Onun hikayesinin yanlış olduğunu düşünüyor musunuz?Do you think her story is false?
O gelmekten mutluluk duyacağı şeklinde yanıtladı.She replied that she would be happy to come.
O, güzel olmanın yanında kibar ve zekidir.Besides being beautiful, she is kind and intellectual.
O yirminin yanlış tarafında.She is on the wrong side of twenty.
O, iki yanlış başlama yüzünden yarıştan diskalifiye edildi.She was disqualified from the race for two false starts.
O her zaman yanımda durdu.She always stood by me.
O güzel olmasının yanı sıra zekiydi.She was intelligent as well as beautiful.
Yanlış otobüse binmiş olmalı.She must have taken the wrong bus.
Yanaklarından süzülen yaşlarla ona seslendi.She called out to him, with tears running down her cheeks.
Yanaklarından aşağı akan gözyaşlarıyla bana baktı.She looked at me with tears running down her cheeks.
O henüz gelmedi. O, yanlış bir otobüse binmiş olabilir.She hasn't come yet. She may have taken a wrong bus.
O, yan tarafında bir ağrı hissetti.She felt a pain in her side.
Onun sağ elinde yanık var.She got burnt in the right hand.
O İspanyolcanın yanı sıra İngilizce de konuşabilir.She can speak Spanish as well as English.
İngilizcenin yanı sıra Fransızca da konuşabilir.She can speak not only English but also French.
İngilizcenin yanı sıra Fransızca da konuşur.She speaks English, and French as well.
İngilizcenin yanı sıra İspanyolca da konuşur.She speaks Spanish, not to mention English.
O, Kamakura'daki denizin yanında kocası ile mutlu bir hayat sürüyor.She's leading a happy life with her husband near the sea in Kamakura.
O, yanlış numara çevirdi.She dialed the wrong number.
Yanlışlıkla kahvesine tuz koydu.She put salt into her coffee by mistake.
Farkında olmadan tam yanımdan geçti.She passed right by me without noticing.
O, kilisede yanımda oturdu.She sat beside me in church.
Bilerek bana yanlış adres verdi.She told me a wrong address on purpose.
O, gölün yanında yaşıyor gibi görünüyor.She seems to be living by the lake.
O gelecek pazar eve dönecek, yani, onuncu.She will return home next Sunday, that is, the tenth.
Kız kardeşinin yanında kısa görünüyor.She seems short beside her sister.
O bize belirsiz bir yanıt verdi.She gave us a vague answer.
O, yanıma oturdu.She sat next to me.
Yanağımdan öptü ve iyi geceler dedi.She kissed me on the cheek and said goodnight.
O benim soruları yanıtlamaktan kaçındı.She avoided answering my questions.
O kısa zamanda benim mektubumu yanıtladı.She answered my letter soon.
Onun benim yeteneğim hakkında yanılsaması yok.She has no illusion about my ability.
O bir bisikletin yanı sıra bir motosiklet sürebilir.She can ride a motorcycle, not to mention a bicycle.
Yaptığını yansıttı.She reflected on what she had done.
O yanlış olduğunu kabul etmez.She doesn't admit that she is in the wrong.
O, arabasında yanlış giden bir şey hissetti.She felt something go wrong with her car.
O kıskançlıktan yanıp tutuşuyordu.She was burning with jealousy.
Kıskançlıktan yanıp tutuşuyordu.She burned with jealousy.
Yanına iki parça bagaj aldı.She took two pieces of baggage with her.
O yanına fazla bagaj almadı.She didn't take much baggage with her.
Yanında çok valiz aldı.She took a lot of baggage with her.
Oyuncu olmasının yanında o ünlü bir ressamdı.Besides being an actress, she was a famous painter.
Kalenin yanındaki küçük bir otelde kalıyor.She is staying at a little hotel by the castle.
O, bilginin yanı sıra bana tavsiye verdi.She gave me advice as well as information.
O doğruyu yanlıştan ayıramaz.She cannot distinguish right from wrong.
Erkeklerle yan yana çalıştı.She worked side by side with men.
O, öfkeden yanıyordu.She was burning with anger.
O bana hırsızlığın ne kadar yanlış bir şey olduğunu anlattı.She told me how it was wrong to steal.
O, bazen yanıtlamadan önce tereddüt eder.She sometimes hesitates before answering.
Ne zaman başı belada olsa onun yanında oldu.She stood by him whenever he was in trouble.
Her zor durumda olduğunda o yanında oldu.She stood by him whenever he was in trouble.
O, ona yiyeceğin yanı sıra para da verdi.She gave him money as well as food.
O onun yanında durdu.She stood by him.
O yanındaki koltuğa kaydı.She slid into the seat next to him.
Ol öz yan yoldaşy bilen nikasyny bozdy.She divorced her husband.
Babasını yanağından öptü.She kissed her father on the cheek.
O, kapının yanında çömeldi.She crouched down by the gate.
Yemek pişirirken elinde hafif bir yanık oluştu.She got a slight burn on her hand while cooking.
Onu yalnız bırakmanın yanlış olduğunu düşündük.We thought it wrong to leave her alone.
Güzel bir kız yanıma oturdu.A beautiful girl sat next to me.