Kolay yanıtlar yok.There are no easy answers.
Yanlış hatırladım.I remembered wrong.
Yanlış bilgilendirildim.I was misinformed.
Şoförün yanında oturacağım.I'll ride shotgun.
Herhangi bir şey yanlış mı?Is anything wrong?
O kesinlikle yanlış.It's absolutely false.
Onun hepsi yanlış.It's all wrong.
Sadece yanlış.It's just wrong.
O yanlış değil.It's not wrong.
Bu tamamen yanlış.It's totally wrong.
Belki yanlış anladın.Perhaps you misunderstood.
Lütfen yanlış anlama.Please don't misunderstand.
Yanıma otur.Sit by me.
Bir şey yanlış gitti.Something went wrong.
Bir şey her zaman yanlış.Something's always wrong.
O yanlış görünüyor.That seems wrong.
Ben güneşte yandım.I got a suntan.
O yanlıştı.That was wrong.
Bu sadece yanlış.That's just wrong.
Bu yanlış değil.That's not wrong.
Yanlış olan budur.That's what's wrong.
Yana Londra'da yaşıyor.Yana lives in London.
Yanlış bir şey yok.There's nothing wrong.
Depoda büyük bir yangın vardı.There was a big fire in the store.
Mağazada büyük bir yangın vardı.There was a big fire in the store.
Baca ateş aldı ve ev tamamen yandı.The chimney caught on fire and the house burned down.
Ne kadar yangın sigortanız var?How much fire insurance do you have?
Ben ayrıldığım zaman her şey yanlış gider.Everything goes wrong when I leave.
Tahta yanıcıdır.Wood is flammable.
Ev temele kadar yandı.The house burned to the ground.
Bu çok yanlış.That's so wrong.
Meyvenin yanı sıra, dondurma yiyeceğiz.Besides fruit, we're going to have ice cream.
Onun güzel al yanakları var.She has beautiful rosy cheeks.
Şöminenin yanında oturdular.They sat by the fireplace.
Üç ampul yandı.Three bulbs have burned out.
Islak odun iyi yanmaz.Wet firewood doesn't burn well.
Bunun hepsi korkunç bir yanlış anlama.It's all a terrible misunderstanding.
Onda yanlış olan bir şey yok.There's nothing wrong with her.
Dün yanında gördüğüm hoş adam kim?Who's that cute guy I saw you with yesterday?
Postmodernizm yanlısı değilim.I'm not a fan of postmodernism.
Hoş geldiniz mahkumlar... Yani, misafirler.Welcome, prisoners... I mean, guests.
Yanlış kapıya gittim.I went to the wrong door.
Yanına para al!Take the money with you.
Yangın üç evi imha etti.The fire destroyed three houses.
İtfaiyeciler yangını sınırladılar.The firemen localized the fire.
Sokak lambaları yanmaya başladı.The street lights went on.
O telefona yanıt verme.Don't answer that phone.
Merhaba. Eğer yanılmıyorsam, sen bizim yeni komşumuzsun, değil mi?Hi. If I'm not mistaken, you're our new neighbors, aren't you?
Anahtarlarım yanımda yoktu.I didn't have my keys with me.
Bu işte bir yanlışlık var.This doesn't feel right.
Tom Mary'yi yanlış değerlendirdi.Tom has misjudged Mary.
Tom yanında duruyor.Tom is standing nearby.
Adımı yanlış yazdın.You've misspelled my name.
Yanlış butona basma.Don't hit the wrong button.
Yanlış düğmeye basma.Don't push the wrong button.
Yanlış düğmeye basmayın.Don't push the wrong button.
Aptalca soruları yanıtlamıyorum.I don't answer stupid questions.
O hafif yanlış bir hesaptı.That was a slight miscalculation.
Bu sana yanlış geliyor, değil mi?It feels wrong, doesn't it?
O bir yanılsamaydı.That was an illusion.