O kesinlikle bir yanlış anlaşılma.That's surely a misunderstanding.
İstediğini aldın. Şimdi beni yanlız bırak.You got what you wanted, now leave me alone.
İstediğini elde ettin. Şimdi beni yanlız bırak.You got what you wanted, now leave me alone.
Hava güzel, yani yürüyüşe gidebiliriz, değil mi?The weather is beautiful, so we can go for a walk, can't we?
Bana neyin yanlış olduğunu söyle.Tell me what's wrong.
Bana neyin yanlış olduğunu söylemelisin.You need to tell me what's wrong.
Gözyaşları yanaklarından aşağı aktı.Tears streamed down her cheeks.
Bende korkunç mide yanması var.I have horrible heartburn.
Günümüzde birçok yanıltıcı haber yazıları vardır.There are many misleading news articles nowadays.
Şu anda yanında ne kadar paran var?How much money do you have with you right now?
Yanında ne kadar para getirdin?How much money did you bring with you?
Yanınızda ne kadar para getirdiniz?How much money did you bring with you?
Ben muhtemelen bir şeyi yanlış anladım, bu yüzden ısrar etmeyeceğim.I probably misunderstood something, so I won't insist.
Bir şey yanlış gitti gibi görünüyor.It seems something's gone wrong.
Ben yanlış cümleyi düzelttim.I've made a correction to the wrong sentence.
Aşağılık kompleksleri hakkında kötü şey onlara yanlış insanların sahip olması.The bad thing about inferiority complexes is that the wrong people have them.
Dün gece mahallede bir yangın vardı.Last night there was a fire in the neighborhood.
Benim yanıtım aynı kalır.My response remains the same.
Neden bana yanıt vermedin?Why didn't you replied to me?
Mesajıma neden yanıt vermiyorsun?Why don't you reply to my message?
Yani o yeni değil.So she isn't new.
O onun yanına oturdu ve sessizce dinledi.She sat down next to him and listened quietly.
Bunun yanı sıra, nasıl dans edilir bilmiyorum.Besides that, I don't know how to dance.
Okula gidip gelirken Tom'un evinin yanından geçerim.I pass by Tom's house on my way to and from school.
Tom'un yanına gitmemizi ve ona partiye hazırlanması için yardım etmemizi öneriyorum.I suggest we go over to Tom's and help him get ready for the party.
Sanırım Tom çok iyi Fransızca konuşmuyor fakat yanılabilirim.I think Tom doesn't speak French very well, but I could be wrong.
Sanırım tom çok sık yüzmez ama yanılabilirim.I think Tom doesn't swim very often, but I could be wrong.
Yanlış şey yapan kişi bendim, sen değil.I was the one who did the wrong thing, not you.
Tom'a arabamın yanında bir yerde izin vermiyorum.I'm not letting Tom anywhere near my car.
Evinin yanında bir park var mıdır?Is there a park near your house?
Evinin yanında bir süpermarket var mıdır?Is there a supermarket near your house?
Evinin yanında bir yüzme havuzu var mıdır?Is there a swimming pool near your house?
Hepsi tamamen yanlış anlamaydı.It was all just a misunderstanding.
Bir şey kesinlikle yanlış.Something's definitely wrong.
Tom'u tedavi eden doktor yanlış tedavi için mahkemeye verilmeli.The doctor who treated Tom should be sued for malpractice.
Uçuş görevlisi yanlışlıkla Tom'un üzerine biraz sıcak kahve döktü.The flight attendant accidentally spilled some hot coffee on Tom.
Ben bir yanlış yapmak istemiyorum.I do not want to make a mistake.
Yaptıklarımı yanlış anladın.You misinterpreted my actions.
Asla yanlış bir şey yapmazsın, değil mi?You never do anything wrong, do you?
Yanan binadan kaçabilen tek kişisin.You're the only one who was able to escape from the burning building.
Tom yanlış yaptığını itiraf etti.Tom admitted having done wrong.
Tom Mary'ye şemsiyesini yanına almasını tavsiye etti.Tom advised Mary to take her umbrella with her.
Tom ve Mary yanlış giden her şey için kendilerini suçladılar.Tom and Mary blamed themselves for everything that went wrong.
Tom ve Mary birbirlerinin yanında oturmuşlardı.Tom and Mary were seated beside each other.
Tom bütün soruları doğru yanıtladı.Tom answered all the questions correctly.
Tom doğru şekilde yanıtladı.Tom answered correctly.
Tom yanlış olarak yanıtladı.Tom answered incorrectly.
Tom bir şeyin yanlış olduğundan şüphelenmeye başladı.Tom began to suspect something was wrong.
Tom çocuklarını yanında getirdi.Tom brought his children with him.
Tom yanına bir şemsiye almadı.Tom didn't take an umbrella with him.
Tom bara girdi ve Mary'nin yanındaki tabureye oturdu.Tom entered the bar and sat on the stool next to Mary.
Tom Mary'ye sarıldı ve yanağına küçük bir öpücük kondurdu.Tom hugged Mary and gave her a little kiss on the cheek.
Tom yan odada ne olduğunu açıklıyor.Tom is in the next room, explaining what happened.
Tom öne doğru eğildi ve Mary'yi yanağından öptü.Tom leaned forward and gave Mary a kiss on the cheek.
Tom eğildi ve Mary'yi yanağından öptü.Tom leaned in and gave Mary a kiss on the cheek.
Tom eğildi ve Mary'nin yanağını öptü.Tom leaned in and kissed Mary's cheek.
Tom eğildi ve yolcu yan kapısını açtı.Tom leaned over and opened the passenger-side door.
Tom şimdi yanlış bir şey söylediğini fark ediyor.Tom now realizes he said the wrong thing.
Tom yanlış butona bastı.Tom pressed the wrong button.
Tom çantasını yanındaki koltuğa koydu.Tom put his briefcase on the seat next to him.