Aşağıdaki cümle doğrudur. Önceki cümle yanlış.The following sentence is true. The preceding sentence is false.
Yanlış zamanda yanlış yerde oldu.He was at the wrong place at the wrong time.
O yanlış zamanda yanlış yerdeydi.She was at the wrong place at the wrong time.
Yanlış zamanda yanlış yerdeydim.I was at the wrong place at the wrong time.
O onunla ilgili yanlış bir şey görmüyor.She sees nothing wrong with it.
Bununla ilgili yanlış bir şey görmüyor.He sees nothing wrong with it.
Ben senin yanlış olmanı umarım.I hope you're wrong.
Onun yanıldığını umuyorum.I hope he's wrong.
Bunu kapının yanına koyalım.Let's put this near the door.
Senin yanında olmak istiyorum.I want to be near you.
Sizin yanınızda olmak istiyorum.I want to be near you.
Siz ikiniz yanız olmak istiyor musunuz?Do you two want to be alone?
Kalmak istemek yanlış mı?Is it wrong to want to stay?
Beni yanında götürmeni istiyorum.I want you to take me with you.
Beni yanına almanı istiyorum.I want you to take me with you.
Kimsenin canının yanmasını istemem.I don't want anybody to get hurt.
Bunu yanına almanı istiyorum.I want you to take this with you.
Onu yanlışlıkla ayağından vurdu.He accidentally shot him in the foot.
O soruya bir yanıt vermek istiyorum.I want an answer to that question.
Yani, benim söylememi istediğin nedir?So, what is it you want me to say?
Pencerenin yanında oturmak ister misin?Do you want to sit next to the window?
Yanlış yanıt vermek istemiyorum.I don't want to give the wrong answer.
Yanlış bir fikir edinmeni istemiyorum.I don't want you to get the wrong idea.
Bu gece Tom'un yanında oturmak istemiyorum.I don't want to sit next to Tom tonight.
Sana yanlış fikir vermek istemedim.I didn't want to give you the wrong idea.
Bir yanlış anlaşılmayı göze almak istemiyorum.I didn't want to risk a misunderstanding.
Sadece yanlış bir şey söylemek istemiyorum.I just don't want to say the wrong thing.
Küçücük bir kıvılcım büyük bir yangın olabilir.A tiny spark may become a great conflagration.
Yanıtı bilmek istediğini sanmıyorum.I don't think you want to know the answer.
Tom'un yanlış fikre kapılmasını istemiyorum.I wouldn't want Tom to get the wrong idea.
Yanında bir kamera getirmek isteyebilirsin.You might want to bring a camera with you.
Tom'un bir şeyin yanlış olduğunu düşünmesini istemiyorum.I don't want Tom to think anything's wrong.
Ben sadece yanlış seçim yapmak istemiyorum.I just don't want to make the wrong choice.
Yanlış anlaşılmaları ortadan kaldırmak için bir fırsat istiyorum.I'd like a chance to set the record straight.
Yanında bir şemsiye getirmek isteyebilirsin.You might want to bring an umbrella with you.
Tom babasının annesine yanına gömülmesini istiyor.Tom wants his father buried next to his mother.
Tom'u gerçekten yanımda istiyorum.I really want Tom near me.
Yanlış anlaşılmaları ortadan kaldırmak istiyorum.I want to set the record straight.
Sadece beni yanlış anlamanı istemiyorum.I just don't want you to misunderstand me.
Tom yanlış izlenim vermek istemiyor.Tom doesn't want to give the wrong impression.
Yaptığıma benzer bir yanlışı yapmanı istemiyorum.I don't want you to make the same mistake I made.
Tom bu soruyu yanıtlamak istiyor gibi görünmüyor.Tom doesn't seem to want to answer this question.
Tom sadece onun yanlış olduğunu itiraf etmek istemedi.Tom just didn't want to admit that he'd been wrong.
Ben bunun belirsiz bir yanıt olduğunu kabul ediyorum.I admit this is an ambiguous answer.
O onun yanına oturdu.He sat down beside her.
Tom'u şimdi sınıf arkadaşlarının yanında bir yerde istemiyorum.I don't want Tom anywhere near his classmates right now.
Herhangi bir yanlış anlaşılma olasılığının olmasını istemiyorum.I don't want there to be any chance of a misunderstanding.
Kaybolmamız ihtimaline karşın yanımızda bir harita taşıdık.We carried a map with us in case we got lost.
Pencerenin yanında dikkat et.Be careful near the window.
Genç kız yan odada oyuncak bir bebekle oynuyordu.The young girl was in the next room playing with a doll.
Önceki Cumartesi bizim çocuklarımız gölün yanındaki parkın içinde oynadı.Last Saturday, our kids played in the park near the lake.
Orman günlerce yandı.The forest burned for days.
Bir şeyin yanlış olduğunu hemen hissettim.I sensed immediately that something was wrong.
Ben onun yanıtını bekliyorum.I'm waiting for his response.
Onun yanıtını bekliyorum.I'm waiting for her response.
Ondan bir yanıt bekliyorum.I'm waiting for a response from him.
Yangın söndürücü nerede?Where is the fire extinguisher?
Yanlış bir şey söyledim mi?Have I said something wrong?
Yanlış bir şey mi yaptım?Have I done something wrong?
Bir şeyin yanlış olduğunu biliyorum.I know something's wrong.