yalnız ile cümle

yalnız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
O onu başı ellerinin arasında yalnız otururken buldu.She found him sitting alone, his head in his hands.
Shepard yalnızca 15 dakika kadar uzayda kaldı.Shepard remained in space only about 15 minutes.
O, artık yalnız değildir.He isn't alone anymore.
Vicdan olmadan bilim yalnızca ruhun mahvolmasıdır.Science without conscience is only the ruin of the soul.
Gitmek istemedim; evde kalıp yalnızlığın keyfini çıkarmayı tercih ettim.I didn't want to go; I preferred to stay home, enjoying my solitude.
Kötü bir ortaklıktansa yalnız olmak daha iyidir.Better to be alone than in bad company.
Çizgi film veya bilgisayar olmadan, evde yalnız olmaktan sıkılıyorum.I'm bored, home alone, without cartoons or a computer.
İnsan yalnız ekmekle yaşamaz.Man does not live by bread alone.
Yalnız kalmayı sever misin?Do you like to stay alone?
"Juma pazara Hasani'yle mi gidecek?" "Hayır o yalnız gidecek.""Will Juma go to the market with Hasani?" "No, he will go alone."
O yaşlı kadın yalnız başına yaşıyor.That old woman lives by herself.
İnsan yalnız yaşamak için yaratılmadı.Man was not made to live alone.
Başyapıtlar yalnızca başarılı denemelerdir.Masterpieces are only successful attempts.
O ona oraya yalnız gitmesini tavsiye etti.She advised him to go there alone.
O, yalnız hissettiğinde onu düşünür.She thinks about him when she's feeling lonely.
O, gece vakti yalnız dışarıya çıkmaması için onu uyardı.She warned him not to go out at night alone.
Her şey yalnızca bir rüyadan ibaret.Everything is but a dream.
Asla yalnız olmayacaksın.You will never be alone.
Yabancı bir arazi yok; yalnızca yabancı olan seyyah budur.There is no foreign land; it is the traveller only that is foreign.
Yalnız olmak istediğinde gitmek için en sevdiğin yer neresi?Where's your favorite place to go when you want to be alone?
Görünüşe göre, Tom'un aklında çok şey vardı, bu yüzden onu yalnız bıraktım.Apparently, Tom had a lot on his mind, so I just left him alone.
Marcel çok sıkı çalışsa da yılda yalnızca 30.000 Kanada doları kazanıyor.Even though Marcel works hard, he only earns 30 000 Canadian dollars per year.
Yalnızca dört kartla bir hile yapacağım.I'm going to do a trick with only four cards.
Kalan yalnızca iki gün var.There's only two days left.
Yaşlı bir adam karanlık bir yolda yalnız oturuyordu.An elderly man was sitting alone on a dark path.
Yola çıktığımız zaman yanımızda yalnızca 200 dolarımız vardı.When we started out, we had only 200 dollars between us.
Niçin beni yalnız bırakmıyorsun?Why don't you leave me alone?
O, yalnız başına yürüyüşe çıkmayı sever.She likes to go for solitary walks.
Eve yalnızca kahve içer.Eve drinks only coffee.
Yalnızca kütüphanede çalışırım.I only study in the library.
Lütfen sadece beni yalnız bırakın.Please just leave me alone.
Ben yalnızca taze sebzeleri yerim.I eat only fresh vegetables.
Yalnız olmak istememenin sebebi bu.That's because you don't want to be alone.
Tom çoğu zaman yalnızdı.Tom was alone most of the time.
Tom yalnız görünüyordu.Tom looked lonely.
Tom yalnız olmaktan hoşlanıyor.Tom likes being alone.
Tom şimdi yalnız değil.Tom isn't lonely now.
Tom yalnız yaşamaya alışkındır.Tom is used to living alone.
Tom yalnız seyahat etmek için çok genç.Tom is too young to travel alone.
Tom konuşacak kimsesi olmayan tamamen yalnız biri.Tom is all alone with no one to talk to.
Tom gece yalnız çıkmaya korkuyor.Tom is afraid to go out alone at night.
Karısı öldüğünden beri Tom yalnız yaşadı.Tom has lived alone ever since his wife died.
Tom oraya yalnız gitmek zorunda kaldı.Tom had to go there alone.
Tom yalnız hissetti.Tom felt lonely.
Tom yalnız olmayı sevmez.Tom doesn't like to be alone.
Tom yalnız gitmek niyetinde değil.Tom doesn't intend to go by himself.
Tom onu yalnız başına yapsın.Let Tom do that by himself.
Tom'u yalnız bırak.Leave Tom alone.
Tom'un ne kadar yalnız olduğumu fark edip etmediğini merak ediyorum.I wonder if Tom realizes how lonely I am.
Tom Mary'siz yalnızdı.Tom was lonely without Mary.
Tom Mary'ye yalnız yüzmemesini söyledi.Tom told Mary not to swim alone.
Tom Mary'ye oraya yalnız gitmemesini söyledi.Tom told Mary not to go there alone.
Tom, Mary'nin yalnız gitmesinin tehlikeli olabileceğini düşündü.Tom thought it would be dangerous for Mary to go alone.
Tom, Mary'nin sınıfında en güzel kız olduğunu düşünmede yalnız değil.Tom isn't alone in thinking that Mary is the most beautiful girl in his class.
Tom Mary öldüğünden beri yalnız yaşıyor.Tom has been living by himself since Mary died.
Tom Mary'nin orada yalnız yaşamasından hoşlanmıyor.Tom doesn't like Mary's living there alone.
Tom Mary'ye kendini yalnız bıraktırmadı.Tom couldn't get Mary to leave him alone.
Tom Mary'den onu yalnız bırakmamasını rica etti.Tom asked Mary not to leave him alone.
Mary yalnız bir anne.Mary is a single mom.
Tom Mary'yi yalnız bulur bulmaz, ona kötü haberi söyledi.As soon as Tom got Mary alone, he told her the bad news.
İlgili Sayfalar