steve kände att något var fruktansvärt fel, så han flög till New Haven för att vara med mig.
Bir şeylerin yanlış gittiğini anlayan en iyi arkadaşım Steve benim yanımda olabilmek için New Haven'a geldi.Můj nejlepší přítel Steve vycítil, že se děje něco vážného, a přiletěl za mnou do New Havenu.
Bir şeylerin yanlış gittiğini anlayan en iyi arkadaşım Steve benim yanımda olabilmek için New Haven'a geldi.O meu melhor amigo Steve, sentindo que algo estava muito errado, voou até New Haven para estar comigo.
Bir şeylerin yanlış gittiğini anlayan en iyi arkadaşım Steve benim yanımda olabilmek için New Haven'a geldi.Prietenul meu cel mai bun, Steve, simțind că se întâmpla ceva cumplit, a zburat la New Hampton să fie cu mine.
Bir şeylerin yanlış gittiğini anlayan en iyi arkadaşım Steve benim yanımda olabilmek için New Haven'a geldi.Мой лучший друг Стив, почувствовав, что произошло что-то ужасное, прилетел ко мне в Нью-Хейвен.
Bir şeylerin yanlış gittiğini anlayan en iyi arkadaşım Steve benim yanımda olabilmek için New Haven'a geldi.Моят най-добър приятел Стийв, усещайки, че нещо е ужасно погрешно, долетя в Ню Хейвън да бъде с мен.
Bir şeylerin yanlış gittiğini anlayan en iyi arkadaşım Steve benim yanımda olabilmek içinהטוב שבחברי, סטיב, שהרגיש שקרה משהו נורא,
Bir şeylerin yanlış gittiğini anlayan en iyi arkadaşım Steve benim yanımda olabilmek içinصديقي المفضل ستيف، شعر أن هناك خطأ فادح،
Bir şeylerin yanlış gittiğini anlayan en iyi arkadaşım Steve benim yanımda olabilmek için私に何か酷いことが起こったと感じ取って ニューヘブンまで飛んできてくれました
Bir şey olur diye endişelenip tüm gece yanımda kalırsın.Aggódni fogsz, hogy talán történik valami és ezért egész éjszaka mellettem maradsz.
Bir şey olur diye endişelenip tüm gece yanımda kalırsın.وحتى اذا نمت ستكونين قلقة علي, وستبقين الى جانبي
Bir yıl sonra yanımda bir AK-47 Kalaşnikof'la yaşıyordum.1년 후에는 AK-47 로 무장하고,
Bir yıl sonra yanımda bir AK-47 Kalaşnikof'la yaşıyordum.Een jaar later leefde ik met een AK-47.
Bir yıl sonra yanımda bir AK-47 Kalaşnikof'la yaşıyordum.Ein Jahr später mit einer AK-47 an meiner Seite.
Bir yıl sonra yanımda bir AK-47 Kalaşnikof'la yaşıyordum.Eljöttem otthonról. Nem tudon, hogy valaha visszatérek-e.
Bir yıl sonra yanımda bir AK-47 Kalaşnikof'la yaşıyordum.Một năm sau, sống với khẩu AK-47 bên mạn sườn.
Bir yıl sonra yanımda bir AK-47 Kalaşnikof'la yaşıyordum.Rok później żyłem z kałasznikowem AK-47 u boku.
Bir yıl sonra yanımda bir AK-47 Kalaşnikof'la yaşıyordum.Um ano depois, já vivia com uma AK-47 ao lado.
Bir yıl sonra yanımda bir AK-47 Kalaşnikof'la yaşıyordum.Un an mai târziu, trăiam cu o armă AK-47 lângă mine.
Bir yıl sonra yanımda bir AK-47 Kalaşnikof'la yaşıyordum.Un anno dopo, vivo con un AK-47 al mio fianco.
Bir yıl sonra yanımda bir AK-47 Kalaşnikof'la yaşıyordum.Un año después, vivo con una AK-47 a mi costado.
Bir yıl sonra yanımda bir AK-47 Kalaşnikof'la yaşıyordum.Un an plus tard, j'avais un AK-47 dans les mains,
Bir yıl sonra yanımda bir AK-47 Kalaşnikof'la yaşıyordum.А через год уже таскал на плече АК-47.
Bir yıl sonra yanımda bir AK-47 Kalaşnikof'la yaşıyordum.Година по-късно живеех с автомат "Калашников 47" до себе си.
Bir yıl sonra yanımda bir AK-47 Kalaşnikof'la yaşıyordum.אחרי שנה כבר היה לי קלצ'ניקוב.
Bir yıl sonra yanımda bir AK-47 Kalaşnikof'la yaşıyordum.بعدها بسنة، أعيش مع AK-4 (سلاح رشاش) بجانبي.
Bir yıl sonra yanımda bir AK-47 Kalaşnikof'la yaşıyordum.眠る時も 片目は開けたまま
Böylece artık arkadaşlarımın her zaman yanımda taşıyabileceğim koleksiyonuna sahibim.Acum am această colecție de prieteni pe care îi pot lua cu mine oriunde merg.
Böylece artık arkadaşlarımın her zaman yanımda taşıyabileceğim koleksiyonuna sahibim.이 작품에는 라틴어 명명법으로 '인간'을 뜻하는
Böylece artık arkadaşlarımın her zaman yanımda taşıyabileceğim koleksiyonuna sahibim.Nu heb ik een verzameling vrienden die ik overal kan meenemen.
Böylece artık arkadaşlarımın her zaman yanımda taşıyabileceğim koleksiyonuna sahibim.(Risos) Tenho agora uma coleção de amigos que podem andar sempre comigo.
Böylece artık arkadaşlarımın her zaman yanımda taşıyabileceğim koleksiyonuna sahibim.Tehát már megvan a barátaim gyűjteménye, bárhova magammal vihetem őket.
Böylece artık arkadaşlarımın her zaman yanımda taşıyabileceğim koleksiyonuna sahibim.Teraz mam kolekcję przyjaciół, którą mogę wszędzie zabrać ze sobą.
Böylece artık arkadaşlarımın her zaman yanımda taşıyabileceğim koleksiyonuna sahibim.Thế là giờ tôi có bộ sưu tập bạn bè tôi có thể mang bộ sưu tập này đi bất cứ đâu.
Böylece artık arkadaşlarımın her zaman yanımda taşıyabileceğim koleksiyonuna sahibim.Так что теперь у меня есть коллекция моих друзей, которую я могу взять с собой куда угодно.
Böylece artık arkadaşlarımın her zaman yanımda taşıyabileceğim koleksiyonuna sahibim.אז עכשיו יש לי את האוסף הזה של החברים שלי שאני יכול לקחת איתי לכל מקום שאליו אני הולך,
Böylece artık arkadaşlarımın her zaman yanımda taşıyabileceğim koleksiyonuna sahibim.الآن لدى هذه المجموعة من أصدقائي والتي يمكنني أخذها معي أينما ذهبت،
Böylece artık arkadaşlarımın her zaman yanımda taşıyabileceğim koleksiyonuna sahibim.友達コレクションができたわけです ラテン語の学名分類法に基づいて
‹‹Bu bir haftayı tamamla, Raheli de sana veririz. Yalnız ona karşılık yedi yıl daha yanımda çalışacaksın.››Izpolni njen teden; potem ti damo tudi ono za službo, ki jo boš opravljal pri meni še drugih sedem let.
‹‹Bu bir haftayı tamamla, Raheli de sana veririz. Yalnız ona karşılık yedi yıl daha yanımda çalışacaksın.››이를 위하여 칠일을 채우라 우리가 그도 네게 주리니 네가 그를 위하여 또 칠년을 내게 봉사할지니라
‹‹Bu bir haftayı tamamla, Raheli de sana veririz. Yalnız ona karşılık yedi yıl daha yanımda çalışacaksın.››La nu Leas bryllups-uke gå til ende, så vil vi også gi dig den andre, hvis du vil tjene hos mig i syv år til.
‹‹Bu bir haftayı tamamla, Raheli de sana veririz. Yalnız ona karşılık yedi yıl daha yanımda çalışacaksın.››Vyplň týden této; dámeť potom i tuto za službu, kterouž sloužiti budeš u mne ještě sedm let jiných.
‹‹Bu bir haftayı tamamla, Raheli de sana veririz. Yalnız ona karşılık yedi yıl daha yanımda çalışacaksın.››Vyplň týždeň tejto, a potom ti dáme i túto za službu, ktorú budeš slúžiť u mňa, ešte druhých sedem rokov.
‹‹Bu bir haftayı tamamla, Raheli de sana veririz. Yalnız ona karşılık yedi yıl daha yanımda çalışacaksın.››Wytrwaj z tą tydzień, a dam ci i tę za służbę, którą mi będziesz służył jeszcze drugie siedem lat.