Tom bir yangın söndürme cihazı bulamadı.Tom couldn't find a fire extinguisher.
Tom'la ilgili yanlış bir şey yok.There's nothing wrong with Tom.
Yanlış bir şey var gibi görünüyor.There seems to be something wrong.
Hava yolu yanlışlıkla bavulumu Boston'a gönderdi.The airline sent my suitcase to Boston by mistake.
Tom bazen şeyleri yanlış alır.Sometimes Tom gets things wrong.
Dün gece Park Street'te bir yangın olduğunu duydum.I heard there was a fire on Park Street last night.
Polise göre yangın kasıtlı olarak çıkarıldı.Police think the fire was deliberately lit.
Açıkçası bir tür yanlış anlama var.There's obviously been some sort of misunderstanding.
Yangını kim başlattı?Who started the fire?
Yangını ne başlattı?What started the fire?
Yangın hızla yayıldı.The fire spread rapidly.
Ben her zaman sorun durumunda hep yanında olacağım.I'll always stand by you in case of trouble.
Eğer dünyada hiçbir şey yanlış olmasaydı, bize yapacak hiçbir şey olmayacaktı.If there was nothing wrong in the world there wouldn't be anything for us to do.
Neyi yanlış yapıyorum?What am I doing wrong?
Şiddetli yangınlar kısa sürede kendilerini tamamen yakarlar.Violent fires soon burn out themselves.
Beni yanlış anlama, sana hiçbir şey için söz vermiyoruz.Don't misunderstand me, we aren't promising you anything.
Sen yanlış bir şey söyleyinceye kadar kimse dinlemez.Nobody listens until you say something wrong.
Gözlerimde biraz şampuan var ve o yanıyor.I got some shampoo in my eyes and it stings.
Küçük bir kız yavru bir kediyle yanıma oturdu.A little girl with a kitten sat near me.
İntiharın yanlış olduğuna inanıyorum.I believe that suicide is wrong.
Bir yanlış var ama ne olduğunu bilmiyorum.Something's wrong, but I don't know what.
Tom boş odaya girdi ve hemen küllükte yanan bir sigara fark etti.Tom entered the empty room and immediately noticed a lit cigarette in the ashtray.
Bir şeyin yanlış olduğunu ne zaman anladın?When did you realize something was wrong?
Tom, Mary'ye kasten yanlış kitap verdi.Tom gave Mary the wrong book deliberately.
Tom hastalığından sonra okyanusun yanında iyileşti.Tom convalesced near the ocean after his illness.
Marangoz, aletlerini yanında getirdi.The carpenter brought his tools along.
Tom anahtarı çevirdi ve ışıklar yanmaya başladı.Tom flipped the switch and the lights came on.
Bazı konuşmalar, hata ve yanlış anlamaları açığa çıkarıyor.Some conversations clarify mistakes and misunderstandings.
Tom penceresindeki yansımasına bakarak orada oturdu.Tom just sat there, looking at his reflection in the window.
Ben ev numarasını yanlış aldım.I got the house number wrong.
Tom Mary'nin yanında duran kişiyi işaret etti.Tom pointed at the person standing next to Mary.
Tom yanındaki boş koltuğu gösterdi.Tom pointed to the empty seat next to him.
Tom, yanında oturan kişiyi tanımadı.Tom didn't recognize the person sitting next to him.
Tom bir an için Mary'ye baktı ve sonra yüzünü yana çevirdi.Tom stared at Mary for a moment and then looked away.
Sütü yanlışlıkla şeker kasesine döktüm.I accidentally poured the milk into the sugar bowl.
Tom yaptığının yanlış olduğunu bilmiyordu.Tom didn't know that what he was doing was wrong.
Tom'un yanlış bir şey yaptığını biliyordum.Tom knew he had done something wrong.
Tom'a yanlışlıkla yanlış ilacı verdim.I gave Tom the wrong medicine by mistake.
Henüz ilacın yan etkilerini bilmiyoruz.We don't yet know the side effects of the drug.
Tom yaptığını yapmanın yanlış olduğunu biliyordu.Tom knew it was wrong to do what he did.
Yangını neyin başlatığını buldun mu?Have you figured out what started the fire?
Melanie yanlışlıkla bir sinek öldürdü.Melanie has accidentally killed a fly.
Tom, bir şeyin yanlış olduğunu gördü.Tom saw that something was wrong.
Tom nasıl o kadar yanlış olabildi?How could Tom have been so wrong?
Tom'un, laleleri meşe ağacının yanına dikeceğini sanıyordum.I thought Tom would plant the tulips near the oak tree.
Herkes hayatında yanlış şeyler yapar.Everyone does wrong things in their lives.
Havuzun yanında yaban ördekleri var.There are mallard ducks near the pond.
Çeviri çevirmenin görüşlerini yansıtmıyor.The translation does not represent the views of the translator.
Açıkça burada bir yanlış anlaşılma vardı.There's clearly been a misunderstanding here.
Söylediğimi yanlış anladın sanırım.I think you misunderstood what I was said.
Tom'u Boston'a yanında götürmeni istiyorum.I want you to take Tom to Boston with you.
Hiçbir yanlış anlama olmadığından emin olmak istiyorum.I'd like to make sure there's no misunderstanding.
Neyi yanlış yaptığımı lütfen bana söyle.Please tell me what I'm doing wrong.
Lütfen Tom'a söyle, hiç yanlış yapmıyordum.Please tell Tom I was doing nothing wrong.
Lütfen Tom'a Mary'nin yanlış bir şey yapmadığını söyleyin.Please tell Tom Mary wasn't doing anything wrong.
Bana bir yangın söndürücü satın alın.Get me a fire extinguisher.
Bir yangın söndürücü bulabilip bulamayacağını görelim.See if you can find a fire extinguisher.
Bu şaka siyaseten yanlış.This joke is politically incorrect.
Bu kitap artık siyaseten yanlış kabul edilmektedir.This book is now considered politically incorrect.
Bu çeviri tamamen yanlış.This translation is outright wrong.