Tom yan odada gürültü duydu.Tom heard noise in the next room.
Tom'un yanında sadece üç doları vardı.Tom had only three dollars with him.
Tom'un vücudunun her yanında çürükleri vardı.Tom had bruises all over his body.
Tom'u ilk kez gördüğümde evimin yanındaki parkta bir bankta oturuyordu.The first time I saw Tom, he was sitting on a bench in the park near my home.
Tom İngilizcenin yanı sıra Fransızca da konuşur.Tom speaks French as well as English.
Tom onun uyumasını izleyerek Mary'nin yatağının yanında bir koltuğa oturdu.Tom sat in a chair next to Mary's bed, watching her sleep.
Tom yan odada uyuyor.Tom is sleeping in the next room.
Tom, yan odada, biraz uyumaya çalışıyor.Tom is in the next room trying to get some sleep.
Bu yanlış yer olmalı.This must be the wrong place.
Burası muhtemelen yanlış yerdir.This is likely the wrong place.
Bu muhtemelen yanlış yerdir.This is probably the wrong place.
Ben yanlışlıkla Lady Gaga CD'min üzerine bastım ve onu kırdım!I stepped on my Lady Gaga CD by mistake and broke it!
Tom'un yan odada güldüğünü duydum.I heard Tom laughing in the next room.
Yanlış hesapladığımı düşünüyorum.I think I miscalculated.
Sanırım yanlış hesapladım.I think I miscalculated.
Tom önümüzdeki üç hafta boyunca, Boston'daki akrabalarının yanında kalıyor.Tom is staying with his relatives in Boston for the next three weeks.
Yanında öğle yemeği getirmeliydin.You should've brought lunch with you.
Bir şey yanlış giderse onların aramasını umalım.Let's hope they call you if something goes wrong.
Bana yanıldığımı söyle.Tell me I'm wrong.
Bana neyi yanlış yaptığımı söyle.Tell me what I did wrong.
Yani, henüz Tom'a söyledin mi?So, have you told Tom yet?
Neyin yanlış olduğunu söyleyebilir misin?Can you tell what's wrong?
Tom bana yangından bahsetti.Tom told me about the fire.
Lütfen bana neyin yanlış olduğunu söyle.Please tell me what's wrong.
Tom'a Mary'yi yanında getirmesini söyle.Tell Tom to bring Mary along.
Tom yanılmıştı ve ben ona öyle söyledim.Tom was wrong and I told him so.
Hava o gün soğuktu, ve bunun yanı sıra, yağmur yağıyordu.The weather was cold that day, and besides, it was raining.
Tom'a yangından bahsettin mi?Did you tell Tom about the fire?
Tom sana yangından bahsetti mi?Did Tom tell you about the fire?
Tom, sorularını yanıtlamamı söyledi.Tom told me to answer your questions.
Tom bana bir şeyin yanlış olduğunu söyledi.Tom told me that something was wrong.
Şimdi sana söylediğim şeyin yanlış olduğunu biliyorum.I now know what I told you was wrong.
Bana neyin yanlış gittiğini anladığını söyle.Tell me you understand what went wrong.
Eğer yanılmıyorsam Tom eğleniyor.As far as I can tell, Tom is having fun.
Tom yanlış bir şey olduğunu söyleyebilir.Tom could tell there was something wrong.
Tom çocuklarına çalmanın yanlış olduğunu söyledi.Tom told his children it was wrong to steal.
Doğru ile yanlışı ayırt edebilmek her zaman çok kolay değildir.It's not always so easy to tell right from wrong.
Bana yaptığının yanlış olduğunu anladığını söyle.Tell me you understand that what you did was wrong.
Tom bana otelin yanındaki restoranda onunla buluşmamı söyledi.Tom told me to meet him at the restaurant next to the hotel.
Şimdi senin evin yanındaki lisede öğretmenlik yaptığımı sana söyledim mi?Did I tell you I now teach at the high school near your house?
Sen yanlış bir şey yapmadın.You did nothing wrong.
O benim yanıma oturdu.She sat down next to me.
Tom benim yanıma oturdu.Tom sat down next to me.
Şirket yorum için taleplere hemen yanıt vermedi.The company didn't immediately respond to requests for comment.
Gel, yanımda otur.Come, sit by me.
Tom yanıma oturdu.Tom sat next to me.
Tom'un yanına oturabilir miyim?Can I sit next to Tom?
Tom'un yanına oturdum.I sat down next to Tom.
Tom benim yanımda oturuyordu.Tom was sitting next to me.
Şöminenin yanında oturalım.Let's sit by the fireplace.
Tom Mary'nin yanında oturuyor.Tom is sitting next to Mary.
Tom Mary'nin yanında oturuyordu.Tom was sitting next to Mary.
Benim yanımda oturmaya gelmelisin?You should come sit next to me.
Tom Mary'nin yanına oturmak istiyordu.Tom wanted to sit next to Mary.
Tom Mary'nin yanında yere oturdu.Tom sat on the floor next to Mary.
Tom Mary'nin yanındaki sandalyeye oturdu.Tom sat in the chair next to Mary.
Tom ve Mary yan yana oturuyorlar.Tom and Mary are sitting side by side.
Tom geçen pazar kilisede Mary'nin yanında oturdu.Tom sat beside Mary in church last Sunday.
Belki pencerenin yanındaki bir masada oturabiliriz.Maybe we can sit at a table near the window.
Tom ve Mary birbirlerinin yanında oturuyorlardı.Tom and Mary were sitting next to each other.