Popüler her şey yanlıştır.Everything popular is wrong.
Yangına körükle gitmemeliyiz.We mustn't add wood to this fire.
Marie yanlış trene bindi.Marie took the wrong train.
Yana, Yekaterinburg'da astrofizik okuyor.Yana studies astrophysics in Yekaterinburg.
Burada bir şey yanlış.Something's wrong here.
Pencerenin yanında oturmak istiyorum.I'd like to sit by the window.
Onun yaptığı çok yanlış.What he did is very wrong.
O, yangında öldü.He was killed in the fire.
Sanırım yanlış bir şey yapmadım.I think that I didn't do anything wrong.
Kanalın yanında yaşıyorum.I live near the dike.
O, hendeğin yanında yaşıyor.He lives near the dike.
O yanıyor.It's on fire.
Ben aslında yanıtı bilmiyorum.I actually don't know the answer.
Tom yanlışlıkla biraz fare zehiri içti.Tom accidentally ate some rat poison.
Kitaplığın yanında orada duran adam fotografik bir belleğe sahip.The man standing over there next to the bookcase has a photographic memory.
Açık söylemek gerekirse, o yanılıyor.To put it bluntly, he's mistaken.
Gözlerim yanıyor.My eyes are burning.
Sana neyin yanlış olduğunu söyleyeceğim.I'll tell you what's wrong.
Diğer yanağını çevir.Turn the other cheek.
Tom kırmızı şarap içerek ve pahalı peynir yiyerek havuzun yanında oturdu.Tom sat by the pool drinking red wine and eating expensive cheese.
Keşke o yanmadan önce o restoranda yemek yemiş olsaydım.I wish I had eaten at that restaurant before it burned down.
Neyin yanlış olduğunu bilmiyorsun gibi davranma.Don't act like you don't know what's wrong.
Sen yanlış uçaktasın.You are on the wrong plane.
"Tom'un işini kaybettiğini söylediğini düşündüm." "Belki yanılıyordum.""I thought you said Tom lost his job." "Maybe I was wrong."
"Sanırım bir üniversite derecen var." "Yanılıyorsun.""I assume you have a college degree." "You assume wrong."
Onun yanlış numarası vardı.She had the wrong number.
O hep yanımda kaldı.She always stayed by my side.
Tom yanında Mary ile birlikte caddede aşağıya doğru yürüyordu.Tom was walking down the street with Mary at his side.
Tom bilgisayarının yanında oturuyordu.Tom was sitting at his computer.
Tom pencerenin yanındaki masada yalnız oturdu.Tom sat alone at a table near the window.
Tom anında yanıtladı.Tom responded instantly.
Tom onun yaptığının yanlış olduğunu bildi.Tom knew it was wrong to do what he was doing.
Tom Mary'yi her iki yanağından öptü.Tom kissed Mary on both cheeks.
Tom asla yanılmaz.Tom is never wrong.
Sorumu yanıtla!Answer my question.
Yandaki ev biraz gürültülü. Onların parti yapıp yapmadıklarını merak ediyorum.The house next door is a bit loud. I wonder if they're throwing a party.
Bir yabancı onun yanına yaklaştı ve saati sordu.A stranger came up to her and asked her the time.
Tom Mary'nin onun için yanıp tutuşmaya devam ettiğini söylüyor.Tom says Mary keeps hanging up on him.
Tom orada pencerenin yanında duruyor.Tom is over there standing by the window.
Sanırım Tom yanlış zamanda yanlış yerdeydi.I think Tom was just in the wrong place at the wrong time.
Tom yanlış zamanda yanlış yerde olduğu için yaralandı.Tom got injured because he was in the wrong place at the wrong time.
Tom sadece yanlış zamanda yanlış yerdeydi.Tom was simply in the wrong place at the wrong time.
Maalesef, Tom yanlış zamanda yanlış yerdeydi.Unfortunately, Tom was in the wrong place at the wrong time.
Tom ve Mary Paralı müzik kutusunun yanında bir masada oturuyorlar.Tom and Mary are sitting at a table over near the jukebox.
Tom Mary'yi yanağından öptü ve sonra onun arabasına bindi.Tom kissed Mary on the cheek and then got into his car.
Tom aynada kendi yansımasını gördü.Tom saw his reflection in the mirror.
Tom'un cep telefonu çaldı ve o, onu yanıtladı.Tom's cellphone rang and he answered it.
Tom'un evi yanıyor.Tom's house is on fire.
O niçin yanlıştır?Why is that wrong?
Yanıtla beni Tom!Tom, answer me!
Tom pencerenin yanındaki masada bir vazo çiçek gördü.Tom saw a vase of flowers on the table near the window.
Tom çok çekici bir kadının yanında oturuyordu.Tom was sitting near a very attractive woman.
Tom pahalı elbiseler giymiş iki adamın yanında oturuyordu.Tom was sitting near two men in expensive suits.
Yanlış bir şey yapmadım.I did nothing wrong.
O yanlış bir şey yapmadığını söylüyor.She says that she did nothing wrong.
O hâlâ yanlış bir şey yapmadığını söylüyor.He still says that he did nothing wrong.
Yanlış bir şey yapmadık.We did nothing wrong.
Biz yanlış bir şey yapmadık. O sadece bir öpücüktü.We did nothing wrong. It was only a kiss.
O yanlışlıkla suçlandı.He was accused falsely.
Neyi yanlış yaptığımı bilmek istiyorum.I'd like to know what I did wrong.