yalnız ile cümle

yalnız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Şimdi yalnızca bir olasılık vardır.There exists only one possibility now.
Ona merhaba dediğimde asla yanıtlamaz; yalnızca başını eğer.When I say hello to him, he never replies; he only inclines his head.
O yalnızca iş hakkında konuşur.She speaks only about work.
Sensiz gerçekten yalnız olacak.It'll be really lonely without you.
Onları yalnız bırakmayın.Don't leave them alone.
Onu seviyorum ama o bizimkinin yalnızca arkadaşlık olduğunu söylüyor.I love her, but she says ours is just friendship.
Yalnız yemeğe alışkınım.I'm used to eating alone.
Ailem işteyken evde yalnız kalırım.I stay home alone while my parents are at work.
Yalnız yemek yemeye alışıyorum.I'm getting used to eating alone.
O, dairesinde yalnız yaşıyor.He lives alone in his flat.
Evde yalnızdı.He was alone in the house.
Sanırım onun yalnız gitmesi iyi değil.I think it's not good for him to go alone.
Onun eve yalnız gitmesinin doğru olduğunu düşünmüyorum.I don't think it's good for him to go alone.
Yalnızca dört tane at yarıştaydı.Only four horses were in the race.
Sanırım gece yalnız yürümek tehlikelidir.I think it's dangerous to walk alone at night.
Ueno Park'a giden insanlar yalnızdır.The people going to Ueno Park are lonely.
Kendimi yalnız hissediyorum.I feel lonely.
Metroda yalnız seyahat etmek tehlikeli midir?Is it dangerous to travel alone on the U-Bahn?
Tom o zaman yalnızca 13 ya da 14 yaşındaydı.Tom was only 13 or 14 at the time.
Tom buraya yalnız geldi.Tom came here alone.
Tom yalnız başına yemek yedi.Tom ate alone.
Soruşturma altında yalnızca bir kişi var.There's only one person under investigation.
O kendini yalnız bıraktı.She has marginalized herself.
O yalnız kalmaktan hoşlanmaz, ancak ben öyle tercih ederim.She doesn't like being alone, but I prefer it like that.
Tom, bu gece çok yalnız hissediyorum.Tom, I feel very alone tonight.
Tom yalnız başına yürüdü.Tom walked alone.
Oraya yalnız gitmek istemiyorum.I don't want to go there alone.
Mary yalnız oturuyor, kitap okuyordu.Mary was sitting alone, reading a book.
Dick oraya yalnız gitmeyi planlıyor.Dick plans to go there alone.
Yedi yaşındayken Fransızca öğrendim ama şimdi yalnızca birkaç kelime hatırlıyorum.I studied French when I was seven, but now I only remember a few words.
Bu yalnız hasta dikiş dikmekten zevk alır.This lonely patient takes pleasure from sewing.
Onu neşelendirmeye çalıştım ama tek istediği yalnız kalmaktı.I tried to cheer her up, but all she wanted was to be alone.
Ben yalnızca biraz Vietnamca konuşuyorum.I only speak a little Vietnamese.
Beni yalnız bırakmanı söylemiştim.I told you to leave me alone.
O yalnızca 26 yaşında ve şimdiden birkaç şirket yönetti.She is only 26 years old but has already managed several companies.
Devlet başkanına yalnızca yüksek memurlar ulaşabiliyordu.Only high officials had access to the President.
O yalnızca Almanca ve Fransızca değil, İngilizce de konuşuyor.She speaks not only German and French, but English as well.
O orada tamamen yalnız yaşıyordu.He lived there completely alone.
Mary ormanda yalnız.Mary is alone in the forest.
Birçok insan yalnızca bir dil konuşuyor.Many people only speaks one language.
Evde yalnız mısın?Are you home alone?
Yalnızca Windows üzerinde çalışır.It only works on Windows.
Hafta sonları evde yalnız olmaktan nefret ediyorum.I hate to be alone at home on the weekends.
Tüm hayatım boyunca yalnız olmak istemiyorum.I don't want to be alone all my life.
Evrende yalnız mıyız?Are we alone in the universe?
Dansçılar biraz konuştu ve yalnızca birbirleriyle konuştu.The dancers spoke a little and only with each other.
Acaba evrende yalnız mıyız diye merak ediyorum.I wonder if we're alone in the universe.
Evrende yalnız olup olmadığımızı merak ediyorum.I wonder if we're alone in the universe.
Yalnız George olarak bilinen Galapagos Adalarının dev kaplumbağası öldü.The Galapagos Islands giant tortoise known as Lonesome George is dead.
Yalnız George vefat etti.Lonesome George passed away.
Dev kaplumbağa Yalnız George, Galapagos Adaları'nda öldü.The giant tortoise Lonesome George has died on the Galapagos Islands.
Yalnız George, türünün son dev kaplumbağasıydı.Lonesome George was the last giant tortoise of his kind.
Yalnız seyahat ediyorum.I'm travelling alone.
Yalnız geziyorum.I'm travelling alone.
Yalnız yolculuk ediyorum.I'm travelling alone.
Her zaman yalnız yaşayan biriydim.I was always a loner.
Neden yalnızca iki araban var?Why do you have only two cars?
Çince konuşamam. Yalnızca okuyabilirim.I cannot speak Chinese. I can just read it.
O yalnızca dikkat istiyor.He just wants attention.
Tom utangaç ve yalnız bir çocuk.Tom is a shy and lonely boy.
İlgili Sayfalar