Onu yanlış yapıyorsun.You're doing it wrong.
Biz yanlış iz üzerindeyiz.We are on the wrong track.
Buldokun yanına gitme. Onun seni ısırmasını istemezsin.Don't go near the bulldog. You wouldn't want him to bite you.
Yanlış fikirlerin yanlış sonuçlara götürdüğünü unutma.Don't forget that wrong conceptions lead to wrong conclusions.
Üzgünüm, yanlış numara.Sorry, wrong number.
Yani, babam annemden iki yaş büyüktür.That is, my dad is two years older than my mom.
Üç yaşındaki yeğenim beni yanaktan öptü.My three-year-old niece kissed me on the cheek.
Biraz mısır patlatırken parmağım yandı.I burnt my finger when some popcorn burst.
O, kumsalın yanında yaşıyor ama yüzemez.She lives near the beach, but she can't swim.
O, kumsalın yanında yaşar ama yüzmeyi bilmez.She lives near the beach, but she can't swim.
Okyanusun yanında yaşar ama yüzemez.She lives near the ocean, but she can't swim.
Okyanusun yanında yaşar ama yüzmeyi bilmez.She lives near the ocean, but she can't swim.
Yangın aniden başladı.The fire started immediately.
Sözlerimi yanlış anlamayın.Don't misunderstand my words.
Sözlerimi yanlış anlama.Do not misunderstand my words.
O, onun geleceğini düşünmede yanılıyordu.He was wrong in thinking that she'd come to see him.
Güneş yanığı oldum.I got a sunburn.
Ben "Evet, onu istiyorum" diye yanıtladım.I answered, "Yes, I want it."
Onun yanlış olduğunu biliyorum.I know it's wrong.
Yanlış olduğunu biliyorum ama yine de onu yapacağım.I know it's wrong, but I'll do it anyway.
Bunun yanlış olduğunu biliyordum ama yine de yaptım.I knew it was wrong, but I did it anyway.
O, yanlış bir numaraydı.It was a wrong number.
Endişelenme, yanında ben varım.Don't worry, you have me.
Endişelenmeyin, yanınızda ben varım.Don't worry, you have me.
O, yanmasada gürler.It never rains but it pours.
O, uykusunda bir o yana bir bu yana döndü.He rolled over in his sleep.
Kurunun yanında yaşı da yakmamalısın.You shouldn't throw out the baby with the bath water.
Yanıt verme hakkın yok.You have no right to answer.
Ve piyanonun yanında duran bu konuk kim?And who is this guest standing next to the piano?
Erkek kardeşim iyi bir işyapandır. O sadece yanlış zamanda yanlış yerdeydi.My brother is a well doer. He was just at the wrong place at the wrong time.
Resmi savaş beyanları 1942 yılından bu yana ABD tarzı değildir.Formal declarations of war haven't been the United States's style since 1942.
Gerçek şu ki hiçbir şey tamamen doğru ya da yanlış değildir.The truth is that nothing is totally true or false.
Telefonla ilgili yanlış bir şey var. Ben seni zorlukla duyabiliyorum.There's something wrong with the phone. I can hardly hear you.
Otobüs dolu ve hiç kimse yanıma oturmuyor.The bus is full and nobody sits beside me.
Bir şey yanlış giderse bunun için sadece tercümanı suçla.If something goes wrong, just blame it on the translator.
Başkalarının duyguları ile oynamak yanlıştır.Playing with other's feelings is wrong.
Yanımda gel!Come with me!
Yangın kapıyı devirdi.The fire knocked down the door.
Herkes yeni projeden yana.Everyone is in favor of the new project.
Bunu yanlış yapıyorsun! Sadece bir göz bandı tak!You're doing it wrong! Wear just one eyepatch!
Onu yanlış yapıyorsun!You're doing it wrong!
O cüzzamlı. Yanına yaklaşma.He's afflicted with leprosy. Don't go near him.
Otel yanıp kül oldu.The hotel burned down.
İkinci katta bir yangın patlak verdi.A fire broke out on the second floor.
Ona merhaba dediğimde asla yanıtlamaz; yalnızca başını eğer.When I say hello to him, he never replies; he only inclines his head.
Her iki iddia yanlış.Both claims are false.
Babam öldüğünden bu yana 5 yıl oldu.It's been five years since my father died.
Lütfen ara sınav belgesini sınıfın ilk gününe kadar yanınızda getirin.Please bring your intermediate examination certificate with you to the first day of class.
Evimizin çatısı yanıyor!Our house's roof is on fire!
Keşke senin yanında olsam!I wish I were by your side!
Yangın halinde, merdivenleri kullan.In case of a fire, use the stairs.
Gölün yanında kamp yaptık.We camped on the side of the lake.
O, erkek kardeşinin yanında oturuyordu.He was sitting beside his brother.
O, erkek kardeşiyle yan yana oturuyordu.He was sitting side by side with his brother.
Senin benim yanımda olmanı istiyorum.I want you to be by my side.
Yeşil düğmeye bas. Öyle yaparsan ışık yanacak.Press the green button. If you do so, the light will go on.
Yeşil butona bas ve ışık yanacaktır.Push the green button and the light will go on.
Yan odada devam eden bir toplantı var.There's a meeting going on in the next room.
İyi bir doktor olmasının yanı sıra, o çok ünlü bir roman yazarıydı.In addition to being a doctor, he was a very famous novelist.
Sizden tatminkar bir yanıt almayı dört gözle bekliyorum.I'm looking forward to receiving a favorable answer from you.