Onun mektubunu hemen yanıtlamayı planlıyorum.I plan to reply to his letter right away.
John'un yanına oturdum.I sat next to John.
Tüm sorulara yanıt verebildim.I could answer all the questions.
Seçenekten yanayım.I am in favor of the option.
Ben, bu tartışmada onların yanında yer aldım.I took sides with them in the argument.
Mektubu yanıtlamayı bir hafta erteledim.I put off answering the letter for a week.
Soruya doğru yanıtı verebildim.I was able to answer the question correctly.
Soruyu doğru şekilde yanıtlayabildim.I was able to answer the question correctly.
Böyle bir plandan yana değilim.I'm not in favor of such a plan.
Şans benden yana değil.Luck is against me.
Ben mektupların hiçbirini yanıtlamadım.I answered neither of the letters.
Doğrudan eve gelme yerine uzun bir yol yürüdüm ve postanenin yanında durdum.Instead of coming directly home, I took the long way and stopped by the post office.
Ben ona büyük güçlükle bir yanıt verdim.I gave an answer to him with great difficulty.
Yanımda 1,000 yenden daha fazla yok.I have no more than 1,000 yen with me.
Yanımda yüz yenden daha fazla yok.I have no more than one hundred yen with me.
Ben yanlış yaptığımı itiraf ediyorum.I admit having done wrong.
Yanlış trene bindiğimi yavaş yavaş anladım.It gradually dawned on me that I had taken the wrong train.
İstasyonun yanında yaşlı bir adamla tanıştım.I met an old man near the station.
Yanlış istasyonda indim.I got off at the wrong station.
Ben dışarıya giderken yanımda bir şemsiye alırım.I take an umbrella with me when I go out.
Yanlışlıkla onun şemsiyesini getirdim.I have brought his umbrella by mistake.
Yanlışlıkla onun şemsiyesini aldım.I took his umbrella by mistake.
Sanki yüzümün yandığını hissettim.I felt as if my face were on fire.
Yan tarafımda ani bir ağrı hissettim.I felt a sudden pain in my side.
Dün evinin yanından geçtim.I passed by her house yesterday.
Dün gece anahtarımı yanlış yere koydum gibi geliyor.I seem to have misplaced my key last night.
Benim yanımda şemsiyem vardı fakat arkadaşımın yoktu.I had an umbrella with me but my friend did not.
Yanıma bir tane şemsiye aldım, ama arkadaşım şemsiye getirmemiş.I had an umbrella with me but my friend did not.
Yanımda bir şemsiye almama gerek yoktu.I didn't need to take an umbrella with me.
Ben pencerenin yanında oturmayı severim.I like sitting by the window.
Yeni bir araba bir yana, kullanılmış bir araba almayı bile göze alamam.I can't afford to buy a used car, much less a new car.
Yanlış yolda mıyım?Am I on the wrong road?
Yanlış numara çevirmiş olmalıyım.I must have the wrong number.
Yanlış bir şey yapmadığına ikna oldum.I am convinced that he did nothing wrong.
Yanlış bir şey yapmadığından eminim.I am convinced that he did nothing wrong.
Onun mektubunu yanıtlamak istemiyorum.I do not want to reply to his letter.
Onu beş gün önce istasyonda gördüm, yani, geçen cuma.I saw her at the station five days ago, that is, last Friday.
Ben annemin yanına koştum.I ran to my mother.
Arabamı kapının yanına park ettim.I parked my car by the gate.
Yanımda oturan adam tarafından cüzdanım soyuldu.I was robbed of my wallet by the man sitting next to me.
Yanımda oturan bir adam tarafından yakından izlendiğimi fark ettim.I became aware of being closely observed by a man sitting next to me.
Trenin evimin yanından geçişini duymaya alışkınım.I am used to hearing the train pass by my house.
Okulumuz yandı.Our school burned down.
Öğretmenimiz İngilizcenin yanı sıra Fransızca da konuşur.Our teacher speaks French as well as English.
Öğretmenimiz sadece kız öğrencilerden yanadır.Our teacher favors only the girl students.
Biz denizin yanıbaşında yaşadık.We lived close by the sea.
Biz yan yana yürüdük.We walked along side by side.
Kağıt hızlı yanar.Paper burns quickly.
Bir sınavda kopya çekmenin yanlış olduğunu düşünmüyor musun?Don't you think it's wrong to cheat on an examination?
Deneme yanılma yoluyla doğru cevabı buldu.Through trial and error, he found the right answer by chance.
Deneme yanılma, ilerleme adına çok ehemmiyetlidir.Trial and error is essential to progress.
Kaza kavşağın yanında oldu.The accident took place near that intersection.
Tüm eşyalarınızı yanınıza almayı unutmayın.Be sure to take all your belongings with you.
Arada bir her şey yanlış gider.Once in a while everything goes wrong.
Zaman yalanın yanı sıra gerçeği de ortaya koyar.Time reveals truth as well as falsehood.
Biz deneme ve yanılma ile öğreniriz.We learn by trial and error.
Hesabının yanlış olduğunu belirtmek istiyorum.I beg to point out that your calculation is wrong.
Gerçek yanımda para olmamasıdır.The fact is that I have no money with me.
Doğruyu söylemek gerekirse, yanımda hiç param yok.To tell the truth, I have no money with me.
Gerçeği söylemek gerekirse, şu an yanımda hiç para yok.To tell the truth, I have no money with me now.