Ana içeriğe geç
Sözlük

yan yan ile cümle

yan yan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Seni kapının yanında bekleyeceğim.We'll wait for you near the gate.
Çok az ortak yanımız var.We have very little in common.
Biz yanlış şey yaptık.We did the wrong thing.
Bu belli ki sadece büyük bir yanlış anlama.This is obviously just a big misunderstanding.
Bu tamamen büyük bir yanlış anlama.It's all a big misunderstanding.
Yanlış yöne gidiyorsun.You're going the wrong direction.
O yanlış bir ikilem.That is a false dichotomy.
Gözyaşları onun yanaklarından aşağı doğru yuvarlandı.Tears began to roll down her cheeks.
Bazen yanlış şeyi yapmak doğru şeydir.Sometimes, doing the wrong thing is the right thing.
Onu yanıtlayabilir misin?Can you answer it?
Neyse ki yangında kimse ölmedi.Luckily, nobody was killed in the fire.
Ben yanlış bir şey yaptığımı biliyorum.I know I did the wrong thing.
Ben yanlış bir şey yaptım.I've done the wrong thing.
Evimin yanındaki bir mağazada ihtiyacım olan şeyi alabilirim.I can buy what I need at a store near my house.
Onu yanlış anladın.You got it wrong.
Onu yanıtlayabilirsin.You can answer it.
Göz damlamı yanımda getirmeliydim.I should have taken my eye drops with me.
O, eşi ateşin yanında pişirirken, oturup okudu.He sat down and read while his wife was cooking by the fire.
Sanırım ben yanlış Tom'la evlendim.I think I married the wrong Tom.
Yanlış kişi ile evlendiğimi düşünüyorum.I think I married the wrong person.
Onu yanlış yaptın.You've done it wrong.
Bunu yanlış anladın.You got it all wrong.
Onu yapmanın yanlış olduğunu biliyorsun.You know it's wrong to do that.
Bazı uzmanlara göre, konuşulan dil çok az sayıda yan cümleler kullanır.According to some experts the spoken language uses few subordinate clauses.
Yanıtın "hayır" olması gerekecek.The answer is going to have to be "no."
Tom'un yan dairesindeki adam oldukça garip.The man in the flat next to Tom is quite odd.
Tom'un yanında yaşayan adam oldukça tuhaf.The man who lives next to Tom is quite peculiar.
O film önemli tarihsel olayların son derece yanlış bir tasviriydi.That film was an extremely inaccurate portrayal of key historical events.
Bunu yanlış anlama.Don't take it wrong.
Onun sesi koridorda yankılandı.Her voice echoed in the hallway.
" 'E' İspanyolca bir kelime değildir." "Evet, öyle. Sen yanılıyorsun.""'E' is not a Spanish word." "Yes, it is. You're mistaken."
Onu yanında götüremezsin.You can't take that with you.
Onu yanında götürebilirsin.You can take that with you.
Yanlış bir dönüş yaptın.You made a wrong turn.
Yangını görmeliydin.You should've seen the fire.
Onu yanında götürmelisin.You should take it with you.
Onun ölümünden bu yana iki yıl geçti.Two years have passed since he died.
"Şimdi Roma'da mı yaşıyorsun?" "Evet, biz temmuz ayından bu yana orada yaşıyoruz.""Do you live in Rome now?" "Yes, we've been living there since July."
Tom her şey yanlış gidiyor gibi göründüğünde bir yardım eli uzatır.Tom lends a helping hand when everything seems to be going completely wrong.
Soruyu yanıtlıyorum.I answer the question.
Şimdi yanlış olan ne?What's wrong now?
O bir yanlış anlamaydı!That was a misunderstanding!
Tom'un yaptığı yanlıştı.What Tom did was wrong.
Lütfen Tom'u yanında götür.Please take Tom with you.
Sanırım Mary'nin yanında duran adam Tom'dur.I think the guy standing next to Mary is Tom.
Tom yanaktan bir öpücükle Mary'yi uyandırdı.Tom woke Mary up with a kiss on the cheek.
Hafızam beni yanıltmıyorsa bu birbirimizle ilk tanıştığımız yer.If memory serves me right, this is where we first met each other.
Hafızam beni yanıltmıyorsa, Tom ve Mary 2003 yılının ekim ayında evlendi.If my memory serves me right, Tom and Mary got married in October of 2003.
Sen yanlış yoldasın.You're on the wrong road.
O bir barış yanlısı.He's a pacifist.
Ben hiç yanılmadım.I've never been wrong.
Yanlış boyut aldım.I bought the wrong size.
Ethel'in tek yanıtı derin bir iç çekmekti.A deep sigh was Ethel's only response.
Kuyruğunun üzerinde oturan büyük bir köpek, yangını izliyordu.A big dog, sitting on its tail, was watching the fire.
Onun gri ve cansız gözleri, iki sıcak kömür gibi yandı.His grey and lifeless eyes burned like two hot coals.
Tom yanlışlıkla şekeri tuzla karıştırdı.Tom mistook the sugar for salt.
Benim hakkımda yanlış bir izlenim almanızı istemem.I wouldn't want you to get the wrong impression about me.
Yanlış bir şey yaptığımı sanmıyorum.I don't think I've done anything wrong.
Kulağıma "Seni seviyorum" diye fısıldayıp ardından beni yanağımdan öptü.He whispered "I love you" into my ear and then kissed me on the cheek.
Yangın bütün köyü yaktı.The fire burned down the whole village.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod