Tom yanındaki yolcu koltuğuna büyük bir piknik sepeti koydu.Tom put the large picnic basket on the passenger seat next to him.
Tom bir şeyin çok yanlış olduğunu fark etti.Tom realized something was very wrong.
Tom bir şeyin yanlış olduğunu fark etti.Tom realized something was wrong.
Tom iki kupa kahveyle mutfaktan döndü ve Mary'nin yanına oturdu.Tom returned from the kitchen with two mugs of coffee and sat down next to Mary.
Tom bikinili güzel kadınlarla çevrili havuzun yanında yüzme şortuyla oturuyordu.Tom sat by the pool in swimming trunks, surrounded by beautiful women in bikinis.
Tom kumlu plajda Mary'nin yanına oturdu.Tom sat down next to Mary on the sandy beach.
Tom kanapede Mary'nin yanına oturdu.Tom sat down on the couch next to Mary.
Tom kumun üstünde Mary'nin yanına oturdu.Tom sat down on the sand next to Mary.
Tom bankta Mary'nin yanında oturdu.Tom sat on the bench next to Mary.
Tom şu anda yanında çok fazla parası olmadığını söylüyor.Tom says he doesn't have very much money on him right now.
Tom adımı yanlış yazdı.Tom spelled my name wrong.
Tom adını yanlış yazdı.Tom spelled your name wrong.
Tom trende yanında oturan kişiyle konuştu.Tom spoke to the person sitting next to him on the train.
Tom aynadaki yansımasına baktı.Tom stared at his reflection in the mirror.
Tom sudaki yansımasına baktı.Tom stared at his reflection in the water.
Tom camdaki yansımasına baktı.Tom stared at his reflection in the window.
Tom bir su şişesinden su içerek kapının yanında durdu.Tom stood by the gate, drinking from a water bottle.
Tom birden bir şeyin yanlış olduğunu farketti.Tom suddenly realized something was wrong.
Tom kumar oynamanın yanlış olduğunu düşünüyor.Tom thinks that gambling is wrong.
Tom yatakta bir o yana bir bu yana döndü ve uyuyamadı.Tom tossed and turned in bed, unable to sleep.
Tom yan dairede şarkı söyleyen Mary diye biri tarafından uyandırıldı.Tom was awoken by a Mary singing in the next apartment.
Tom kapının yanındaki duvara dayanıyordu.Tom was leaning against the wall near the door.
Tom kapının yanındaki masalardan birinde yalnız oturuyordu.Tom was sitting alone at one of the tables near the door.
Tom sobanın yanındaki taburede oturuyordu.Tom was sitting on a stool by the stove.
Tom kapının yanında duruyordu.Tom was standing by the door.
Tom'un hçkırıkları yan odadan duyulabiliyordu.Tom's sobs could be heard from the next room.
Işığı en iyi hangi renk yansıtır?What color reflects light the best?
Tom'un yanıtı kısa ve özdü.Tom's answer was quick and to the point.
Tom benim en son mektubuma yanıt vermedi.Tom didn't respond to my latest letter.
Hasta, tedaviye yanıt vermedi.The patient didn't respond to treatment.
Soruma böyle iğrenç bir yanıt beklememiştim.I didn't expect such a nasty response to my question.
Yanan evden caddeye kıvılcımlar yağdı.Sparks rained on the street from the burning house.
Yangın binanın ikinci katında patlak verdi.A fire broke out on the second floor of the building.
İtfaiyeci yangın hakkında konuşuyor.The firefighter is talking about the fire.
Tom yanan bir arabaya bindi ve yandı.Tom got in a burning car and burned.
Ona nasıl yanıt vereceğimi bilmiyorum bile.I don't even know how to respond to that.
Cevabın halen yanlış.Your answer is still incorrect.
Eğer üşüyorsan, gel ateşin yanına otur ve kendini ısıt.If you're cold, come sit by the fire and warm yourself.
Eğer üşüyorsan buraya gel ve ateşin yanına otur.If you're cold, come here and sit down by the fire.
Eğer üşüyorsan buraya gel ve bilgisayarın yanına otur.If you're cold, come here and sit down by the computer.
Görünümler yanıltıcı olabilir.Appearances can be deceptive.
Mutluluk gözyaşları onun yanaklarından aşağıya doğru aktı.Tears of happiness streamed down her cheeks.
O, yanakları yanıyormuş gibi hissetti.She felt as if her cheeks were on fire.
Tom yaptığının yanlış olduğunu biliyor.Tom knows that what he did was wrong.
Gel yanımda otur.Come sit by me.
Bu, sorunuzu yanıtlıyor mu?Does that answer your question?
Beni yanlış anladın.You misunderstood me.
Yangının nasıl başladığını kimse bilmiyor.Nobody knows how the fire started.
Hala sorumu yanıtlamadın.You still haven't answered my question.
Tom'un şeyleri yanlış yere koymak gibi bir eğilimi var.Tom has a tendency to misplace things.
Yangına sebep olan şeyin o olduğunu sana ne düşündürüyor?What makes you think that's what caused the fire?
Tom Mary'nin yanında duruyordu.Tom was standing beside Mary.
Tom onu tanımadan Mary'nin yanından geçti.Tom walked right past Mary without recognizing her.
Tom tek başına elektrik direğinin yanında durdu.Tom stood by himself next to the lamppost.
Tom neyin yanlış gittiğini biliyor.Tom knows what went wrong.
Tom bir şeylerin yanlış gittiğini biliyordu.Tom knew something went wrong, didn't he?
Tom bir şeylerin yanlış olduğunu hemen bildi.Tom knew instantly that something was wrong.
Bildiğim kadarıyla, Tom yanlış bir şey yapmadı.Tom hasn't done anything wrong, as far as I know.
Tom her şeyi yanlış aldı.Tom got everything wrong.
Tom sonunda yanlış bir şey olduğunu fark etti.Tom finally realized there was something wrong.