yalnız ile cümle

yalnız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Bütün arkadaşları eve gittiğinde o yalnız hissetti.She felt lonely when all her friends had gone home.
Yoko artık yalnız yaşamayı imkansız buluyor.Yoko found it impossible to live alone any longer.
Ailem uzakta bir yolculuğa çıktı ve evde yalnızım.My parents are away on a trip and I'm alone in our house.
Ebeveynlerim oraya yalnız gitmeme itiraz ettiler.My parents objected to my going there alone.
Dikkat! Yalnızca +18.WARNING - 18+ ONLY.
Biz insanlar bu sonsuz evrende yalnız mıyız?Are we humans alone in this infinite universe?
Yalnız yürümeyi seviyorum.I like walking alone.
Ben bütün bunların yalnızca bir oyun olduğunu biliyorum.I know that all of this is just a game.
Ben yalnızca ruhun saflığını arayan bir gezginim.I am just a traveller who seeks the purity of the soul.
Sen kendini yalnız hissediyorsun, değil mi?You feel lonesome, don't you?
Bu şehir sen olmadan soğuk ve yalnız.This city is cold and lonely without you.
O yalnız olmasına rağmen, o yalnız olduğunu düşünmüyordu.Though she was alone, I didn't think she was lonely.
O kızgın şekilde "beni yalnız bırak" dedi."Leave me alone," she said angrily.
Bu yalnızca onun şemsiyesi olmalı.This just has to be his umbrella.
Kitap rafında yalnızca kitaplar var.There are only books on the bookshelf.
Yalnız mısın?Are you alone?
Yalnız mısınız?Are you alone?
Yalnızca Fransızca değil, İspanyolca da konuşuyor.He not only speaks French, but he speaks Spanish, too.
Oraya yalnız gidiyorum.I'm going there alone.
O, yalnız kalınca mektubu açtı.As soon as he was left alone, he opened the letter.
Savaşın sonunu yalnızca ölüler görür.Only the dead have seen the end of war.
Ben yalnız bir adamım.I am a lonely man.
Toplantıda yalnızca altı kişi vardı.There were only six people at the meeting.
Mayuko yalnız yaşamaya dayanamaz.Mayuko can't stand living alone.
Yalnızca dondurmaları değil, dondurulmuş şerbet ve donmuş yoğurdu da severim.I like not only ice creams, but also sorbet and frozen youghurt.
Yaşlı adam yalnız yaşıyor.The old man lives alone.
O yalnız yürümeyi sever.She likes to walk alone.
Şehre yalnızca 2 mil uzaklıkta.It's just two miles to the town.
Yalnızca tek makam için üç yüz başvuru sahibi var.There are three hundred applicants for only one position.
Bunu yalnız mı yaptın?Did you make this yourself?
Orada yalnız yaşamaktadır.He lives there alone.
Ona beni yalnız bıraktıramadım.I couldn't get him to leave me alone.
Sensiz yalnızım.I'm lonely without you.
İlk bilgisayarımın yalnızca 128 kilobayt belleği vardı!My first computer had only 128 kilobytes of memory!
İyimserlik yalnızca bir bilgi eksikliğidir.Optimism is merely a lack of information.
Çocukken odamda yalnız başına kitap okuyarak çok fazla zaman geçirdim.When I was a child, I spent many hours reading alone in my room.
Yalnızca bir kez yaşarsın.You only live once.
Tek başıma olmam yalnız olduğum anlamına gelmez.Just because I'm alone doesn't mean I'm lonely.
Doktor hastanın yalnızca birkaç gün yaşayacağını vurguladı.The doctor emphasized that the patient only had a few days to live.
Yalnızca gerçek acı verir.Only the truth hurts.
Beni yalnız bırakın.Let me be.
Yalnız yaşamak istemiyorum.I don't want to live alone.
Yalnız olmayı sever misin?Do you like to be alone?
Tom Cuma gecesi yalnızdı.Tom was alone on Friday night.
Yalnızca 26 yaşında olmasına rağmen şimdiden zengindir.She's already rich even though she's only 26 years old.
Pek çok arkadaşı olmasına rağmen, o yalnız.Although he has many friends, he is lonely.
Diğer öğrenciler onunla konuşmadığından dolayı Mary yalnızdı.Mary was lonely because the other students didn't talk to her.
Evde yalnız olduğumda, ev çok sessiz.When I'm home alone, the house is too quiet.
Gece yalnız yürümek güvenli değildir.It isn't safe to walk alone at night.
Trajik haberleri duyduktan sonra, o yalnız kalmak için dışarı çıktı.After hearing the tragic news, he went outside to be alone.
Beni ilkel bir ormanda yalnız bırakarak kampa geri döndün.You went back to the camp leaving me alone in the primeval forest.
Yalnız yaşamam gerektiğinin tuhaf olduğuna inanmıyor musun?Don't you believe it is strange that I should live alone?
Yalnız olduğun zaman sıkılmadın mı?Don't you get bored when you're alone?
Yalnız olduğunda sıkılmaz mısın?Don't you get bored when you're alone?
Yalnız mı yaşıyorsun?Do you live alone?
Yumi oraya yalnız gitti.Yumi went there alone.
Ormanda yalnız başına yaşadı.He lived alone in the forest.
Sadece yalnız bırakılmak istediler.They just wanted to be left alone.
Sadece yalnız kalmak istediklerini söylediler.They said they only wanted to be left alone.
Onu kimin görebileceğine yalnız karar verdi.She alone decided who could see him.
İlgili Sayfalar