yalnız ile cümle
yalnız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom Mary'yi yalnız bulur bulmaz, onu öpmeye başladı.As soon as Tom got Mary alone, he started kissing her.
Tom uzun süredir yalnız yaşıyor.Tom has been living alone for a long time.
Annem yalnız seyahat etmemem için uyardı.My parents persuaded me not to travel alone.
Yalnızca yanlış zamanda yanlış yerdeydin.You were just in the wrong place at the wrong time.
Bence bazen herkes biraz yalnızlaşıyor.I think everyone gets a bit lonely at times.
Tom Mary ve John'u birlikte yalnız bıraktı.Tom left Mary and John alone together.
Aşk ve çiçekler yalnızca tek bir bahar sürer.Love and flowers only last a single spring.
Yalnız olmak istememenin nedeni budur.This is because you do not want to be alone.
Biz yalnız bir ağacın altında buluştuk.We met under a lonely tree.
Tom yalnız başına olmaya alışkındı.Tom was accustomed to being on his own.
Tom Mary'nin onu yalnız bırakmasını istedi.Tom wanted Mary to leave him alone.
Tom yalnız yaşamak istemediğini söyledi.Tom said that he didn't want to live alone.
Tom Mary'yi yalnız bırakma fikrinden nefret etti fakat işe gitmek zorundaydı.Tom hated the idea of leaving Mary alone, but he had to go to work.
Mary öldüğünden beri Tom yalnız yaşamaktadır.Tom has been living alone since Mary died.
Tom çok yalnız hissetti.Tom felt very lonely.
Tom şu anda küçük bir dairede yalnız yaşıyor.Tom currently lives alone in a small apartment.
Tom onu yalnız yapmış olamazdı.Tom couldn't have done it alone.
Tom işe yalnız gitmeyi seçti.Tom chose to go work alone.
Sanırım Tom'un partiye yalnız gelmesi mümkün değil.I think it's unlikely that Tom will come to the party alone.
Yapacak işlerim var; o yüzden git ve beni yalnız bırak.I have work to do, so go away and leave me alone.
Yalnızca beni kabul etmeni istedim.I just wanted you to accept me.
O bizi yalnız bırakmayacak.He won't leave us alone.
Ben seni asla tekrar yalnız bırakmayacağım.I'll never leave you alone again.
Onun yalnız kalmaya ihtiyacı var.He needs to be alone.
Yalnız kalmaya ihtiyacım var.I need to be alone.
Birkaç saat yalnız kalmak istiyorum.I wish to stay alone for a couple of hours.
Monoteistler için, yalnızca tek bir tanrı vardır.For monotheists, there only exists one God.
Yalnızca biraz sıkıldım.I'm just a little bored.
Tom bütün hayatı boyunca yalnız kaldı.Tom remained single his whole life.
Tom çok yalnız görünüyor.Tom seems so lonely.
Tom'un yalnız başına zamana ihtiyacı var.Tom needs some alone time.
Geç oluyor ve eve yalnız gitmekten hoşlanmıyorum. Sakıncası yoksa gitmek zorundayım.It's getting late and I don't like to go home alone. I have to go if you don't mind.
Birkaç dakika için yalnız kalmak istiyorum lütfen.I'd like to be alone for a few minutes please.
Biz yalnızca olgun meyve topladık.We have collected only ripe fruit.
Yıllar ona yalnızca kötü alışkanlıklar kazandırdı.The years have only given him bad habits.
Buradan oraya yalnızca birkaç kilometre var.From here to there there are only a few kilometers.
Yalnızca sana ihtiyacım var.I only need you.
Koleksiyonumda yalnızca bir tane eksik model var.There's only one model missing in my collection.
Kadınsız bir ev, yalnızdır.A house without women is lonely.
Onu yalnız bıraksam hiç okula gitmez.If left to his own devices, he would never go to school.
Yalnızca insanlar gülebilir.Only humans can laugh.
Terk edilmiş sahilde yalnız yürümekten hoşlanıyordum.I liked walking alone on the deserted beach.
Sana bu nedenle yalnız gitmemeni söylüyorum.That's why I'm telling you not to go alone.
O gitti, bu yüzden Mary bu cümlede yalnız kaldı.He gone, Mary remained thus alone in this sentence.
Bütün işi yalnız yapmak zorunda bırakıldım.I was compelled to do all the work alone.
Bu şeyler yalnızca İsveç'te olur.These things only happen in Sweden.
Kısaca, ahlak sistemleri yalnızca duyguların işaret dilidir.In short, systems of morals are only a sign-language of the emotions.
Ben yalnızca bir bardak su alırım.I'll just have a glass of water.
Yalnızca bir bardak su içeceğim.I'll just have a glass of water.
Bu şeyler yalnızca bana oluyor.These things only happen to me.
Sen gittikten sonra yalnız olacağım.After you leave, I'll be lonely.
Bebek yalnız bırakıldığı için ağlamaya başladı.Having been left alone, the baby started to cry.
Yalnız bırakıldığı için bebek ağlamaya başladı.Having been left alone, the baby started crying.
O zaman evde yalnızdı.He was home alone at the time.
Onsuz kendimi yalnız hissettim.I felt lonely without her.
Sysko'yu yalnız bırakamam.I can't leave Sysko alone.
Yalnız kalmak aptallarla olmaktan çok daha iyidir.Much better alone than with fools.
Onun yalnız geleceğini düşündüm.I thought he would come alone.
Tamam, seni yalnız bırakırım.OK, I'll leave you alone.
Onu bırak. Onun yalnız birkaç dakikaya ihtiyacı var.Leave her. She needs a few minutes alone.
İlgili Sayfalar