Ana içeriğe geç
Sözlük

yan yan ile cümle

yan yan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bu resimde senin yanında oturan kim?Who's that sitting next to you in this picture?
Tom kapının yanındaki sınıfın arkasında oturmayı seviyor.Tom likes to sit in the back of the classroom next to the door.
Tom kolunu Mary'ye koydu ve onu yanağından öptü.Tom put his arm around Mary and kissed her cheek.
O, yanan yanaklarını genç adamın kucağında sakladı.She hid her burning cheeks in the bosom of the young man.
Gecenin geri kalanını onun yanında geçirdim.I spent the rest of the night besides her.
Tom'un adresi Mary'nin yanında yoktu.Mary didn't have Tom's address with her.
Bir altıgenin altı yanı var.A hexagon has six sides.
Komşumuz üç tane Porsche sahibi, yani o zengindir.Our neighbor owns three Porsches, so he's rich.
Bir bardak çaya ne dersin? Yani, çok meşgul değilsen.What would you say to a cup of tea? That is, if you're not too busy.
Kalabalık güvenli bir mesafeden yangını izledi.The crowd watched the fire from a safe distance.
Sana yanımda bir koltuk ayırdım.I've saved you a seat next to me.
Mavi gök, denize yansıyor.The blue sky is reflected in the sea.
Gezideyken her zaman yanımda bir iğne taşırım.I always carry a needle with me when I travel.
Yangın sigortan var mı?Do you have fire insurance?
Orman yangınının dumanı çok uzaktan görüldü.The smoke from the forest fire was seen from very far away.
Restoranın aynasına yansımış denizi gördük.We saw the sea reflected in the mirror of the restaurant.
Onlar beş ya da altı gün içinde bize yanıtı verecekler.They will give us the answer in five or six days.
Bu paragraf iyi yazılmış ama son cümlede bir yanlışlık var.This paragraph is well written, but there is a mistake in the last sentence.
Mektubumu yanıtla yoksa artık sana yazmayacağım.Answer my letter or I will not write to you anymore.
Tom gazete büfesinin yanında.Tom is near the newsstand.
Onun düşünmek için zamana ihtiyacı var. O sana yanıtını yarın verebilir mi?She needs time to think. Can she give you her answer tomorrow?
Onlar krize yanıt vermek için para sıkıntısı çekiyorlar.They are short of money to respond to the crisis.
O, kız kardeşinin yanında oturuyor.He's sitting beside his sister.
Tom yaptığımın yanlış olduğunu düşünüyor.Tom thinks what I did was wrong.
Onu yanında eve götürmezsen, bu yemek sadece boşa gidecek.This food will just go to waste if you don't take it home with you.
Bak! Araba yanıyor!Look! The car is on fire!
Yanlış cümlelere "@change" etiketini eklemeyi unutma.Don't forget to add the tag "@change" to incorrect sentences.
O, titrek bir sesle yanıtladı.He answered with a shaky voice.
Yangını duyduğundan eminim.I'm sure you've heard about the fire.
Belki tarihi yanlış aldın.Maybe you got the date wrong.
Hiçbir şey yanlış değildi.Nothing was wrong.
Yanan bir şey var.There's something burning.
Yanlış bir şey yapmıyorsun.You're doing nothing wrong.
Yanlış bir şey mi yapıyorum?Am I doing something wrong?
Hiçbir şeyin yanlış olmadığından emin misin?Are you sure nothing's wrong?
Tom yanlış bir şey yapmadığını söylüyor.Tom says he did nothing wrong.
Yanlış herhangi bir şey yapmıyoruz.We aren't doing anything wrong.
Açıkça yanlış bir şey var.There's clearly something wrong.
Tom yanlış bir şey yaptığımı düşünüyor.Tom thinks I did something wrong.
Bu bir şeyin yanması gibi kokuyor.It smells like something's burning.
Bununla ilgili yanlış bir şey var mı?Is there something wrong with this?
Onunla ilgili yanlış hiçbir şey görmüyorum.I don't see anything wrong with it.
Planda hiçbir yanlış yok.There's nothing wrong with the plan.
Hafızamda yanlış bir şey yok.There's nothing wrong with my memory.
Arabanda yanlış bir şey yoktu.There was nothing wrong with your car.
Tom hiçbir şey yanlış değilmiş gibi davranmaya çalıştı.Tom tried to act like nothing was wrong.
Burada kesinlikle yanlış olan bir şey var.There's something definitely wrong here.
Burada kesinlikle yanlış bir şey var.There's definitely something wrong here.
Planında yanlış bir şey görmüyorum.I don't see anything wrong with your plan.
Tom hâlâ yanlış bir şey yapmadığını söylüyor.Tom still says that he didn't do anything wrong.
Yaptığında yanlış bir şey görmüyorum.I don't see anything wrong with what you're doing.
Her dilde yanlış arkadaşlar vardır.There are false friends in every language.
İlk izlenimler genellikle yanıltıcı olabilir.First impressions can often be misleading.
Yanında çocuklarının resimleri var mı?Do you have pictures of your kids with you?
Biz hep tüm yanlış yerlerde arıyoruz.We've been looking in all the wrong places.
Bunu yanlış yapıyoruz.We're doing this wrong.
Yanlış şeyi yapıyoruz.We're doing the wrong thing.
Biz yanlış kattayız.We're on the wrong floor.
Biz yan daireye taşınıyoruz.We're moving in next door.
Onu yanımızda götüreceğiz.We'll take it with us.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod