Büyükannem biraz ağır işitir. Yani hafifçe sağırdır.My grandmother is hard of hearing. In other words she is slightly deaf.
Ben soruşturmanın yanmasını istemiyorum.I don't want the investigation to burn out.
Bütün vakitsiz açan çiçekler soğuktan yandı.All the early flowers were bitten by the frost.
Pencerede yanan bir ışık vardı.There was a light burning in the window.
Pencerenin yanında duran kızı tanıyor musun?Do you know the girl standing by the window?
Pencerenin yanında bir masa var mıdır?Is there a desk by the window?
Pencerenin yanında oturmayı tercih etmez misiniz?Wouldn't you rather sit by the window?
Pencerenin yanında bir masa alabilir miyiz?Could we have a table by the window?
Pencerenin yanında bir masa istiyorum.I'd like a table by the window.
Pencere yanında masanız var mı?Do you have a table near the window?
Pencerenin yanında masanız var mı?Do you have a table near the window?
Pencere yanında koltuk istiyorum.I'd like a window seat.
Pencerenin yanında bir koltuk istiyorum, lütfen.I'd like a window seat, please.
Kitaplarımın yarısından fazlası dün geceki yangın tarafından yok edildi.More than half of my books were destroyed by the fire last night.
İki yanlış bir doğru yapmaz.Two wrongs don't make a right.
İki yanlış bir doğru etmez.Two wrongs don't make a right.
Çok sayıda ev yandı.A lot of houses were on fire.
Çoğunluk onun yanındaydı.The majority was for him.
Yanlış yerde mi bekliyorum?Am I waiting in the wrong place?
Mutfakta yanan bir şeyin kokusunu almıyor musun?Don't you smell something burning in the kitchen?
Mutfakta yanan bir şeyin kokusunu alıyorum.I smell something burning in the kitchen.
Mutfağın ışıkları bütün gece yandı.The lights in the kitchen burned all night.
Elçilik, yargıtayın yanında yer almaktadır.The embassy is located next to the Supreme Court.
Büyük çoğunluk projeden yanadır.The great majority is for the project.
Vadi şelalenin sesini yansıtıyor.The valley echoes the sound of the waterfall.
Birisi masanın üstünde yanan bir sigara bıraktı.Someone left a burning cigarette on the table.
Birinin parayı yanlışlıkla aldığı belliydi.It was apparent that someone had taken the money by mistake.
Birisi yanlışlıkla ayakkabımı aldı.Someone has taken my shoes by mistake.
Biri yanlışlıkla benim ayakkabılarımı aldı.Someone has taken my shoes by mistake.
Kim öyle dediyse yanlış.Whoever said so, it is false.
Herkes yanlış yapabilir.Anyone can make mistakes.
Az önce,kurşun onun yanağını sıyırarak geçti.The bullet just shaved his cheek.
Adam Tom'un sandalyesinin yanında durdu.He stopped by Tom's chair.
Bir erkeğin karısından bir şeyler gizlemesi yanlıştır.It is wrong for a man to conceal things from his wife.
Depremden sonra büyük bir yangın patlak verdi.A big fire broke out after the earthquake.
Göletin yanında bir adam var.There is a man by the side of the pond.
Bay Nakajima, İngilizcenin yanı sıra, akıcı Almanca konuşabilir.In addition to English, Mr. Nakajima can speak German fluently.
Otoparktaki bir araba yanıyor.A car in the parking lot is on fire.
Şehrin ortasında bir yangın patlak verdi.A fire broke out in the middle of the city.
Şehrin ortasında yangın çıktı.A fire broke out in the middle of the city.
Tüm kasaba yangın tarafından harap edildi.All of the town was destroyed by a fire.
Kuşlar dört bir yana uçuştu.The birds flew away in all directions.
Ampul yandı.The light bulb has burned out.
Tamirci bile mikrodalgada neyin yanlış gittiğini çözemedi.Even the repairman couldn't figure out what had gone wrong with the microwave.
Siz yanlış trendesiniz.You are on the wrong train.
Telefon çalıyordu ama yanıtlayacak kimse yoktu.The phone was ringing, but there was no one to answer it.
Yanlış numara çevirdim gibi görünüyor.I seem to have the wrong number.
Onun hakkında yanıldığına bahse girerim.I'll bet you that you're wrong about that.
Çalmak yanlıştır.It is wrong to steal.
Işıklar bütün gece yanıyordu.The lights have been burning all night.
Burası yaz aylarında çok nemli olur. Öte yandan kışın çok kurak olur.It gets very humid here in the summer. In the winter, on the other hand, it gets very dry.
Hayvanlar doğru ile yanlışı ayırt edemezler.Animals cannot distinguish right from wrong.
Onlar yollarını kaybetme ihtimaline karşı yanlarında bir harita taşıdılar.They carried a map with them in case they should lose their way.
Okumaktan, şöminenin yanında sarılmaktan ve yavaş dans etmekten zevk alırım.I enjoy reading, cuddling by the fireplace and slow dancing.
Aniden mağazada bir yangın çıktı.All of a sudden, a fire broke out in the department store.
Sinema salonunda aniden bir yangın patlak verdi.All of a sudden, a fire broke out in the movie theater.
Birdenbire ahır tamamen yandı.All of a sudden, the barn went up in flames.
Birdenbire ahır yanıp kül oldu.All of a sudden, the barn went up in flames.
Birdenbire ışıklar yandı.All of a sudden, the lights went on.
Birdenbire yangın alarmı çalmaya başladı.All of a sudden, the fire alarm went off.