‹‹Babası ona, ‹Oğlum, sen her zaman yanımdasın, neyim varsa senindir› dedi.А той му каза: Синко ти си винаги с мене, и всичко мое твое е.
‹‹Babası ona, ‹Oğlum, sen her zaman yanımdasın, neyim varsa senindir› dedi.Він же рече йому: Дитино, ти: все зо мною єси, і все, що моє, твоє;
‹‹Babası ona, ‹Oğlum, sen her zaman yanımdasın, neyim varsa senindir› dedi.Он же сказал ему: сын мой! ты всегда со мною, и все мое твое,
‹‹Babası ona, ‹Oğlum, sen her zaman yanımdasın, neyim varsa senindir› dedi.ויאמר אליו בני אתה תמיד עמדי וכל אשר לי לך הוא׃
‹‹Babası ona, ‹Oğlum, sen her zaman yanımdasın, neyim varsa senindir› dedi.فقال له يا بنيّ انت معي في كل حين وكل ما لي فهو لك.
‹‹Babası ona, ‹Oğlum, sen her zaman yanımdasın, neyim varsa senindir› dedi.父 親 對 他 說 、 兒 阿 、 你 常 和 我 同 在 、 我 一 切 所 有 的 、 都 是 你 的
‹‹Babası ona, ‹Oğlum, sen her zaman yanımdasın, neyim varsa senindir› dedi.父親對 他 說 、 兒阿 、 你 常 和 我 同在 、 我 一切 所有 的 、 都 是 你的
Bağırdığımı duyunca giysisini yanımda bırakıp dışarı kaçtı.››A gdy usłyszał, żem wyniosła głos mój, i zawołała, zostawiwszy szatę swoję u mnie, uciekł, i wyszedł precz.
Bağırdığımı duyunca giysisini yanımda bırakıp dışarı kaçtı.››A když uslyšel, že jsem hlasu svého pozdvihla a křičela, nechav roucha svého u mne, utekl a vyšel ven.
Bağırdığımı duyunca giysisini yanımda bırakıp dışarı kaçtı.››e ouvigiu-se para ela no caminho, e disse: Vem, deixa-me deixou, aqui a sua capa e fugiu, escapando para fora.
Bağırdığımı duyunca giysisini yanımda bırakıp dışarı kaçtı.››És lõn, a mint hallja vala, hogy fenszóval kezdék kiáltani, ruháját nálam hagyá és elfuta és kiméne.
Bağırdığımı duyunca giysisini yanımda bırakıp dışarı kaçtı.››in ko je slišal, da sem zagnala glas in klicala, je pustil obleko svojo poleg mene in pobegnil in šel iz hiše.
Bağırdığımı duyunca giysisini yanımda bırakıp dışarı kaçtı.››Ja kun hän kuuli minun kirkaisevan ja huutavan, jätti hän vaippansa viereeni, pakeni ja riensi ulos."
Bağırdığımı duyunca giysisini yanımda bırakıp dışarı kaçtı.››그가 나의 소리질러 부름을 듣고 그 옷을 내게 버려두고 도망하여 나갔느니라 하고
Bağırdığımı duyunca giysisini yanımda bırakıp dışarı kaçtı.››og da han hørte, at jeg gav mig til at råbe, lod han sin Kappe blive hos mig og flygtede ud af Huset!"
Bağırdığımı duyunca giysisini yanımda bırakıp dışarı kaçtı.››og da han hørte at jeg satte i å rope, lot han sin kappe efter sig hos mig og flyktet ut av huset.
Bağırdığımı duyunca giysisini yanımda bırakıp dışarı kaçtı.››Şi, cînd a văzut că ridic glasul şi strig, şi -a lăsat haina lîngă mine şi a fugit afară.``
Bağırdığımı duyunca giysisini yanımda bırakıp dışarı kaçtı.››Und da er hörte, daß ich ein Geschrei machte und rief, da ließ er sein Kleid bei mir und lief hinaus.
Bağırdığımı duyunca giysisini yanımda bırakıp dışarı kaçtı.››Vừa khi nó nghe ta cất tiếng la, thì tuột áo lại bên ta, chạy trốn ra ngoài.
Bağırdığımı duyunca giysisini yanımda bırakıp dışarı kaçtı.››Vừa khi nó nghe ta cất_tiếng la , thì tuột áo lại bên ta , chạy trốn ra ngoài .
Bağırdığımı duyunca giysisini yanımda bırakıp dışarı kaçtı.››Waktu mendengar teriakan saya, ia lari ke luar dan jubahnya tertinggal.
Bağırdığımı duyunca giysisini yanımda bırakıp dışarı kaçtı.››Y él, viendo que yo alzaba la voz y gritaba, dejó a mi lado su manto, se escapó y salió afuera
Bağırdığımı duyunca giysisini yanımda bırakıp dışarı kaçtı.››και ως ηκουσεν οτι υψωσα την φωνην μου και εβοησα, αφησας το ιματιον αυτου παρ' εμοι εφυγε και εξηλθεν εξω.
Bağırdığımı duyunca giysisini yanımda bırakıp dışarı kaçtı.››А той, като чу, че извиках с висок глас, остави дрехата си при мене и избяга та излезе вън.
Bağırdığımı duyunca giysisini yanımda bırakıp dışarı kaçtı.››и он, услышав, что я подняла вопль и закричала, оставил у меня одежду свою, и побежал, и выбежал вон.
Bağırdığımı duyunca giysisini yanımda bırakıp dışarı kaçtı.››ויהי כשמעו כי הרימתי קולי ואקרא ויעזב בגדו אצלי וינס ויצא החוצה׃
Bağırdığımı duyunca giysisini yanımda bırakıp dışarı kaçtı.››وكان لما سمع اني رفعت صوتي وصرخت انه ترك ثوبه بجانبي وهرب وخرج الى خارج
Bağırdığımı duyunca giysisini yanımda bırakıp dışarı kaçtı.››他 聽 見 我 放 聲 喊 起 來 、 就 把 衣 裳 丟 在 我 這 裡 、 跑 到 外 邊 去 了
Bağırdığımı duyunca giysisini yanımda bırakıp dışarı kaçtı.››他 聽見 我 放 聲喊 起來 、 就 把 衣裳 丟 在 我 這裡 、 跑到 外邊 去了
Ben askere gidince onu da yanımda götüreceğim.Il iau cu mine cand plec.
Ben askere gidince onu da yanımda götüreceğim.Ketika aku menerima wajib militer, aku akan membawanya bersamaku.
Ben askere gidince onu da yanımda götüreceğim.Khi anh có giấy gọi, anh sẽ mang cậu ấy theo.
Ben askere gidince onu da yanımda götüreceğim.Kiedy dostanę pobór, zabiorę go ze mną.
Ben askere gidince onu da yanımda götüreceğim.내 입대할때, 내가 내가 얘 데리고 갈께. 내가
Ben askere gidince onu da yanımda götüreceğim.När jag ska till lumpen ska jag ta med honom med mig.
Ben askere gidince onu da yanımda götüreceğim.Quand je reviendrai, je l'emmènerai avec moi.
Ben askere gidince onu da yanımda götüreceğim.Quando mi arruolerò, lo porterò con me.
Ben askere gidince onu da yanımda götüreceğim.Wanneer ik opgeroepen word voor het leger, dan zal ik hem met me meenemen.
Ben askere gidince onu da yanımda götüreceğim.Wenn ich eingezogen werde,werde ich ihn mit mir mitnehmen.
Ben askere gidince onu da yanımda götüreceğim.Όταν στρατολογηθώ, θα τον πάρω μαζί μου.
Ben askere gidince onu da yanımda götüreceğim.Когда меня призовут, я возьму его с собой.
Ben askere gidince onu da yanımda götüreceğim.عندما سأذهب لأداء الخدمة العسكرية, سيأتي معي
Ben askere gidince onu da yanımda götüreceğim.本当ですか?
Ben böyle yetiştirildim. Bu yüzden yanımdayken ne kadar sinirli olursan ol, katlan.Aku dibesarkan seperti ini, jadi kalau kau gugup dekat aku kau harus menghadapinya
Ben böyle yetiştirildim. Bu yüzden yanımdayken ne kadar sinirli olursan ol, katlan.Byl jsem takhle vychovaný, takže i když jsi ze mě vyděšená k smrti, vypořádej se s tím.
Ben böyle yetiştirildim. Bu yüzden yanımdayken ne kadar sinirli olursan ol, katlan.Engem így neveltek, szóval ha halálra idegesítem, akkor is bírja ki.
Ben böyle yetiştirildim. Bu yüzden yanımdayken ne kadar sinirli olursan ol, katlan.Меня так воспитали, так что даже если тебе со мной неуютно - потерпи.
Ben böyle yetiştirildim. Bu yüzden yanımdayken ne kadar sinirli olursan ol, katlan.لقد تربيتُ على هذه الطريقة , لذا حتى لو توترتي حتى الموت كونكِ قربي عليكِ أن تحتملي ذلك
Ben de kendi iskemlemi satin alip surekli yanimda tasimayi akil edene kadar senemin cogunu ayakta gecirdim.Aż do momentu gdy kupiłem swój własny taboret i nosiłem go wszędzie ze sobą.
Ben de kendi iskemlemi satin alip surekli yanimda tasimayi akil edene kadar senemin cogunu ayakta gecirdim.저는 결국 제 전용 의자를 들고 다니기 전까지 일 년 동안 꽤 오랜 시간을 서서 보내야 했습니다.
Ben de kendi iskemlemi satin alip surekli yanimda tasimayi akil edene kadar senemin cogunu ayakta gecirdim.Zato sem velik del leta preživel stoje, dokler si nisem kupil lastnega stola, ki sem ga nosil s seboj.
Ben de kendi iskemlemi satin alip surekli yanimda tasimayi akil edene kadar senemin cogunu ayakta gecirdim.ויצא שהייתי צריך לעמוד בחלק גדול של השנה עד שקניתי לעצמי כיסא והסתובבתי איתו.
Ben de kendi iskemlemi satin alip surekli yanimda tasimayi akil edene kadar senemin cogunu ayakta gecirdim.و كان علي ان امضي معضم السنة واقفا حتى اشتريت كرسي الخاص و حملته معي.
Ben de kendi iskemlemi satin alip surekli yanimda tasimayi akil edene kadar senemin cogunu ayakta gecirdim.我要在那一年中站了不少時間。 直至我買給自己可以隨身攜帶的椅子。
Ben de kendi iskemlemi satin alip surekli yanimda tasimayi akil edene kadar senemin cogunu ayakta gecirdim.自分用の椅子を買い持ち歩くようになるまでは ある時、天地創造論者に会い
Benimle konuşan melek yanımdan ayrılınca başka bir melek onu karşılamaya çıktı.A aj, když anděl ten, kterýž mluvil se mnou, vycházel, jiný anděl vycházel jemu vstříc.
Benimle konuşan melek yanımdan ayrılınca başka bir melek onu karşılamaya çıktı.A hľa, anjel, ktorý hovoril so mnou, vychádzal, a iný anjel vychádzal oproti nemu
Benimle konuşan melek yanımdan ayrılınca başka bir melek onu karşılamaya çıktı.Daarna liep de engel die met mij sprak, een andere engel tegemoet die in zijn richting kwam.
Benimle konuşan melek yanımdan ayrılınca başka bir melek onu karşılamaya çıktı.Då fick jag se ängeln som talade ned mig komma fram, och en annan ängel kom emot honom.
Benimle konuşan melek yanımdan ayrılınca başka bir melek onu karşılamaya çıktı.E eis que saiu o anjo que falava comigo, e outro anjo lhe saiu ao encontro,